GÜL: “Suriye’de İransız Çözüm Olmaz”

0
170
GÜL:

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu yılki temaslarında Suriye konusuna odaklanacağını belirterek, "Türkiye, Suriye ile ne kadar ilgiliyse, İran da o kadar ilgilidir. Iran ile çok konuşuldu ama bu zamana kadar ortak anlayış çıkmadı. İran’ı dışlayarak da olmaz. Öyle ne Cenevre olur, ne de çözüm. İran’ın da işin içinde olması lazım. Rusya ve İran’ın muhakkak angaje edilmesi lazım" dedi.

Gül, Birleşmiş Milletler'in Suriye krizinde aciz kaldığı yorumlarına ilişkin soruya karşılık olarak, "Maalesef gelinen noktada soğuk savaş mantalitesine bir dönüş var. Orta Doğu’da ‘proxy war’ denilen vekâlet savaşları yaşanıyor. BM’nin dünya kamuoyu ve vicdanındaki yeri yıpranmış vaziyette. Kredisi azaldı. BM’yi kuranlar, uluslararası dünya bu hale gelmesin diye kurmuş. Biz de kuruculardanız. BM’nin bu duruma düşmesinde P5 ülkelerinin de büyük sorumluluğu var" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün New York temasları arasında New York Times ve CNN gibi Amerikan medya kuruluşları ve İran’ın yeni lideri Hasan Ruhani ile görüşme var.

 

Milliyet gazetesinin haberine göre Abdullah Gül'ün açıklamaları şöyle:

 

Zirvenin yıldızı

Doğrusunu söylemek gerekirse, attığı tweet’ler, Obama’ya yazdığı mektup ve verdiği ılımlı sinyallerle Ruhani şimdiden bu yılki BM zirvesinin ‘yıldızı.’ Bütün dünya, onun peşinde; Amerikalılar ise İran’da bir açılım ihtimali yüzünden pek heyecanlı.

Bu yüzden Cumhurbaşkanı’nın uçakta Ruhani’ye yönelik sarf ettiği övücü ifadeler, çok çarpıcı. Türkiye-İran ilişkileri, Suriye yüzünden son iki yıldır neredeyse kanlı-bıçaklı.

Ruhani’nin seçimini “İran’da yeni bir dönemin başladığına şüphe yok” diye yorumlayan Gül, bunun “müspet” olduğunu, ”Suriye’de İransız çözüm olamayacağını”, İran’ın bundan sonra “diyaloğa açık” ve daha ”özgürlükçü” bir çizgide olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı bir anlamda, yıllardır uluslararası sistemin dışına itilmiş yan komşusuna, New York’dan bir “Dünyaya hoş geldin…” mesajı vermiş oldu… İşte Cumhurbaşkanı Gül’ün yorumları:

 

İran'da yeni dönem başladı

Iran’da Ruhani’nin seçilmesiyle yeni bir dönemin başladığı kesin. Sadece özgeçmişi ve konuşmalarıyla değil, yaptığı atamalarla da bunu gösteriyor. Bunlar arasında en önemlisi, atadığı Dışişleri Bakanı’dır. Cevat Zarifi’yi çok yakın tanırım. Diğer atamalarını da takip ediyoruz. İran’da farklı bir dönem ve siyaset başlıyor. Bunu müspet görüyorum. Kabili hitap kişiler çıkıyor karşımıza.

 

Cübbe görünce yanılmayın

İran’da devlet ve diplomasi geleneği çok köklüdür. Cübbe, sakal ve sarık içinde görünce dışarıdan bazen yanılgıya düşersiniz ama İran’ın çok vasıflı ve sağlam diplomatları vardır. Ehil insanlar.

 

İran dışlanmamalı

İran önemli bir ülkedir. Türkiye, Suriye ile ne kadar ilgiliyse, İran da o kadar ilgilidir. Iran ile çok konuşuldu ama bu zamana kadar ortak anlayış çıkmadı. İran’ı dışlayarak da olmaz. Öyle ne Cenevre olur, ne de çözüm. İran’ın da işin içinde olması lazım. Rusya ve İran’ın muhakkak angaje edilmesi lazım.

 

İran daha uzlaşmacı olur

Bu adım nereye gider onu görmeli. Ne kast edilir ona bakmak lazım. İran İslam Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden sapma olacağını zannetmiyorum. Ama politikalarda daha uzlaşmacı, diyaloğa açık, kendi içinde daha özgürlükçü olacaklarını tahmin ediyorum. Daha iki gün önce bazı siyasi tutukluları serbest bıraktılar. İyi gelişme olduğu kanaatindeyim. İran pragmatik bir ülkedir.

 

En önemli güvenlik konumuz

Bizim açımızdan Suriye, en önemli dış politika ve milli güvenlik meselesi. Buradaki temaslarımın ağırlığı bu yönde. Suriye’de yaşananlar bizi çok yaralıyor. Kimyasal silah kullanılması, yüz binlerce insanın ölmesi, nüfusun yarısının göçmen hale gelmesi ve şehirlerin yıkılması… Bu acıları komşu olarak yakından duyuyoruz. Bunlar olayın birinci dereceden yansımaları. Bir de ikinci boyutu var, bizi uzun vadede etkileyecek sonuçlar… Türkiye’nin Suriye konusunda çok aktif olmasının anlaşılması gerekir çünkü çok yakındayız. Olayların yansımaları bizzat radikalizm, ticaret, göçe kadar her şey etkileniyor. Daima birinci gündem maddemiz.

