Crans Montana’da Kritik Hafta Başladı

0
419

 

Aysu BASRİ AKTER- Crans Montana

 

 

Crans Montana’da Kıbrıs konferansının 6. Gününe girerken, heyecanlıyız…

 

Ve birçok tarafın işaret ettiği umudu sırtlanmış, ama o kadar da korkak.

 

Bu adada barış ve çözüm isteyenler ağır korkular ve gerçekleşmeyen hayallerin yükü altında ezilmiş. Kaç kuşak normal bir hayatı yaşayamadan, hayatındaki en sıradan beklentiyi, bir gün nasıl geleceği belli olmayan bir çözüme bağlamış.

 

Bu duygu hali, masaya da her iki lidere de ağır bir sorumluluk yüklüyor.

 

Liderler bugün oturacakları masada alıp verdikleri ya da yakınlaşıp kazandıklarının çocukların geleceği olduğunun bilincinde olacak.

 

Savaşı görmemiş, acıyı yaşamamış, başka bir dünyaya doğan çocuklara nasıl bir gelecek vereceklerine karar verecekler.

 

Herhangi bir seçim sandığından çok daha anlamlı olduğunu düşünüyorum, onca kayıp kuşağın ardından kaç kuşağın geleceğini kazanmanın.

 

Bugün bu masada oturan liderlerin gerçek liderlik özellikleri olduğunu, cesaret ve kararlılıkla şu anda avuçlarında tuttukları ihtimali yeşerteceklerini temenni ediyorum.

 

 

**

Crans Montana’da Kıbrıs konferansı 6. Gününe oldukça yoğun bir çalışma programının ardından giriyor.

 

Bu süreçte bütün tarafların sıkı çalışma programı ve ciddi enerjisi, niyetiyle paralel hareket ettiği sürece önemli ilerlemeler sağlanabilir.

 

BM Genel Sekreteri’nin masaya getirdiği hareket devam ettirilirse, Genel Sekreter, garantör ülkelerin başbakanlarıyla yeniden sürece dahil olacak.

 

Taraflar bugün paketlerini masaya getirecek ve birbiriyle ilişkilendirilmiş konular arasında kurdukları bağ üzerinden açık bir pazarlığa oturacaklar.

 

Bu noktada masayı oluşturan herkesin mümkün olanla olmayanı ayırt edebilmesi önemli…

 

Kıbrıs Rum tarafı sıfır asker, sıfır garanti konusunda ne kadar gerçekçi bir siyaset olmadığını biliyorsa, Türk tarafı da toprakta mevcut durumun devamının mümkün olmadığının farkında.

 

Makul bir noktadan başlanır ve süreçten bir anlaşma çıkarma hedefiyle hareket edilirse, bu kez bu süreç, her iki tarafı da hukuki olarak bağlayacak geri dönüşü olmayan bir çerçeve anlaşmayla taçlandırılabilir.

 

Anayasa yazımı ve teknik bütün konuların tamamlanmasıyla da referandum süreci, liderlerin sahiplendiği bir anlaşmayla başlar ve Kıbrıs’ta yeni bir dönem açılabilir…

 

Rum tarafı nasıl dönüşümlü başkanlık konusunda retçi bir pozisyonda olamayacağını biliyorsa, Türk tarafı da mülkiyette hukuku tamamen ortadan kaldıramayacağını biliyor.

 

Bugün masada tarafların başlatacakları süreç aslında alınabilecek ve verilmesi gereken noktada farkında olup, koz olarak ellerinde tuttukları bütün konularda siyasi iradeyle karar verme aşaması.

 

Teknik detaylar anlamında bugüne kadar çalışmalar yapıldı. Bundan sonra liderlik ve cesaretle karar verilecek. Ya da bu kez gerçek bir sonla federasyon temelli çözüm arayışları tamamen son bulacak.

 

Süreci yöneten bütün taraflar bu konferansın bir son nokta olduğunun altını çiziyor.

 

 

**

Türkiye Kıbrıs konferansına, AB ilişkilerinde yeni dönem hedefiyle de birlikte süreci domine ederek başladı. AB taraflarının Türk tarafının paket önerisine desteği, Yunanistan ve Türkiye vatandaşlarına eşit muamele konusundaki açılımlarıyla, Türkiye’nin açılımını destekler bir pozisyonu var.

 

Yani Türkiye ve AB arasında Kıbrıs üzerinden kurulacak denklemle gerçekleşecek al-ver başladı.

 

Türkiye Kıbrıs’ta açılım yapacak, çözümü sağlayacak, AB ile ilişkilerini yeni bir dönemden başlatacak. Doğal gaz konusunda önemli bir role sahip olacak.

 

AB Türkiye ile ilişkilerini düzelterek, mülteciler sorunu başta olmak üzere, stratejik konularda Türkiye ile sağlıklı işbirliği kuracak ve Kıbrıs sorununun çözülmesiyle daha istikrarlı bir Akdeniz’in avantajını yaşayacak.

 

Yunanistan Türkiye ile devam eden ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirecek ve Akdeniz’in istikrarıyla kazanacak.

 

Kıbrıs Türk ve Rum toplumları birleşik Kıbrıs’ın getireceği, sosyal, siyasi ve ekonomik avantajlarla, kısa ve orta vadede daha zenginleşecek ve değerlerini üst düzeyde kullanabilmeye başlayacak.

 

Yani aslında bütün taraflar kazanacak.

 

 

**

 

Bu süreçte Cumhurbaşkanı Akıncı’nın her iki toplumda da kredisinin yüksekliği ama özellikle Kıbrıs Rum toplumunda hala inanılıp güvenilebilecek bir karakter olarak görülmesi önemli bir şanstır.

 

Yıllarca “düşman” taraf kabul edilen bir toplum lideri “öteki” üzerinde böylesi bir güven duygusu yaratmışsa bu sürecin en önemli kazanımlarından birinden bahsediyoruz demektir.

 

Kıbrıs Türk toplumunda Rum Lider Anastasiadis’e karşı özel bir önyargı yok. Annan Planı döneminde “evet”i savunan bir siyasetin temsilcisi olarak görülüyor.

 

Karşılıklı güvenmeyi, ancak her iki tarafın da istediği bir anlaşmanın mümkün olduğunu bilerek öğrenebiliriz…

 

Ve bu hafta bunun için önemli bir şans var…