Birleşmiş Milletler Çözüm Kararlılığında

0
531

Aysu BASRİ AKTER—Crans Montana

 

Crans Montana’da tarihi günlere şahitlik ediyoruz…Bu sürecin sonunda ya yarım asırlık Kıbrıs sorunu sona erecek, ya da ayrılığın kemikleşeceği yeni bir başka dönemin başlangıcı ilan edilecek.

 

Kıbrıs konferansında bir hafta geride kalırken, taraflar BM çerçevesine taşıdıkları karşılıklı önerileri üzerinden pazarlık sürecini nihayet başlattılar.

 

Haftanın ilk günü Genel Sekreter’in yokluğunun da etkisiyle olumsuz bir havada başlayan yeni süreç, Genel Sekreter’in çağrılara cevap verip yeniden masaya döneceğini açıklamasıyla tekrar hareketlendi.

 

Aslında Genel Sekreter Crans Montana’dan ayrılırken masaya yeniden geri dönmesinin ancak tarafların ciddi ilerleme göstermesiyle mümkün olacağı yorumları yapılıyordu. Bu süreçte bırakın ciddi ilerlemeyi kıpırdanma yaşanmadı.

 

Türkiye konferansın ilk günü güvenlik ve garantiler konusunda ortaya koyduğu tavrın uluslararası alanda topladığı takdirin güveniyle bekleme pozisyonuna geçti.

 

Kıbrıs Rum tarafı bu önerileri tehdit içeren müphem öneriler olarak yorumladı.

 

Dönüşümlü başkanlık konusunda BM ikazıyla küçük de olsa adım atan Rum tarafı, iç siyasette yaşanan gerginliğin de etkisiyle Türkiye kadar güvenli değil masada.

 

Ulusal Konsey içindeki farklı tavırlar ancak ağırlıklı olarak Anastasiadis’e yönelik eleştiriler, Rum liderin elini biraz daha zorlaştırıyor.

 

Zira bir yandan çözüm yanlıları tarafından eleştiriliyor Anastasiadis, diğer yandan çözüm karşıtları tarafından.

 

Seçilmek için her iki tarafın da oylarına ihtiyaç duymasının da etkisiyle iki arada kalan Anastasiadis, süreçte liderlik gösteremiyor.

 

Gün sona ererken ortaya çıkan tabloda en önemli unsur, şüphesiz BM Genel Sekreteri’nin sürece yeniden dahil olması. Birleşmiş Milletler bu süreçte oldukça kararlı ve çözüme odaklı bir tavır içinde.

 

Genel Sekreter konuya oldukça vakıf…

 

İngiltere AB İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Sir Allen Duncon’ı masaya geri göndererek, ilgisini düşürmediğini bir kez daha ortaya koydu. İngiltere, sürecin başından beri aktif ve yapıcı rolüyle dikkat çekiyor.

 

Duncon’ın açıklamalarından BM Genel Sekreteri gelmeden, bugün tarafların yoğun çalışmalarında ileriye yönelik yeni adım arayışında olacaklarını anlıyoruz.

 

Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafı Türkiye’nin önerilerini müphem ve tehditkar olarak nitelendiriyor.

 

Samimi olmadığını düşünüyor, güvensizlik belirtiyor.

 

Türkiye ise, kendine güvenen bir şekilde süreci yöneten taraf olarak masada.

 

Ancak eğer Türkiye’nin samimiyetsiz bir tavrı varsa, bunun açığa çıkmasını Rum tarafının adımları sağlar. Rum tarafı bu iddiasını ancak süreci ileriye taşıyacak adımlar atarak test edebilir.

 

Aksi iddialar şu anda çok itibar görmeyen bir noktada duruyor.

 

Bu süreci sağduyu ve kararlılık kurtaracak. Karşılıklı suçlama oyununa hiç girişmeden çözümün bütün taraflara kazanç sağlayacağının bilinciyle hareket edilmesi halinde bir çözüm sağlamak hala mümkün.

 

Ama imaj önceliği içinde karşı tarafı suçlayarak ya da sadece ayak direyerek kimsenin elde edebileceği sürdürülebilir bir kazanç yoktur.