 

Vekâlet savaşları başladı

(BM Suriye konusunda aciz mi kaldı, sorusuna cevaben) Şüphesiz. Ama BM nihayetinde önemli bir aktördür. Kuruluşu 2. Dünya Harbi’ne benzer olaylar olmasın diye gerçekleşmiştir. Dünyada katliamlar olmasın diye. Maalesef gelinen noktada soğuk savaş mantalitesine bir dönüş var. Orta Doğu’da ‘proxy war’ denilen vekâlet savaşları yaşanıyor. BM’nin dünya kamuoyu ve vicdanındaki yeri yıpranmış vaziyette. Kredisi azaldı. BM’yi kuranlar, uluslararası dünya bu hale gelmesin diye kurmuş. Biz de kuruculardanız. BM’nin bu duruma düşmesinde P5 ülkelerinin de büyük sorumluluğu var…

 

Siyasi strateji gerek

Başından beri Suriye’de siyasi strateji olmadan, askeri müdahale de olsa netice vermeyeceğini söyledim. Uluslararası dünyanın en büyük noksanı budur. Ortak karar, ortak bir tavır alamamış olması. Rejimin yanında olmayanların bile destekleyeceği müşterek bir çıkış stratejisini başından ortaya koyamadık. Olaylar o yüzden bu noktaya geldi.

 

Anlaşmayı destekliyoruz

Şüphesiz kimyasal silahlardan tamamen arındırılmış bir Suriye’nin ortaya çıkması, görmek istediğimiz bir manzara. Ama bunun bir kandırmaca olmaması ve gerçek anlamda kurallara bağlı ve doğrulanabilir olması önemli. Geçiştirme olmaması lazım. Ama unutmayın, Suriye kimyasal silah kullandı diye bu hale gelmiş değil.

Kimyasal silahlar yok ediliyor da bunu dışındaki olaylar tolere edilebilir izlenimi doğmaması lazım. Kimyasal silahlar konusunda atılan adımları tereddütsüz desteklediğimizin bilinmesini isterim ve bu adımı atanları takdir de ederiz. Ama bu arındırma sözde mi, yoksa hala risk taşıyan bir durum var mı?

 

ABD ve Rusya kefil oldu

Suriye’de kimyasal silahlar tamamen temizlendi mi, bunun doğrulanması çok önemli. Bu kirli silahları bir kez yaparsın ama sonra temizlemesi çok zordur. Biz bunu bir ara Suriye sınırındaki mayınları temizlemeye çalışırken yaşadık. Önümüze öyle bir fatura çıktı ki… Ama artık kimse bu işe mani olamaz. Bu işe girişen ABD ve Rusya, bu işin her boyutunu, maliyetini bilen ülkeler. Çıkıp da yarın yapamadık, çok maliyetliymiş diyemezler. Bir kere kefil oldular.

 

Sınırda El-Kaide'ye izin vermeyiz

Türkiye’nin Suriye’ye olan ilgisini anlatırken, Türk halkının çektiği ızdırapları da söyledim.  Bu olayların yansımaları bizi ilgilendiriyor, dedim. Bunlardan biri radikalizm. Bu, terörizme kadar gider. Bunları düşünmek lazım. Bunlar Türkiye’nin en önemli konuları. MGK ve askerlerle yaptığımız konularda da tartıştığımız meseleler. Kesinlikle bunu tolere edemeyiz. Sınırlarımızın ötesinde Türkiye ve bütün bölgeye tehdit oluşturacak bir yapılanmaya izin vermeyiz.

 

Mısır'da herkese ithamla olmaz

Mısır’da açmaz var ama doğrusu, herkese açık ithamlarla olmaz. Diplomasinin de bu konuda yöntemleri vardır. Ancak o şekilde olur. Bizim bütün arzumuz, Mısır’da olup bitenlerin bir an önce bitmesi ve demokrasinin kaldığı yerden devam etmesidir. Yoksa başka büyük ve önemli bir ülkenin kendi problemleriyle zayıfladığını hiç görmek istemeyiz. Mısır bizim için önemli bir kardeş ülkedir. Mısır’ın enerjisini bizim geçmişte enerjimizi harcadığımız gibi harcanmasını istemeyiz.

 

Meclis'te konuşma hazır

Ben her zaman Türkiye’de demokrasi ve reform zihniyetini destekledim ve her zaman bunun Türkiye’ye faydalarını görmüşüzdür. Hükümet bunun farkında olduğu için bazı çalışmalar yapıyor. Bu konudaki görüşlerimi bütün görüşmelerimde paylaşırım ve sağ olsunlar hükümetimiz tarafından da itibar görür. Dönünce Meclis’te konuşacağım. Geçen hafta, arkadaşlarla Meclis konuşmam üzerinde çalıştık. Muhakkak 7-8 kez üzerinde çalışırım.