Sanayi Bölgesini Oradan Kaldırmalıyız….

0
119

Sanayi Bölgesi’ni Oradan Kaldırmalıyız….Askeri Törenlere Engel Oluyor…

Bundan birkaç yıl önce “yazmaktan” ve ekranda görünmekten vazgeçmeye karar verdiğimde; toplumdaki  “umutsuzluk” halinin “boş vermişliğe” hatta “lakayt”lığa yöneleceğini, gündelik yaşam alanlarımızın  “pejmurde”liğin  “peyzaj”ına dönüşeceğini asla hesap edememiştim…

Şimdi yeniden “klavye”ye on parmakla yüklenirken, “Küçücük şeyler”den söz etmeye, hedef küçültmeye, aza kanaat getirmeye, küçük ülkenin büyük politikacılarından büyük laflar dışında çözümler ya da yaklaşımlar beklememeye karar verdim.

Tabii biliyorum, bu iş çok zor olacak…

Herkes “Büyük” düşünürken, büyük işlerle uğraşırken, hatta “büyük fotoğrafı” görmeye çalışırken, bizim küçücük işlerle didinmemiz, yetinmemiz, küçük çözümler, pratik çözümler, teknik çözümler talep etmemiz, biraz tuhaf kaçacak, bunu şimdiden duyumsuyorum…

Ama olsun…

Bir kenarcığından tutalım, bakalım nereye varabiliriz?

Konu; törenler ve provalar… Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı üzerinde “Tören Provası” yapılacağı gün, başkentte müthiş bir trafik kaosu yaşanıyor… Üniversite hastanesinde randevusu olan hasta, Girne’den gelip Ercan’a gidecek turist yolcu, üniversite öğrencileri, Sanayi Bölgesi’nde çalışan ya da iş yaptıracak olan yüzlerce kişi, Mağusa limanına yük taşıyan Güzelyurtlu kamyoncu, BRT’de, Kıbrıs TV’de programa katılacak konuklar, Veteriner Dairesi’nde işi olanlar, bu kaosun içinde dört dönerler… Kornalarına hafifçe basarlar, yüksek olmayan seslerle küfür ederler, ama bu soruna “pratik” bir çözüm bulmak, kimsenin aklına gelmez…

Bu ağır stres; “Büyük mesele” kategorisine girdiği için, politikacı konuya dokunamaz… Askerle bu konuyu konuşup çözüm arayan, ya da askerle bu işi konuşma cesareti olan bir “politikacı” henüz anasının karnından doğmadı…

15 yıldan beridir, bu konuda onlarca yazı yazdım… TV’de rahmetli Cumhurbaşkanı Denktaş’la bu konuyu tartıştım. TC Büyükelçisi Ertuğrul Apakan’a “Açık mektup”lar yazdım. Törenler bu caddeye taşındığında, Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi idim. Konunun Belediye’de ele alınmamasını protesto ettim. Hiçbirisi bir işe yaramadı…

İdari otorite;  benim ve benim gibi yüzlerce kişinin günlük yaşam kalitesini mahvediyor. Politika kurumu, siyasal partiler bu işe hiçbir çözüm bulamıyor… O zaman anlıyorsunuz ki “yazmanın” bir kuruşluk yararı bile yok…

Şimdi ne yapıyorum? Kendimi “tekrar” ediyorum… En korktuğum şeyi yapıyorum… Ama bu “sorun” ne yazık ki yerinde duruyor…

Bazen sabah 08.00’de, bazen 07.30’da yollar kapanıyor. Bazen; yolların kapanacağı açıklanıyor, bazen açıklanmıyor. Bazen açıklanan saatten önce kapanıyor. “Aman yollar kapanmadan yetişeyim” diyerek Gönyeli Çemberi’ne gittiğinizde bile görevli polis “Saatinden önce” yolu kapattığı için gerisin geriye dönmek zorunda kalabilirsiniz.

Konunun çözümsüzlüğünden bıkıp usandığım bir aşamada, “Madem ki tören alanını başka bir yere taşıyamıyorsunuz, vatan millet bu kadar önemli, sanayi bölgesini buradan kaldırın, tanklar toplar tüfekler rahatça resmi geçit yapsın, üretim yapmasak da tören bize gerekli…” diyerek tersten önerilerde de bulunmuştum… Bu da bir işe yaramadı…   

CTP’nin kürümü ile idareye yerleştiği yıllarda, farklı bir “hassasiyet”le konuyu ele alacaklarını zannederek, Başbakan Soyer’e de çağrılar yapıyordum yazdığım köşelerden… Bu konuda bir milim bir “farklılık” ortaya koymadılar ne yazık ki…

Ama sayıları on binin üzerinde olan bir kitle, yılda 10-15 kez bu çileyi çekiyor, bu rezilliği yaşıyor…

Peki, önerim ne? Bu iş nasıl çözülecek?

Tabii “Büyük düşünenler”in yolundan gidecek değilim… Benim önerilerim “küçücük” ve “pratik” olacak…

Cesaret ve kararlılık gerektirmeyen, askerle dalaşmayı devre dışı bırakan, bizim “sistem partileri”nin uygulayabileceği öneriler…

Geçtiğimiz günlerde; vurgun yemiş gibi, bizi aniden uyandıran, sanki başımıza ilk kez geliyormuş gibi sarsan, TV sunucularının “Ah vah” çekerek sızlandıkları “30 Ağustos provası” sonrasında “Büyük”lüğü nominal değerlerin çok üzerinde öneriler ortaya atıldı…

Askeri törenlere son verilsin, dendi… Yok ya… Gümrükte TOMA’yı durdurmak gibi bir şey bu… İdaremizin “egemenlik” alanı içinde değil…

Mecburi askerlik kaldırılsın, dendi… Bu da bizim “egemenlik” alanımız içinde değil…

Tören provaları kaldırılsın, dendi… Bu konuda da bir “egemenlik alanı”mız yok…

Peki, o zaman; bizim “idare”ye ne kalıyor? Tabii ki işin “küçücük” kısmı…

İşte bu yüzdendir ki ben CTP zamanında bile “Büyük taleplerde” bulunmuyordum… Ya ne diyordum?

-A idareciler; ne olur, birkaç gün önceden bu yolun girişine kocaman bir tabela koyunuz, yolun kapanacağı saatleri yazınız da vatandaş işini ona göre ayarlasın…

Töreni, bu alandan kaldıramıyorsun, başka yere taşıyamıyorsun, askerle konuşmaktan çekiniyorsun, prova saatlerini ayarlamayı beceremiyorsun, polise hükmedemiyorsun… O halde sana “çapın kadar” bir öneride bulunuyorum…  Ama sen, bunu da yapmıyorsun…

Biz de, meselenin “aslı” çözülene kadar, yani askersizleştirmeye kadar mücadeleye (eziyete) devam diyoruz. O zaman tören mören de olmayacak, rahatlayacağız…

Gündelik yaşamın kalitesi mi? Onu çözmek, “küçücük işlerle uğraşmak”, meselenin aslından, özünden uzaklaşmak  demektir.

İşte ben de galiba bunu yapıyorum. Elimizden ancak bu kadarı geliyorsa, “naaabacan…” diyerek bu kadarcığını olsun yapalım, diyorum…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here