Diyabet Derneği’nin Tartışmalı Genel Kurulu

0
155

Geçen Cumartesi günü, Merit Otel’de bir “Genel Kurul” vardı…

Güzide basınımız bu Genel Kurul’un tartışmalı geçtiğini, gerginlik yaşandığını yazdı…

Hatta BRT; tam bir “haber kıyımı” örneği vererek, olayı bir “derbi maçı” keyfiyle sundu…

1994’te birtakım arkadaşımla birlikte kurduğumuz “K.T.Diyabet Derneği” ne durumlara düşürülmüştü?

Neden turistik bir otelde genel kurul yapıyordu ve neden üyelerine “Bedava Yemek” dağıtıyordu?…

Siyasette yaşadığımız “kurultay” rezillikleri “sivil toplum”a da mı bulaşmıştı?

Yoksa, “yoktu birbirimizden farkımız, biz Osmanlı kafası taşırız”, mıydı bütün mesele…

K.T. Diyabet Derneği’nin 2700 dolayında kayıtlı üyesi bulunuyor… Ancak geçen Cumartesi, Genel Kurul’a gidenlerin büyük bir bölümü kapıda “Üyeliklerinin düşürüldüğü” şoku ile karşılaştı.

Tartışmalar da bu nedenle çıktı…

İki yıl üst üste aidatını ödemeyenler, ayrıca 2013 yılı aidatını ödemeyenler (Daha yıl bitmedi) listeden bir güzel temizlendi… Hiçbir uyarı yapılmadan ve haber verilmeden… 17 yıl yapıldığı gibi kapıda aidatlar alınabilirdi, o da yapılmadı..

Ben de bu Genel Kurul’a “Arkadaşların uyarısı” ile katıldım. Bana da hiç kimse haber vermedi. Üstelik bu Genel Kurul, sıradan bir Genel Kurul değildi… Mevcut tüzük olduğu gibi değiştirilecek ve yerine şimdiki yönetimin yaptığı uzun ve detaylı bir başka tüzük konacaktı.

Kimsenin bu yeni, bol maddeli tüzükten de haberi yoktu. Derneğin yeni internet sitesine girdim. Oradan tüzüğü indirip inceledim.

Aman Tanrım!

Bir hasta örgütünde, bir hak arama örgütünde, üyelerinin yüzde 80’inin 60 yaş üzerinde olduğu bir dernekte “Ceza Yasası” kıvamında bir yeni tüzük…

Tam “Astığı astık, kestiği kestik” mantığı… Yeni tüzüğün, neredeyse yarısı “Disiplin” düzenlemelerini içeriyor.

Üyelerin dernekten nasıl atılacağına çok ciddi biçimde kafa yormuşlar… Buna rağmen, önerilerimi hazırladım, çantamı aldım ve eski tüzüğü yapanlardan biri olarak “Benim de bir katkım olur” diyerek Merit Otel’e gittim.

Tüzükte üç ana değişiklik yapılmak isteniyordu:

1) Dernekte, bugüne kadar var olan ve birçok sendika ile partide

mevcut olan “Yönetim Kurulu” ve onun seçtiği “Yürütme Kurulu” modeli ortadan kaldırılıyor, 2 yıllığına daha az üyeli küçük bir organ oluşturuluyor. Başkan’ın birkaç kişi ile “Hegemonya” kurabileceği, yeni “despot” bir yapı…

2) “Diyabetlilerin ve onların 1. ve 2. derecede yakınlarının asil üye olabildiği” yapı yıkılıyor ve “gönüllüler”e de yönetici olabilme olanağı veriliyor. 

3) Disiplin Kurulu oluşturuluyor.

K.T.Diyabet Derneği, 1994 yılında kuruldu. 20 yıldan beri çok önemli gelişmelere imza attı. Ben de bu 20 yılın çok önemli bir bölümünde “Denetleme Kurulu Başkanı” olarak görev yaptım. Genel Kurullarımız Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Genel Hastanesi içindeki Thalassemia salonunda azımsanmayacak katılımlarla gerçekleştirilirdi.

