Halk Cemaat ve Toplum Üzerine

0
160

2100 yılında Turizm faaliyetleri

Bugünü hallettik de 2100 yılını düşünüyoruz sanmayın. Ütopik bir düşüncedir sadece benimkisi!..

Bu yazımda tamamen bir hayal ancak gerçekleşmesini değil  GERÇEKLEŞMEMESİNİ canı gönülden dilediğim bir kurguyu dile getirmek amacındayım.

Lafı  fazla uzatmadan  bahsettiğim yılın ilk bahar aylarına gidelim.

Bilirsiniz Kıbrıs’ın en güzel zamanları bu aylardır. Politik durumun ne olduğunu şu anda hiç kimsenin kestiremediği gibi benim de bu konuda ahkam kesmem doğru olmaz sanırım. 

Tabii o güne kadar medeniyet canavarının sebep olacağı söylenen buzulların erimesi nedeniyle suların yükselmez ve bu nedenle Kıbrıs’ımızın  tamamen sulara gömülmez veya dağlar bölgesinin çok küçük bir kısmı dışında sular altında kalmazsa…

Her bölgenin kendine has gelişimini ele almak ve olasılıkları sıralamak yerine Girne’den başlamak en güzeli galiba…

Nasıl olsa şehrin gelişimi ile ilgili tahminler hayal gücümü aşsa bile Beşparmak dağlarının kuzey tarafının her iktidarın değişken ve kaypak öngörüleri  sayesinde beton yığını haline geldiğini, denizi uzaktan seyretmenin dahi bir bedel karşılığı olabildiğini öngörürsem, benimle hemfikir olanların az olmayacağına inanırım.

Konudan fazla uzaklaşmadan şehir merkezinden toplanan bir turist grubuna rehberlik eden hayali bir kişinin ağzından gezi programını sunmakla başlayalım isterseniz.. Şöyle diyor rehber:

“ilk önce ziyaret edeceğimiz yer Girne “Eski Liman” diye bilinen bölgesidir.

Bazılarınızın bildiği gibi burası bir zamanlar tüm adanın en çekici yerlerinin başında geliyordu.

Ancak yerel idare ile merkezi idareler arasındaki çekişmeler ve iktidar kavgası  sonucunda,  ilk önceleri çevre kirliliği sayesinde çekiciliğini yitirmiş, daha sonra da  yeni limanlar, yeni ve daha büyük yat limanları ve denize sıfır büyük turizm yatırımları yapmak için dolgu yapılmak suretiyle heba edilen deniz kıyısından uzaklaşmıştır.

Eski limandaki öğle yemeğinden sonra ise Kıbrıs Türk Halkının bozulmamış ve bu güne kadar gelebilmiş olan yaşantıları ile kültürünü yaşam biçimi yapmış, dış etkenlere karşı direnebilmiş bir köyümüzü ziyaret edeceğiz.

Burada bize öncelikle yöresel kıyafetler içerisindeki gençler tarafından kültür ve sanatları ile ilgili kesitler sunulacak daha sonra ise gruplar halinde bize kapılarını açacak olan insanların günlük yaşantılarını gözlemleyeceğiz..
 

Dileyen misafirlerimiz belirli bir ücret karşılığı misafir oldukları evlerde bir gece konaklama ve ertesi gün, kendi tercihlerine bağlı olarak ev sahipleri ile birlikte onların günü birlik uğraşlarına katılmak imkanına sahip olacaklardır.
 

Bu günkü programımızın çok kısa özeti böyle. Şimdi izin verirseniz diğer yabancı konuklarımıza da programımızı izah edeyim”

diyerek sözlerine devam eden bir rehber….

Eveeet!..

Bütün bunlar gerçekleşmesini hiç amma hiç istemediğim,  tüylerimi diken diken eden bir gelecek düşlemesidir  sadece!

Bunu önlemek bizden ziyade, bizim dışımızda veya bizimle birlikte ancak katkısal yüzdeleri devamlı tartışılabilen ve bizi “Kıbrıs Türk Halkı”  veya “Kıbrıs Türk Cemaati” veya “Kıbrıs Türk Toplumu”  veya en son moda ve doğum yerine göre sınıflandırma suretiyle sadece “ Kıbrıslı “ olarak görmesi gerektiği hususunda gelgitler yaşayan beyinlerin kontrolünde maalesef.

