Gerçek Dünyadan Kopunca

0
447

Türkiye’nin yarısı alternatif bir gerçeklik yaşıyor.  Bu alternatif gerçeklikte, normal bildiğimiz değerlere de bir alternatif yaratılmış durumda.  Aklını kullanabilmesiyle övünen insanoğlunun en önemli değeri, bence, insan haklarıdır.  İnsan hakları bir takım ahlaki değerler ve normları ifade eder.  Bunlar tabii ve kanuni haklardır.  Anayasa ve uluslararası hukuk ile korunurlar.  Bu haklar gayet basit ama bir o kadar da önemli olarak ‘insan’ olmanızdan dolayı sizlerin, bizlerin, Türklerin, Kürtlerin, Rumların vs vs. sahip oldukları haklardır.  Evrenseldirler ve din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı göstermez.  Modern hayata geçiş döneminde 1689’da İngiltere’de Bill of Rights (Haklar Bildirisi) parlamentoda kabul edildi ve onu takiben de Amerika’da, Fransa’da benzerleri hayata geçirilmeye başlandı.  Tabi çok kanlar döküldü, çok acılar çekildi ve bu da insan haklarının, neden Avrupa’da bu kadar halk tarafından benimsendiğini ve içselleştirildiğini açıklıyor.  Buna rağmen Birinci ve İkinci Dünya Savaşları yaşandı, soykırımlar yaşandı, hala insan hakları için savaş devam ediyor.  Avrupa’yı büyük yapan da budur.  Ne teknoloji ne zenginlik ne de başka şey.

 

Türkiye’de insan hakları demek, Türkiye’de ciddi bir yüzde için vatan hainliği demek oldu.  Çünkü son 20-30 yılda Türkiye kamuoyuna bir tek konu resmen işlendi.  Bütün dünya aslında Türklere karşı ve Türkleri bitirmek için çeşit çeşit kumpaslar yapılıyor.  Bu kumpasların uzantıları terörist ve vatan hainidir.  ‘Devletin ve/veya AKP’nin milli ilan ettiklerinin dışındaki herkes ve her konu millilik dışıdır.  Millet de o devlete ve/veya AKP’ye oy verenlerdir.  Bu mantıkla Türkiye’nin yarısı da terörist veya gayrimilli veya ‘Rum/Ermeni dölü’ ilan ediliyor.  Bu yabancıların kumpaslarına karşı en iyi savaş yöntemi de ‘bol bol küfretmek, bol bol lanet etmek’.  Kimse çalışmaktan, üretmekten bahsetmiyor.  Kimse entelektüel düzeyin ilerletilmesinden, eğitim sisteminin düzeltilmesinden bahsetmiyor.  Bahseden vatan haini zaten.  Gerçek dünyadan kopan Türkiye halkının büyük kısmı neye küfür ettiğini de bilmiyor.  Yaratılan algı dünyasında milliyetçi olmanın en önemli kriteri devleti eleştirenleri hapse tıkmak veya onları hayattan bezdirmek.  Milliyetçi olmak öyle bir dar alana sıkıştırıldı ki faşism ile arasında fark kalmadı.  Kadınları savunmak, Kürtleri savunmak, anneleri savunmak, homoseksüelleri savunmak vatan hainliği oluyor.  İnsanın baskı, korku ve zulüm gördüğü gerçeğini ifade etmek, hainlik oluyor.

 

1980lerde ve 90larda kaybolan çocuklarının resimleriyle Galatasaray Meydanı’nda toplanan annelerin, babaların, kardeşlerin ve onlara destek verenlerin 700. oturma eylemi polis-halk arasındaki çatışmalarla ve gözaltılarla bitti.  Onlar 700 hafta daha orada olacaklardır.  Bu insanların acılarına duyarsız kalmak, insanlıktan çıkmış olmak demektir.  İnsanlıktan çıktıktan sonra Türk’ün en hası olsan ne olur?  İnsanlıktan çıktıktan sonra en milli kişi olsan ne olur?

 

Burada işte Kuzey Kıbrıs’dan alınması gereken bir ders var.  Geçmişle yüzleşmek!!  TMT’nin ve EOKA’nın kendi toplumlarına yaptıklarıyla ve birbirlerine yaptıkları vahşetle yüzleşmek Kıbrıslıların ileriye yönelik barış adımlarını sağlamlaştırmaktadır.  Olanları reddetmek, yaşanmamış saymak, karşı tarafı daha da radikalize ettiği için ileriye yönelik çatışmayı yeniden tetikler.  Rumların ve Kıbrıslıtürklerin beraber yaptıkları cenaze törenleri, Kayıp İnsanlar Komitesi, beraber açılan anıtlar barışın toplumsal tabanda yeşermesi için elzemdir.  Bu yüzleşme, insanları ve toplumları sırtlarındaki ağır yükten kurtarır.  Daha da önemlisi hataların tekrarlanmaması için toplumsal bilinci oluşturur.

 

Oysa ki Türkiye’de, Kıbrıs’ın tersine, yüklere yük bindiriliyor.  Tek yanlı propaganda, beceriksiz ve vasat anamuhalefet ‘milli’ olmamayı göze alamıyor.  Belli bir raydan çıkmamak üzerine dikkatle seçilmiş sözcükleri cep telefonundan okuyarak anamuhalefet olunmaz.  ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ ilkesiyle anamuhalefet olunmaz.  Kendi kendine konuşarak anamuhalefet olunmaz.  CHP’nin de silkinip kendine gelmesi ve bu sanal gerçeklikte yaşayan ülkeyi uyandırması gerekiyor.  Ama yoksa onlar da mı uyuyorlar?  Milli olmak, milliyetçi olmak yanlışları, canımızı acıtsa bile ortaya dökmekten geçer.  Darmadağınık ve oğlunun kemiklerini arayan annelere dahi yüz küsur milletvekiliyle sahip çıkamayan CHP, Türkiye’ye nasıl sahip çıkacak?  AKP’nin yaşadığı ve yaşattığı sanal gerçeklik Kuzey Kıbrıs’a da bazı medya kuruluşları ve siyasetçiler aracılığıyla sirayet ediyor.  İktidardaki partiler, buradaki CHP hatasını yapmasınlar.  Adada yaşayan her bir insana ulaşıp, bıkmadan sıkılmadan doğruyu, gerçeği anlatacaksınız.  Başka ajandalarla ve klasik Helen düşmanlığıyla bunu yapanlar var, görüyoruz.  CTP, köy köy, ev ev gezmedikçe, facebook ve twitter yazıları dışında insanların evlerine girmedikçe, Kıbrıs’daki sol cenah mücadeleyi kaybedecektir.  Tek mücadele iktidar olmak değil ama.  ‘Milli’ olmak uğruna Kıbrıslıtürkleri şivelerinden, geleneklerinden, adalılıklarından etmek isteyen bir ideoloji var.  İşte gerçek mücadele bu.  Sanal aleme çekilen insanları uyandırmak zorundasınız.