Murat ÇETİN Yazdı: “Demokrasiyi Pakete Sığdırmak”

0
207
Murat ÇETİN Yazdı:

Çelişkiler yumağının içinde kördüğüm olduk iyice.

Ülkenin ‘demokratik’ bir cumhuriyete dönüşmesi çabalarıyla, demokrasiden ‘hızla uzaklaşması’ gerçeği aynı anda yaşanıyor.

Meşhur bir televizyon karakteri ağzıyla söylersek:

Hükümet Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyor ama özgürleşmesini istemiyor…

Demokratikleşmeyi ‘sürprizli’ paket yapıp halka reformlar vaat eden de, mevcut hak ve özgürlüklerin özellikle son aylarda hiçe sayılmasına göz yumup neredeyse bu duruma destek veren de aynı iktidar.

Kürt sorununda çözüm sürecini başlatan da, eylem ve söylemleriyle çözüme ayak direten de aynı iktidar.

Geçen hafta “Türkiye’yi bir üst sınıfa taşıyan bir paket hazırladık” diyen de “tinerci değil, dindar bir nesil istediğini” bir kez daha yineleyerek kendisine benzemeyen herkesi her zaman yaptığı gibi aşağılayıp ayrıştıran da aynı insan.

Ülkede bir yandan olmayan ‘izinsiz gösteri’ aldatmacası altında insanlar öldürülüyor, yaralanıyor; diğer yandan ölüp yaralananlar suçlanıp, öldürüp yaralayanlar bırakın cezalandırılmayı, bir de üstüne teşekkür edilerek para ödülüyle teşvik ediliyor.

Haliyle AİHM’in ‘hak ve özgürlük ihlallerinden’ Türkiye’yi mahkûm etmediği neredeyse tek bir gün bile yok. Türkiye’nin yıllardır AİMH’de hep şampiyonluğa oynaması demokrasi sevdasından değil elbette…

Bir yandan ‘ileri demokrasi’yi tesis ediyoruz diye sürekli övünürken öte yandan en temel insan hakkı olan ifade özgürlüğü iktidarı övdüğün sürece işliyor. İktidarı beğenmeyip bunu yüksek sesle söyleyenleri en hafifinden işsizlik karşılarken, iktidar imkânlarından mahrum kalmamak için en gözde pozisyon ‘iktidarı eleştirenleri gözü kapalı eleştirmek’ oluyor.

Nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’…

Şunun da altını çizmek lazım… Elbette hak ve özgürlükler noktasında atılacak her adım takdir edilir, desteklenmelidir. Ancak hükümetin 11 yıllık iktidar döneminde imkânı varken yapmadıkları ve mevcut hak ve özgürlükleri iyice gerilettiği düşünülünce paketten umutlu olmak çok büyük bir iyimserlik. 

Fazladan demokrasi elbette göz çıkarmaz ama sadece barışçıl bir demokrasi isteğiyle sokağa çıkıp da gözü çıkanların hakları pakette yer alacak mı, bu da paketi ‘şüpheli’ yapıyor.
Kısacası, gizli kapaklı hazırlanışı, içeriği, bir türlü açılamaması, açılsa da Anayasa Referandumu’ndan sonraki ‘yapılmayanlar’ dikkate alınınca, dağın fare doğurma ihtimali yüksek gözüküyor.

 

Bize Dünya’nın Paketi Lazım

Biz paketi sallayarak içinde ne var diye tahmin yürütürken, başbakanın lütfedip bize bahşettiği temel hak ve özgürlüklerin hukukun güvencesine kavuşması medeni dünyada yüzyıllar öncesinde gerçeklemiş ya, en çok da bu can sıkıyor.

Demokratikleşme yolculuğumuzda ‘insan haklarını düzenleyen metinlerin başlangıcı’ kabul edilen ve 1215’te imzalanan Magna Carta’yla ya da ‘keyfi olarak tutuklanmama ve cezalandırılmama hakkı’nın geldiği 1679’daki Habeas Corpus’la yolumuz kesişmedi belki ama 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne, daha sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne imza koyduk.

Sonrada imzamızın arkasında durmadık.

İmzalar kâğıt üstünde kalıp, yasalar hayata geçmediğinden zaten AİHM’de en çok ceza yiyen ülke olmaktan kurtulamadık.

AİHM kararları da diğer demokratikleşme göstergeleri de Türkiye’nin daha çok pakete ihtiyacı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Üstelik durumumuz giderek kötüleşmekte…

Özgürlük Evi Demokrasi Endeksi’nde Siyasi Haklar’da 2002’de 7 üzerinden 4 puan alarak ‘sınırlı demokrasi’ çıkan Türkiye 2012 ve 2013’te gerileyerek 3’e düşmüş.

Sivil Özgürlükler’de 2002’de 7 üzerinden 5 iken, 2013’te 4’e gerilemiş.

Ekonomist Dergisi Demokrasi Endeksi’nde 2012’de 10 üzerinden 5.76 puan alarak 167 ülke arasında 88’inci olan Türkiye ‘otoriter eğilimler taşıyan melez demokrasi’ olarak nitelendirilmiş…

Dünya Adalet Projesi Endeksi’nde 2012’de 97 ülke arasında Temel Haklar’da 76’ncı, Sivil Özgürlükler’de 44’üncü, Düzen ve Güvenlik’te 70’inci ve Adalet Sistemi’nde 71’inci sırayla ‘sınırlı adalet’ sahibi bir ülke olmuş Türkiye…

Demokrasiyi ileriye taşıyalım derken son on yılda evdekinden de oluyormuşuz haberimiz yok…