Olmayan KKTC

0
1965

KKTC’li aydınlar, gazeteciler Türkiye’de yargılanıyor.  Öyle büyük bir ülke düşünün ki lideriyle aynı fikirde olmayanları terörist ilan ediyor ve hatta onların, kendi ülkelerinde iddia edilen suçlardan, yeterince iyi yargılanamayacakları kanısına vararak, Türkiye’de yargılatıyor.  Sırf sizinle aynı fikirde değil diye birini hapse atamazsınız.  Bahaneler bulup insanları hapse tıkamazsınız.  Yüzde 99’a karşı fikirler besleyen yüzde 1’i, eşit vatandaşlık ve temek hak ve hürriyetler esasında korumak, devletin en önemli görevidir.  Demokrasi budur ve bu da mücadele ister.  Devlete veya hükümete rağmen bu mücadeleyi yürütecek olan da vatandaştır.  O fikri savunmasanız da o kişileri sevmeseniz de onların fikir beyan etme hakkını savunmak bir insanlık ve vatandaşlık görevidir.  Bir gün gelir siz de azınlıkta olursunuz ve sizinle aynı fikirde olmayanların size verdiği destek, hayatınızı kurtarabilir.

 

Ne oldu KKTC’ye?  Hani KKTC dört başı mamur, egemen, ayrı bir devlet idi?  Hani milyon kere ‘Rumlar bizi muhatap alsın!; biz kendi devletimizi kurduk; biz, parlamenter sistemle yönetilen bir demokratik ülkeyiz!’ dediniz.  Alın size egemen devlet, alın size, sizi Rumlardan kurtarmış Türkiye?   Ama esasen alın size bir müstemleke!   Hepimizi ve hepinizi sıraya dizecekler.  Kültür, fikir, köken, şive, yemek, gelenek vs hepsinin üzerinden buldozerle geçecekler.  Kim mi geçecek?  Türkiye’nin AKP’si.  Kendi halkının yarısını terörist ilan edenler, KKTC gibi var ama yok bir ‘toplumdan’ mı çekinecek?  Bakınız devlet filan demiyorum.  O eşiği zaten yüzlerce sefer geçtik.  KKTC yüzlerce defa Türkiye tarafından aşağılandı.  Hem siyasileri hem kurumları hem Cumhurbaşkanı Akıncı hem de besleme denerek Kıbrıstürkü…..’Sizi Rumlardan koruyoruz bahanesiyle’ adaya yerleşen, Akdenizin en önemli yerine oturmuş olan Türkiye, Kıbrıslıtürklerin ikinci bir sınavı olacaktır.  Keşke böyle olmasaydı.  Keşke Türkiye, Atatürk’ün yolundan, bilimden, laiklikten bu kadar uzaklaşmasaydı ama bu altyapı onlarca yıl içinde hazırlandı.  Pek çok insan bizim bahsettiğimiz konularda bir yanlışlık bir problem görmüyor.  Normal olan artık devleti eleştiremezsin, hükümeti eleştiremezsin, binlerce örnek var gözümüzün önünde hapse tıkılan.  Yazıp çizdiği için bu hallere düşen ama onurlu insanlar var.

 

Siz de çocuklarınıza diyor musunuz, ‘Aman çocuğum, sosyal medyada bir şey yazma, aman çocuğum o yazdığını kaldır, aman suya sabuna dokunma, yazsan ne olur yazmasan ne olur?’  diyor musunuz?  Kendinizi ve etrafınızı sansüre, otosansüre, kontrollü yazmaya mecbur hissediyor musunuz?  İşi yazı yazmak olan bir insan için bunun ne denli ağır bir yük olduğunu bilmem, anlayabilir misiniz?

