İki Almanya’nın birleşmesinin yıldönümü

0
147
İki Almanya'nın birleşmesinin yıldönümü

"Birleşmenin Şansölyesi" olarak adlandırılan eski Almanya Başbakanı Helmut Kohl, birleşme ertesinde Almanya’nın yeni 6 doğu eyaletinin ‘serpilip gelişeceğini’ vaat etmişti. Ancak birleşmenin ilk yıllarında altyapı iyice köhneleşti, firmalar birbiri ardından iflasa sürüklendi, genç nüfus arasında işsizlik arttı, başka kentlere göçler başladı. Hatta bazı bölgeler ıssızlaşma tehdidi ile karşı karşıya kaldı.

Peki birleşmenin yıldönümünde durum nasıl? Eski Başbakan Kohl’ün vaatleri yerine geldi mi? Merkezi Köln’de bulunan Alman Ekonomi Enstitüsü’den (IW) Klaus-Heiner Röhl bu sorulara olumlu yanıt veriyor:
"Bu serpilip gelişen bölgeler bir anlamda gerçek oldu. Doğu eyaletlerindeki işsizlik rakamları düşüşe geçti. Alt yapı iyi durumda görünüyor. Bulundukları yerler ve kapasiteleri ölçü alınacak olursa firmaların da durumu batıdakilerden daha kötü değil. Yani aslında doğunun yeniden kalkınması tamamlanmış oldu."

Doğu eyaletlerine yatırım
Azımsanmayacak sayıdaki doğu Alman işletmesi, örneğin geleneksel işletmelerden sayılan Carl Zeiss ve Jenoptik, keza birleşmeden sonra oluşturulan Roth&Rau ve otomativ sanayindeki tedarikçi firma Mitec Grubu da dünya zirvesine ulaşmayı başardı. Bunun ötesinde büyük otomobil üreticilerinden Volkswagen ve BMW ya da Daimler’in Almanya’nın doğusundaki yatırımlarını da unutmamak gerekir.

 

Bu sektörler dışında güneş ve rüzgâr enerjisi sanayinin doğu eyelatlerindeki girişimleri de başarılı yatırımlardan sayılıyor. Alman Ekonomi Enstitüsü’den Klaus-Heiner Röhl, bu gelişmeler sayesinde doğu eyaletlerinde göçlerin azaldığına, hatta Saksonya eyaletinin yeni göç bile aldığına dikkat çekiyor. Ancak Röhl, doğunun kalkınmasındaki başarı öyküsünün altını çizmesine rağmen, bu başarının doğu ile batıda kişi başına milli gelirin eşit olması sonucunu vermediğini teslim ediyor ve "Bir zamanlar öne konulan hedef aslında buydu" şeklinde konuşuyor.

Milli gelir farkı
Alman Ekonomi Enstitüsü’nün bir araştırmasına göre Almanya’nın yeni eyaletlerindeki kişi başına milli gelir hâlâ batıdaki düzeyin altında kalmayı ısrarla sürdürüyor. Başka türlü söylenecek olursa, bir doğu Alman, bir batı Alman’ın ortaya çıkarttığı milli gelirin ortalama sadece üçte ikisine ulaşabiliyor. Klaus-Heiner Röhl, bu orantısızlığın yapısal farklılıktan kaynaklandığı görüşünde:
"En belirgin farklılık, doğudaki büyük işletmelerin, holdinglerin, bankaların ve sigortaların eksikliğinden kaynaklanıyor. Tüm bu işletmeler milli gelire devasa katkıları olan kuruluşlar ve bunların merkezleri hâlâ Almanya’nın batı eyaletlerinde bulunuyor."

Alman ekonomi uzmanı Röhl, bu durumun değişmesinin de pek mümkün görünmediğini belirterek, bunun nedenini, 'Siemens firması neden Münih’i terk etsin ya da Deutsche Bank Frankfurt’tan ayrılsın ki?" sözleriyle izah ediyor.
Röhl, kişi başına düşen milli gelirdeki farklılığa rağmen, ücretlerde denkleşmenin epeyce ilerlemiş durumda olduğunu belirtiyor ve "Doğu’daki ücretler, batıdaki düzeyin yüzde 80’ine denk düşüyor" diye konuşuyor. Röhl toplu iş sözleşmelerindeki ücret denkleştirmesinin yüzde 97’lere kadar vardığını da anımsatıyor. Bunun da özellikle Almanya’nın doğusundaki kamu sektörüne yapılan para trasferlerinden kaynaklandığını belirtiyor. Şimdiye kadar batıdan doğuya yapılan para trasferlerinin toplam iki trilyon euroyu bulduğu saptanıyor.

Yapılan anlaşmalar uyarınca doğunun kalkınmasında kullanılan ödentiler 2019 yılına kadar devam edecek. O tarihten itibaren de Almanya’nın doğu ile batı eyaletleri arasında finans eşitliği sağlanmış olacak.
© Deutsche Welle Türkçe