Su Konusunda Dananın Kuyruğu Hafta Başı Kopacak

0
91

 

Su konusunda CTP Parti Meclisi dün akşam oldukça hararetli geçen bir toplantı yaptı.

Yaklaşık 3 buçuk saat süren toplantı sonrasında, parti öncelikle kendi içinde ayrı bir komite kurulmasına karar verdi.

Daha önce çalışma yapan Genel Başkan Mehmet Ali Talat Başkanlığı'ndaki komiteden biraz farklı oluşan bu komitede, 4 kişi var. Genel Sekreter Tufan Erhürman, PM üyesi Cemal Mert, Akademisyen Hasan Altıok ve BESKİ Başkanı Ahmet Benli.

Komite bugün yapacağı toplantıda anlaşmaya nihai şeklini vermeyi hedefliyor.

Daha önce bugün toplanacağı açıklanan UBP Yetkili kurulları toplantısı da CTP'deki gelişmeleri izlemek üzere ertelendi.

CTP kendi çalışmalarını tamamladıktan sonra, yarın hükümet ortakları ortaya çıkan sonucu değerlendirecek.

Ardından Pazartesi de öneri Türkiye tarafına sunulacak.

CTP PM'nin eğilimi süreci ikiye ayırmak. Öncelikle İrsen Küçük ve Cemil Çiçek arasında imzalanan protokol uyarınca, Geçitköy'e kadar gelecek suyun Türkiye'ye ait olacağından hareketle, Geçitköy barajından itibaren suyun Türkiye'den satın alınması üzerinde duruluyor.

Ancak Türkiye bugüne kadar hiçbir yerde suyun maliyeti ya da fiyatıyla ilgili bir açıklama yapmadı.

Özellikle yatırım maliyetlerinin tamamının yansıtılması durumunda, fiyatın oldukça yüksek olması bekleniyor.

Ancak CTP'nin önereceği uzlaşıda, Türkiye'nin talep ettiğinin aksine, bütün baraj, atık ve yağmur suları dahil, bütün yer altı ve yer üstü kaynakları, KKTC yönetiminde olacak. Dolayısıyla fiyat çok yüksek gelirse, bu suyun satın alınmaması seçeneği de doğacak.

KKTC'nin yetkili kurumu suyu aldıktan sonra ise, yatırım ve diğer faaliyetler için özerk, özel ya da farklı bir model konusunda kendi iç yönetimince karar vermesi gerektiğinin de açıkça metne konması talebi var.

Ancak ağırlıklı olarak üzerinde durulan, boru hattı yatırımları için özel bir şirketten hizmet alınması. Bunun için hazırlanacak ihale sözleşmesiyle, uluslararası ihaleye çıkılarak karar üretilmesi öngörülüyor. Ancak mülkiyet, yönetim ve işletme Geçitköy Barajı'ndan itibaren, KKTC tarafına ait olacak.

Eğer Türkiye tarafı, CTP'nin bugün son halini vereceği modeli kabul ederse, Mali Protokol de imzalanacak ve 13. maaşların da ödenememesine neden olan kriz son bulacak.

Ancak bugüne kadar gündeme gelen taleplere ve ortaya çıkan protokol taslaklarına bakıldığında, bu öneriler Türkiye'nin tavrından çok uzak görünüyor.

Ama özerk su kurumu sağlıklı bir şekilde hayata geçirilir ve şeffaf bir ihaleyle yatırımların da önü açılırsa, yönetim ve mülkiyet konusunda en azından kendi toprakları içinde söz hakkına sahip olabilir Kıbrıs Türk tarafı.

Bu suyun ki, gelecekte hattı daha değerli ve stratejik yapan unsurdur, başka ülkelere satılması durumunda da Kıbrıs Türk tarafının azami çıkarlarının gözetilmesi önemli.

Önemli bir değişiklik olmazsa, hafta başında kriz ya çözülecek, ya da krizin nedeni ortaya çıkacak.

Zira Türkiye'nin kendi toprakları üzerinde kendi su kaynaklarının yönetiminin KKTC'de olmasına itiraz etmesi, resmen başka bir anlam taşıyacak.

Bugüne kadar yatırım ve tahsilat konusunda belediyelerin yetersiz kaldığı, beceriksiz ya da batık olduğu üzerine inşa edildi, Türkiye tarafının itirazları. Ve çok da haksız değildi.

Şimdi suyun barajdan itibaren satın alınması, popülist tavırları engelleyecek bir faktör olacak. Uluslararası ihale de yatırım ihtiyacını karşılayacak ama yatırımı yapan, yönetim ya da işletmeye de dahil olmayacak.

Ve hafta başından sonra bir şey daha ortaya çıkacak;

Suyun Geçitköy Barajı'ndaki satış fiyatı da Türkiye'nin niyetine bir gösterge olacak. Suyun buradan bir özel şirket tarafından alınıp, karla satabileceği fizibilitede sağlanamaması da Türkiye'nin aslında belli bir özel şirkete menfaat sağlama niyetinin açık göstergesi olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here