Bu konuya yapabileceğim eleştirisel yaklaşımdan önce ışık tutma bağlamında bu tanımları ele almayı uygun gördüm. Biliyorum… Uzun  yazılar amacından sapar veya ilginizi azaltabilir!.. Bunun bilincinde olarak elimden geldiğince kestirmeden gideceğim…

Bilinen en kapsamlı Türkçe sözlüklerden birisi olan TDK’nun “Büyük Türkçe” sözlüğüne göre:

(A)  HALK:
(1) Ayni ülkede yaşayan, ayni kültür özelliklerine sahip olan, ayni uyruktaki insan topluluğu, folk: Türk halkı.

(2) Ayni soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu

(3) Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının
              her biri: Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları gibi

(4) Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali

(5) Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu

(6) Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (Halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. Daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır

(7) Bir toplum içinde, ortak gelenek, görenek, davranış ve uygulamalardan oluşan bir kültürel düzende yaşayan insan topluluğu, bk. halk kültürü, halk yaşantısı, halk toplumu, halk katmanı, seçkin kültürü, krş. toplum, köy, boy.

 

(4) CEMAAT:
– Bir imama uyup namaz kılan kişiler.

–  İnsan kalabalığı, topluluk: “Sonra, dağılmayan, etrafını saran cemaate dönüyor.” -T. Buğra.

–  Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu: 

 

( C )TOPLUM:

– Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet:İlkel toplum.

– Topluluk.

– Bilinçli bireylerden ve özellikle aralarında örgütleşme bağları ve karşılıklı görevler bulunan kişilerden kurulu topluluk.

–  (Dar anlamda) Doğal eğilimlere değil, sözleşmeye dayanan, belirli ereklere ulaşmak için isteyerek kurulan, istenildiğinde dağılabilen insan topluluğu, birliği.

– Bir ilke üzerine kurulmuş birliktelik = ortaklaşalık

– Yaşamlarını sürdürmek, birçok temel çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan, aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşayan ve ortak bir ekini olan insan kümesi.

 

KIBRISLININ TANIMINA GELİNCE:
Kıbrıs halkından olan kimse olmakla birlikte, bu tanıma uyan iki söylem vardır. Bunlardan birisi “Cyprian” tabiri ile çok eskilere dayanan ve  ada da yaşayan tüm insanları kapsayan mekana dayalı bir tanım. Öteki ise “Cypriot” olarak tanımlanabilen ve ideolojik anlamda Kıbrıslı-lık yaratmaya matuf son zamanların ürünü olan bir tanım. Bu kesime göre Kıbrıs’ta “Türkçe konuşan Kıbrıslı”  “Rumca konuşan Kıbrıslı ” 

Yukarıdaki  tanım ve söylemlerden hareketle Kıbrıs Türkünün tanımının ne olduğunu herkesin takdirine bırakmakla birlikte kendimce Kıbrıs’ta yaşayan ve geçmişinde kader birliği yapmış olan gelecekte ise yine amaç birliği içerisinde olan ve dil din ırk gibi ortak paydaları olan “Kıbrıs Türk Halkı” var diyorum.

     Elbette bu adanın sahibi adada yaşayan tüm insanlardır. Ancak hiç kimsenin öteki üzerinde hükmetme hakkı olmadığı gibi azınlık veya çoğunluk adı altında bölünmeleri, sadece bunlar arasında oluşabilecek gerginlikten çıkar bekleyen güçlerin  menfaatine olsa gerek…

     Tüm bu nedenlerle adada yaşayan halkların kimliklerinin korunması ve birbirlerine hükmetme içgüdülerin törpülenmesinin yanında, dıştan gelen ve şu veya bu nedenle adanın nimetlerinden faydalanmak adına buraya yerleşen veya yerleşmek durumunda kalanların Kıbrıs Türk Halkına gerekli saygı ve sevgi temelinde yaklaşması, ve bu yaklaşımların ise karşılıklı menfaat ilişkisine dayandığını çok iyi içselleştirmesinin mutlak surette gerekli olduğu kanısındayım.

Hepinize yukarıda özetlenen senaryonun tam tersinin gerçekleştiği, Kıbrıs Türklerinin bir HALK olarak benliklerini muhafaza ederek ve rant uğruna heba edilmemiş  bu güzelim adada onurlu bir gelecek temennisi ile iyi günler dilerim…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here