Şansal: “Taşıma suyla değirmen dönmez”

0
146
Şansal: “Taşıma suyla değirmen dönmez”

Hasan YIKICI –Gazete360

Asrın Projesi olarak bilinen, Türkiye’den Kuzey Kıbrıs'a su getirme projesini ve Çevre Bakanı Hamit Bakırcı’nın suyun özgürlük getireceğiyle ilgili demeçlerine tepkiler gelmeye devam ediyor.
Biyologlar Derneği’nden sonra  Baraka Kültür Merkezi konuya ve Bakan’ın açıklamalarına tepki gösterdi.

 

“Bakan vahim bir noktadan bakıyor”

Gazete 360’a konuşan Baraka aktivisti Nazen Şansal, Çevre Bakanı Hamit Bakırcı’nın sözlerini değerlendirerek, Bakan’ın çevreye ‘vahim bir noktadan’ baktığını söyledi. Şansal: “Çevre Bakanı, Mardin’de yapılan Dünya Sulama Forumu’nda sarfettiği sözlerle, çevreye nasıl da vahim bir noktadan baktığını açıkça ortaya koydu. Bakanın, Türkiye’den adamıza su getirilmesini “özgürlük” olarak tarif etmesi, doğaya ve doğal kaynaklarla ilgili bilimsel etiğe değil “anavatana şükran” politikasına önem verdiğini net olarak gösteriyor” dedi.

 

“Ortadoğu’ya su satılmasına hazırlık”

Şansal, söz konusu projenin Kıbrıslı Türk halkını Ankara siyasetine daha da bağımlı kılacağını ifade ederek şöyle konuştu: “Asrın projesi” olarak da dillendirilen bu proje, zaten 74’ten beri üretimden koparılan, kendi coğrafyasına, toprağına yabancılaştırılan Kıbrıslı Türk halkını, Ankara siyasetine daha da bağımlı kılacaktır.”
Bakan’ın açıklamalarına da atıfta bulunan Şansal,“’özgürlük’ denen şey aslında sermayenin özgürlüğü olacaktır çünkü bu proje, suyun ticarileşmesine, özelleşmesine, ülkemiz kullanılarak Ortadoğu’ya su satılmasına bir hazırlıktır” şeklinde konuştu.

“Doğal dengeler hiçe sayılmakta”
Proje’nin Anadolu topraklarında ve Akdeniz’de ekolojik tahribat yaratacağını dile getiren Şansal, projeyle birlikte doğal dengelerin hiç sayıldığını söyledi.

 

“Kıbrıs üzerinden başka ülkelere satılabilecek”

Anlaşmanın bazı noktalarına da değinen Şansal, tüm tesislerin mülkiyetinin Türkiye’ye ait olduğunu ve ticari amaçlarla başka ülkelere de su satılabileceğine dikkat çekti. Şansal: “Türkiye’yle yapılmış olan anlaşmaya göre; proje kapsamında deniz altında ve ülkemizde inşa edilecek tüm tesislerin mülkiyeti TC’ye aittir. TC’nin ülkemize ticari amaçlarla getirdiği suyu, topraklarımızı ve boru hattımızı kullanarak üçüncü ülkelere satma hakkı olacaktır. Andlaşmanın 3’üncü maddesine göre ise; suyun satış bedeli, yatırım, finansman, işletme ve yenileme maliyetleri hesaba katılarak ve üzerine kar koyularak belirlenecektir” şeklinde konuştu.

 

“Su, bulunduğu ortamın asli unsurudur”

Ekolojik dengenin olumsuz etkileneceğine de vurgu yapan Şansal, suyun bulunduğu ortamdan başka bir yere taşınmasının doğru olmadığının altını çizdi.
“Ekolojik denge bakımından su, bulunduğu ortamın asli unsurudur, yatağının değiştirilmesi, bulunduğu alandan başka bir yere taşınması doğru değildir” şeklinde konuşan Baraka aktivisti, “suyun kullanımı, ekolojik, çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlikten uzak ele alınırsa er ya da geç insan yaşamı da olumsuz etkilenecektir” ifadelerinde bulundu.

 

Proje için Türkiye’de köyler boşaltıldı.

Kuzey Kıbrıs’a su getirilmesi için Anamur’da dört köy boşaltıldığını ve sular altında kaldığını sözlerine ekleyen Şansal, “İnsanlar, bir daha geri dönememek üzere evlerini, köylerini, geçmişlerini terk etmek zorunda bırakılmıştır. Kıbrıslı Türk halkı, bu tramvatik duyguyu çok iyi bilmektedir” şeklinde konuştu.

 

“Taşıma suyla değirmen dönmez”

Şansal ‘Asrın Projesi’nin ayrıca siyasal olarak Türkiye’ye daha fazla bağımlılık getireceğini de dile getirerek şunları kaydetti:  “Bunların yanı sıra, eskilerin dediği gibi taşıma suyla değirmen dönmeyecek ve Anadolu’dan getirilecek suyun ve boruların bir ömrü olacaktır. Bu ömür bazı kaynaklarda elli yıl olarak belirtiliyor. Sonrasında ise adamız, en temel yaşam maddesi olan suyu ile de Türkiye’ye bağımlı hale gelmiş olacak ve millerce boru ve atık Akdeniz’de bir çöp yığını olarak kalıverecektir.”