Kyriakos Pierides, Yeni Müzakere Dönemini Yazdı

0
143
Kyriakos Pierides

 

Kıbrıs Sorunu konusunda çok uzun yıllardır süren müzakerelerin önümüzdeki aylarda yeniden başlaması bekleniyor.

Peki bu tur görüşmelerde geçmişteki görüşmelerden daha farklı neler olabilir?

Benim düşünceme göre, Kıbrıs Sorununun çözümü ve adanın yeniden birleşmesinde,  her zamankinden daha gerekli, daha zorunlu olabilecek olan yeni unsur, ekonomi etkeni ve AB’ye bir bütün olarak katılımdır. Kıbrıs

Sorununun çözümündeki en temel siyasi parametreler herkes tarafından çok iyi biliniyor:

1. Kıbrıslıların ortak devleti, BM tarafından da belirlendiği şekilde federal bir yönetim oluşumu içerisinde bir tane olacaktır, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı iki kesimli, iki toplumlu Federal bir devlet olacaktır.

2. Kıbrıs gerçek anlamda askersizleştirilecektir. Avrupa güvenlik sistemine ve büyük olasılıkla NATO’ya katılmış olacak olan bir Kıbrıs, adanın askeri yüzleşme veya rekabet alanına dönüşmesine nihai son vererek 60 Anlaşmalarını da zenginleştirmiş olacaktır.

3. Zaman zaman tartışılan toprak ve mal varlığı konularında düzenlemeler olacak ve birleşik Kıbrıs’a izin verecek oranda bu konularda birbirlerine yaklaşacaklardır. Aşamalı olarak ve gelişme kaydederek, makul bir zaman süresi içerisinde kişisel özgürlükler iade edilecektir. Bir taraftan geçici maddelere izin veren ama diğer taraftan da topluluk kanunlarının kati biçimde uygulanmasını öngören Avrupa Birliğinin kazanılmış hakları temel bir emniyet sübabıdır.

Yeni dünya ekonomik koşulları içerisinde, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi ve adanın bütününün otomatik olarak Avrupa Birliğine katılımı ülke, bölge için büyük bir kazanımdır.

Farklı millet veya toplumlardan küçük ülkelerin  dünya rekabeti içerisinde sadece tek bir hayatta  kalma yolu vardır: daha geniş milletlerüstü gruplara katılım. 

Tüm Avrupa devletleri uzun zamandan beridir Avrupa Birliği’ne katılmayı tercih etmişlerdir. 80 milyon ve 60 milyonluk nüfusun devletleri olan aşırı güçlü Almanlar ve İngilizler de böyle yapmıştır. Ayrıca 16 milyonluk nüfusu olan Hollandalılar, 10 milyonluk nüfusu olan Yunanlılar da bunu tercih etmiştir ve alan ve nüfus olarak küçük ülkeler olan Portekizliler, Belçikalılar, Hırvatlar, Slovaklar ve Maltalılar da böyle yapmışlardır.

Aynı duruma, başarılı ekonomisi ve kalabalık iş gücü ile çok güçlü bir bölgesel güç olmasına rağmen, AB ile ilişkilerini ilerleten Türkiye de inanmaktadır.

Birleşik bir Kıbrıs’ın dünya ekonomisinden dışlanmaması için Avrupa Birliği içerisinde güçlendirilmesine ihtiyacı vardır. Avrupa boyutu zaten 1999 – 2004 döneminden beri görüşmelerin bir parçasıdır. Bugün bu boyut egemen boyuttur çünkü Kıbrıslıların ortak devletinin ekonomik olarak yaşayabilirliği ve Kıbrıs’ın son 10 seneden beridir temelden değişen dünya talepleri ile mücadele edebilecek yeterliliğe sahip olup olmadığı ile şekillenmektedir.

Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, görüşmelerde AB’ye daha aktif bir katılımı destekliyor.

İnanıyorum ki, Avrupa Komisyonu Başkanı J.M.Barosso’un özel bir temsilcisinin görüşme masasındaki katkısı, karşılıklı faydalı düzenlemelerin biçimlendirilmesi için çok değerli ve önemli olur.

Tabi ki eğer bu sorumluluğu iki tarafça karşılıklı olarak kabul gören, İspanya, Fransa, İtalya, Belçika gibi dost ülkelerinden eski bir başbakan veya Dışışleri Bakanı gibi Avrupa ülkelerinden güçlü bir kişi üstlenirse, iki toplumun da bir anlaşmaya ulaşmasına daha çok yardımcı olur.