TC Yardım Heyeti ve Siyaset

0
394

“Attan düştü akıllandı” diye bir söz var. Nedense hükümetten düşen her siyasetçimiz, TC Yardım Heyeti’nden, TC bürokrasisinden, askerinden ya da siyasetçisinden şikâyet etmeye başlar. ÖRP olayını ve diğer siyasi operasyonları da hatırlarsanız, Sayın Serdar Denktaş ve Sayın Özgürgün dâhil bu böyle olmuştur. Ama hükümette iken nedense bunlar ağıza alınmaz.

1970’lerden başlayarak başta CTP olmak üzere sol ve demokrat güçler, “BEY faşizmine” karşı bayrak açmış ve demokratikleşme talebiyle mücadele vermişlerdi. “BEY” kısaltması, Bayraktarlık (yani asker), Elçilik (yani TC Elçiliği) ve Yönetim (yani Kıbrıs Türk Liderliği) üçlüsünden oluşan iktidar blokunu temsil eden bir kavramdı.

Sonraları sözde, meclis, devlet, partiler, sivil toplum örgütlerimiz, meslek örgütleri ve sendikalarımız açıldı, büyüdü ve gelişti. Bu arada, BEY faşizmi kavramı unutuldu, söylenmez oldu. Halbuki o gün bugündür, BEY kavramıyla ifade edilen iktidar bloku devam ediyor. Tüm gelişmeleri kontrol eden, yönlendiren, etkileyen ve son kararı veren hep bu iktidar blokudur. Arada zaman zaman, CTP ve TKP de, “Yönetim” bölümüne ortak edilseler de esameleri pek okunmamış, bu yolla sadece ve sadece itibarsızlaştırılmışlardır.

BEY, belediyelerden muhtarlıklara, üniversitelerden ekonomik sektörlere, kültürden eğitime, iç siyasetten dış politikaya kadar her alanda yönetmeye devam etti. Son aşamada geldiğimiz noktanın çürüme ve yozlaşma olduğunu, sistemin artık sürdürülemez olduğunu dürüst olan her yurttaş ifade edebilmektedir.
Amma velâkin ki bu tesbitin gereği olan, “bu memleket bizim biz yöneteceğiz” olgusunu ete kemiğe büründürecek,

Ne tutarlı bir siyasal program, ne de halk desteğini arkasına alabilen siyasal bir kadro çıkarabilmiş değiliz. Bu da Kıbrıslı Türk sol ve demokrat kesimin zafiyeti olarak karşımızda durmaktadır.

Belli ki, bazı toplumsal kesimlerin ısrarlı muhalefeti dikkate alınarak, “TC Yardım Heyeti” ismi, değiştirilmiştir. Fakat hâlen bu kurumun fonksiyonu, BEY kavramı çerçevesinde, KKTC'de, gölge (aslında fiilî) kabine veya paralel hükümet olarak nitelendirilebilir.

Esas meselemiz olan, Kuzey Kıbrıs’taki BEY üçlü iktidar blokunun yozlaştıcı icraatlarının, etrafından dolanılmaya devam edildikçe de, bu zafiyet aşılamaz, çürüme devam eder.

Gerçek niyeti Türkiye ile dost ve kardeş ülke olmak ve eşitlik çerçevesinde stratejik ilişkiler kurmak olan herkes, şapkayı önüne alıp, 1974 sonrası yaşananları samimiyetle analiz etmelidirler. Kıbrıslılar ve Türkiyeliler, ayrımsız olarak…

Çeşitli strateji ve taktiklerle, BEY iktidar blokunun, bir şekilde yönetim ayağına dâhil olabilmiş TKP’nin ardılı TDP ve CTP, hâlihazırda yaşadıkları deneyimler ışığında radikal bir değerlendirme yapmış değildirler. Konunun etrafında utangaçça dolanılmaya devam edilmektedir.

Kuzey Kıbrıs’ta hükümete gelmek amacında olan siyasal hareketlerin önünde iki seçenek vardır: Ya BEY üçlü iktidar blokunun “Yönetim” ayağına “yamalanmak”; ya da bu bloku tasfiye edip “erk’i” ele almak…

BEY üçlü iktidar blokunun tasfiyesinin birincil adımı, adı değiştirimiş olsa bile fonksiyonu değişmeyecek olan, TC Yardım Heyeti’nin, Ankara’ya geri gönderilmesi ve Kuzey Kıbrıs – Türkiye ilişkilerinin bürokrasiden arındırılarak siyasi düzeye taşınması olmalıdır.

Noam Chomsky, en baskıcı yönetimlerin bile halk muhalefetini dikkate almak durumunda olduğunu söylemektedir. Öyleyse, muhalefetimiz bu kurumun fonksiyonu değişene ve Ankara'ya taşınana kadar devam etmelidir.

Kıbrıs’ın kuzey yarısında “erk” olmak, “muktedir” olmak niyeti olan siyasal hareketler artık bundan kaçınamazlar. Önümüzdeki dönemde siyasal mücadelenin zemini burada oluşacaktır.

Bu konuda yüreği atanları ve özellikle Türkiyeli demokratları da (eğer varsalar) yanımızda görmek isteriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here