Son iki Genel Kurulu, dernek lokalinde ve 40’tan az kişiyle yaptık. Yeni Başkan, 20 dolayında oyla seçildi ve hemen kolları sıvayarak hiç alışık olmadığımız bir “Genel Kurul operasyonu”na imza attı.

17 yıllık gelenek bozuldu ve üyeler aniden bir lüks otelde ve bedava yemek ile de “süslenen” bir “Olağanüstü Genel Kurul” sürprizi ile karşılaştılar. Kurucu üyelerin de bazıları “Üyelikten düşürüldüklerini” orada öğrendiler.

Salona baktığımda, hiç tanımadığım bir “kitle” ile karşılaştım. Bir yaşlı teyzeye seslendiğimde “Yemek var dediler biz de geldik” deyince şoklarımı yaşadım. Meğer Mayıs-Haziran aylarında bir “operasyon” yapılmış, birkaç köyde ahbap-akraba bağları ile yeni üyeler yazılmış ve otobüslere doldurularak böylesi bir tüzük değişikliğini garantiye almak için “Merit”e taşınmışlar.

Böylesine bir “Soğuk savaş” kurnazlığının yanında, kurultay ve delege uzmanlığı bulunan siyasal partiler bile “solda sıfır” kalırlar…

Yarısı seni “Protesto” ederek toplantılara katılmayan Yönetim Kurulu’nda karar alıp, 2700 üyenin çoğunluğunu gizlice üyelikten at… Normal Genel Kurul gelecek ay toplanacak iken, ondan önce 17 senelik geleneğe ters biçimde bedava yemek ısmarlayarak (Geçen genel kurulda bir bardak su bile vermezken) yeni üyeleri otobüsle lüks otele taşı… Genel Kurulu, sadece sana oy vereceğini zannettiğin kişilere haber ver, gerisinden gizle… Hatta geçen ay diyabet kampında üyelik aidatlarını toplamak mümkün iken bunu yapma ve kampa katılan üyelerine bir ay sonra “Seni attım” de…

Neden, ama neden? Başkanlıkta kimse sana rakip olmadı… Kimsenin “makam”ında gözü yok… Dernekte böyle bir rekabet yaşanmadı… Tüzük değişikliği talebi ya da isteği de yok…

Peki neden bir sivil örgütün başkanı bu kadar bir koltuğa yapışır? Nereden korkar acaba? Neden demokratik ve şeffaf olmaktan kaçar? Neden tüzük değiştirip yetkilerini artırmak ister?

İşte ben de hep bu soruların yanıtını aradım durdum… Dernekte iki yıl kadar önce, saptanabilen “49 bin TL.”lik bir para hırsızlığı yaşandı. Bu “olay”ı içine sindiremeyen benim gibi üyelerin aşırı tepkisi baş gösterince Başkan

Caner Arca derhal istifa etmeliydi.

Dernekte her gün tam mesai yapan ve bu olay gözleri önünde cereyan eden Başkan, ne yazıktır ki  kendisine “çekil” diyen Denetleme Kurulu raporu’nu “yok” sayıyor. Özür dileyip evine gideceğine “operasyon”lar düzenleyip “makam”ını sağlamlaştırmaya çalışıyor.

İsim de vererek bir dernek çalışanını suçlamayı ve “Sorumluluk” kabul etmemeyi tercih ediyor.

Bu yaşananlardan sonra, bu lüks oteldeki yemekli “tüzük değiştirme operasyonu”nun; yaşanan bu hırsızlık olayı ile yakından ilgili olduğunu söylemek herhalde “abartmak” değildir.

“Hesap verme” yerine “Üstünü örtme” kabrislerinin ve makam ihtiraslarının sivil toplumda nasıl “yeşerdiğini” gösteren ilginç bir örnektir.

Konu; Kaymakamlığa ve oradan da Polis’e havale edildi. Sorumlular için sivil dava açma girişimleri başlatıldı.

Ne yazıktır ki hesap verebilen, şeffaf siyaset ve siyasetçi taleplerimize bir de “Temiz sivil toplum” eklendi…

Bundan gurur değil ancak “hicap” duyulur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here