 

Afrika gazetesini yargılıyorlar, KKTC’li vatandaşları yargılıyorlar.  Türkiye’ye ters konuşan, bir bahane bulunup mahkeme kapılarında sürünmekle adeta tehdit ediliyor.  Sen, bu kadar oku, et, iş, güç sahibi ol, duyarlı bir vatandaş ol; sonra fikir belirtmek yasak ama.

 

Hükümetteki insanlar pek sus pus!  Biraz Sayın Kudret Özersay konuşuyor.  Ama onun ağzından çıkanlar da bana kalırsa pek iç açıcı değil.  BM’yi reddediyor.  Reddedilmeyen tek şey Türkiye’nin KKTC’ye uyguladığı baskı.  Reddedilmeyen tek şey Türkiye’nin 38 yıldızlı otelleri ve casinoları.  Reddedilmeyen tek şey bunların getirdiği organize suçlar.   Kudret Özersay, maaşların arttırılan bölümlerini bağışlayacaklarını söylüyor.  Arkadaş, Sayın Hocam, ev yanıyor; sen diyorsun ki resim tablosu yan durmasın’’.  Tufan Hoca ne yapıyor?  Hukukçu akademisyen başbakanımız ne yapıyor?  Kıbrıslıları yargılayamazsınız diyor mu?  ‘Dost Türkiye, haddini aşıyor!’ diyor mu?  Ya da Kudret Hoca’yı hiç uyarıyor mu?  Hükümette yer alanların hepsi ayrı, şaşkın ve kopuk gibi hissediyorum.  Eğer o meclis denen yerde, Kıbrıstürk’ünün şu en temel hakkını koruyamıyorsanız, ne yapıyorsunuz?   Büyük umutlarla geldiniz, güzel şeyler de yaptınız ama esas problemlerden kaçıyorsunuz.  Sizin kaçmanız ve kaçınmanız toplumu sessizleştirir.  Halbuki ileri atılsanız, KKTC yargısının gerekli yerde gerekli mahkemeyi yapacağını, KKTC savcı ve yargıçlarının vicdan, anayasa ve kanunlar çerçevesinde hareket ettiğini niye söylemiyorsunuz?  Ama durun, belki bu da doğru değil, kısa süre önce istifa eden Yargıç Reynar’ın söylediklerini bir hatırlayın.  Yok saydınız söylenenleri ve yazılanları.  Ama şimdi yumruğunuzu masaya vurun.  İşte gerçekler tokat gibi iniyor.  Her yanlış başka bir yanlışı tetikliyor.  Pasaportsuz girişler, elma şekeri gibi dağıtılan vatandaşlıklar, oturma izinleri, bağımlı ekonomi, bağımlı siyasal erk…..bir gün o mecliste Kıbrıslıtürk azınlıkta kalacak.  Yazık değil mi Kıbrıs şehitlerine, çocuk yaşta siperlere girenlere, okullarını bırakıp savaşa gelenlere….Varolmak için verilen savaşların sonunda gene ve hala varolma savaşı mı verecekti Kıbrıstürkü?

 

KKTC’nin bir devlet olmadığını hepimiz biliyoruz.  KKTC, mecburiyet ve siyasi ihtiraslardan doğan, Denktaş Bey’in Türkiye’nin dahi istememesine rağmen milliyetçi rüzgarları arkasına alıp, yaşanmış olan travmaları ve savaşı suiistimal ederek kurduğu, kurulduğu şekil itibariyle BM’nin self-determinasyon ilkesi ile de uyuşmadığı için asla kabul görmeyecek bir yapıdır.  Bunun bilincinde olup insanları boşuna oyalamayın.  İnsanları olmayan gerçeklerle kandırmayın.  Kıbrıstürkünün varoluşu, eriyip erimemesi artık yegane sorumluluğunuzdur.  1950lerden beri verilen bir mücadele var.  Bu mücadeleye saygı duyun ve gereklerini yapın.  ‘DUR’ denmesi gereken yerlere dur deyin.  Müsade ettiğiniz kadar sömürüleceksiniz.