Türkiyeli Göçmenler

0
171

DAÜ VYK üyesi olduğum 2005 – 2009 döneminde, DAÜ’nün sorunları nedeniyle ara ara TC Büyükelçisi Sayın Türkekul Kurttekin ile toplantılarımız olurdu. Bir defasında bizleri Villa Fırtına’ya davet etmiş ve ağırlamıştı. Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları; sigara, rakı ve muhabbeti çok seven, babacan, bizlere yardım etmek üzere yanıp tutuşan, değerli bir şahsiyetti Türkekul Bey. Sanırım şimdilerde emekliliğinin keyfini çıkarmaktadır.

İyi saatte olsun, hoşsohbet Türkekul Bey’le bir sohbet sırasında söz Kıbrıs’taki Türkiyeli göçmenlere geldi. Kendisine, büyük bir devlet olarak TC’nin Kıbrıs’taki soydaşlarına sahip çıkmadığını, onları yalnız bıraktığını, sorunları ile ilgilenmediğini, ülkede en çok ezilen ve sömürülen, çocukları en fazla mağdur olan kitle olduğunu söylemiştim. Suça eğilim bu kitlede dikkat çekiciydi… Ve en önemlisi Türkiyeli göçmenlerin bu şekildeki mevcudiyetinin Türkiyeli – Kıbrıslı çelişkisini tetiklediğini dile getirmiştik.

Sayın Kurttekin de Elçilik olarak konuyu bilimsel olarak araştırmak ve önlem almak üzere bir bilim ekibini Kıbrıs’a davet edeceklerini ifade etmişti.

Geçenlerde, meslektaşım Dr. Mustafa Taşçıoğlu’nun tavsiyesi üzerine dikkatimi çeken bir kitabı satın aldım: “Kuzey Kıbrıs’ta Türkiyeli Göçmenler”. Yazarları, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş ve Doç. Dr. Semra Purkıs olan bu kitap, TÜBİTAK projesi olarak desteklenmiş. 2007 – 2009 yılları arasında Kıbrıs’ta geniş bir saha çalışmasına dayalı bu kuramsal ve pratik yönü kapsamlı eser, şu ana kadar bildiğim, alanında belki de tek ve en içerikli araştırmadır. Haziran 2014 tarihiyle 1. Basımı yapılan eser, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında yerini almıştır.
Kitabın sayfalarını çevirirken aklıma ilk gelen, acaba Türkekul Bey’in sözettiği araştırmacı bilim ekibi bu kitabı yazan ekip miydi?

Eserin, TÜBİTAK destekli olması, Türkiyeli aydınların Kıbrıs’a geleneksel “şaşı” bakışı ve  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında yayımlanması bir yana, Türkekul Bey’in o zaman ifade ettiği şekilde, Elçilik bağlantılı olması olasılığı, ilk bakışta bende bir ön yargı yaratmadı dersem yalan olur. Ama sayfaları okudukça tüm olumsuz ön yargım tamamen ortadan kalktı ve eserin bilimsel objektif bilgi ve yoruma dayandığı kanaatine vardım. Ve hatta o kadar geniş bir vizyona dayalı ki araştırma, dünyadaki göç olgusunu ve bu olgu içinde Kıbrıs’ta yaşanan iç ve dış göç olaylarının konumunu çok net olarak algılayabiliyorsunuz.

Kitapta, sağ ve sol çevrelerden işittiğimiz ne kadar teorik ve pratik söylem varsa, üzerinde titizlikle durulduğunu ve çözümlendiğini görebiliriz. Ortaya çıkan en önemli gerçek, 21. yy’da bile henüz kendi özgül sorunlarımızı, anlamak, tanımlamak, çözümlemek ve aşmak adına çok yetersiz akademik birikim sahibi bir ülke/toplum olduğumuzdur. Bu yetersizlik, siyasete, ekonomiye, sosyal politikalara ve gündelik hayatın kalitesinin artırılması çabalarına ket vuran belki de en önemli etkendir.

Kitaptan aldığım aşağıdaki alıntı sizce de çarpıcı değil mi?

“Araştırma başladığında Kıbrıslı Türk entelektüel arkadaşlarımızla Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a yönelik göçlere dair ortak “politik” bakış açımız, araştırmanın niceliksel ve niteliksel verisini toplarken günden güne farklılaştı. Araştırma sonuçlandığında elde ettiğimiz kapsamlı veri kuramsal olarak işlendikçe başlangıçtaki bakışımızın aşırı politik söylem bağımlı olduğunu fark ettik. Bu nedenle Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a olan göçlere ve göçmenlere dair ileri sürdüğümüz nihai yaklaşım, bu göçü sayılara indirgeyerek insansızlaştıran taşıma nüfus söylemine ciddi bir mesafe içeriyordu. Bu nedenle, göçmenleri sadece politik bir nüfus mühendisliği ile adaya aktarılmış ve Kıbrıs’ın demografik yapısını bozan unsurlar olarak gören politik söylemde ısrarlı olan Kıbrıslı Türk arkadaşlarımıza yaşattığımız hayal kırıklığı için ise gerçekten üzgünüz. (age. Önsöz, s. XVIII – XIX)”

Kıbrıs’ın özgün koşulları nedeniyle, göç ve göçmenlik sorunu, Kıbrıslı entelektüeller, politikacılar ve hatta insan hakları savunucuları tarafından bu güne kadar evrensel normlar kapsamında gereğince ele alınmamış olabilir. Bunun politik ve insani bedelleri de yıllardır ödenmektedir. Artık göç ve göçmenlik konusunda lâf değil iş üretmemizin önünde kendimizden başka engel yoktur. Annan planında göçmenlere tanınan uluslararası hukuksal kriterler ve sözettiğim araştırmada yazarların çizdiği teorik ve pratik yöntemsel yaklaşım, Türkiyeli göçmenlerere yönelik sosyo-politik projelerin gideceği yolun işaretlerini vermektedir.