Başımıza ne işler açtın Antigone?

0
120

Geçen Cuma günü, Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum) Sayıştaylık Dairesi’nin görevlileri, “Kıbrıs Tiyatro Kurumu”nun (THOC) merkezine ani bir baskın düzenledi…

Sayıştaylık memurları, geçtiğimiz günlerde Salamis Antik Tiyatrosu’nda düzenlenen tiyatro oyunu ile ilgili harcamaların faturalarını ve bu konu ile ilgili Yönetim Kurulu kararlarını görmeyi talep ettiler…

THOC Başkanı Yiannis Toumazis, buna şiddetle karşı koydu ve evrakları Sayıştay’a vermeyi reddetti.

Bununla da yetinmeyerek, Sayıştay Başkanı Odysseas Michaelides’e savaş açtı…

AB hukuğuna göre bir AB devletinde Sayıştay Başkanı olabilmek için “Chartered Accountant” olmak gerektiğini, Sayıştay Başkanı’nın mühendis olduğunu ve orada bulunmasının AB hukuğuna aykırı olduğunu açıkladı.

Hatta bu konuda Başsavcı’ya bir de şikayet mektubu gönderdi…

Toumazis’e göre, bu; çözüm karşıtı partilerin Anastasiades üzerinde kurduğu bir “baskı”ydı…

Geçtiğimiz günlerde, Mağusa Salamis’te Sofokles’in “Antigone” oyunu sergilenmiş ve bu oyunu izlemek üzere Rum kesiminden dört bin dolayında izleyici gelmişti.

Yunanistan’da faaliyet gösteren iki devlet tiyatrosunun (Yunanistan Ulusal Tiyatrosu ile Kuzey Yunanistan Devlet Tiyatrosu) Kıbrıs Rum Tiyatro Kurumu ile ortaklaşa sahnelediği bu oyun, aslında Anastasiades ile Akıncı’nın “onayları” ile kurulmuş iki toplumlu “Kültür Teknik Komitesi”nin bir etkinliği olarak sahnelendi.

Aynı komite, geçen yılın temmuz ayında Mağusa’daki Othello kalesinde bir konser düzenlemiş ve Anastasiades ile Akıncı da bizzat bu etkinlikte yer almıştı.

Ancak, bu kez güneyde çözüm karşıtı olarak bilinen DİKO ile EDEK’in başını çektiği “retçi cephe” bu Yunan oyununun Salamis’te sahnelenmesine büyük tepki koydular ve işi azıttılar…

Hatta, kendilerinin “katılmayın” çağrılarına kulak asmayan binlerce Rum’un Salamis’e gelmelerini engelleyememelerine karşın, oyunun oynanmasından bu yana günler geçtiği halde, Rum medyasının bir bölümünün de katkısı ile büyük gürültü çıkarıyorlar ve ortalığı adeta zehirliyorlar…

İlginçtir… Önce, Yunan tiyatro ekiplerinin buraya gelmemesi için ta Tsipras’a mektup gönderdiler…

Arkasından Lefkoşa’da Yunan Elçiliği önünde protesto gösterisi düzenlediler…

Meseleyi Meclis’e taşıdılar ve kendi Eski Eserler Dairesi’nden izin alınmadan bir antik mekânda gösteri yapılamayacağını ileri sürerek bu işi yapanların cezalandırılmasını talep ettiler.

“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin egemen olmadığı bir toprak parçasındaki eski eser alanı için “izin” konusunu gündeme getirmeleri bile ilerletildi ve Başsavcı’ya kadar ulaştırıldı…

Tüm bu girişimlerden sonuç alamayınca bu kez Sayıştay’ı devreye sokmayı başardılar…

Ne yazıktır ki, sonunda THOC Başkanı Yiannis Toumazis’i yıldırdılar ve adamcağız, Sayıştay Başkanı ile biraraya gelmeyi sonuçta kabul etmek zorunda kaldı…

Hafta başında böyle bir toplantı için “arabuluculuk” yapan kişi kim, biliyor musunuz?

Anastasiades’in sözcüsü Hristodulides…

Tabii; bu arada Rum devlet medyası da işi kışkırtmayı sürdürüyor…

Rum devlet televizyonu, bazı raporlara dayanarak THOC’un bu oyunu Salamis’te sergilemek için 12 bin Euro harcadığını, bunun 7500 Euro’sunun kiralanan otobüslere ödendiğini açıkladı.

Elbette, konu “parasal” değildir… Sayıştay’ın denetim yapması ya da yapmaması meselesi de değildir…

Bu detaylar aslında bir önem de taşımıyor bizim için…

Küçük “retçi” dört partinin Rum toplumu içinde “çoğunluğu” temsil etmediklerini de biliyoruz…

Bu konunun, sıradan her çözüm yanlısını; Rum olsun, Türk olsun rahatsız etmesi gereken yanı Anastasiades’in tutumudur…

“Teknik Komiteler” iki liderin onayı ile kurulmuştur. Orada görev yapanları, iki lider seçmiştir.

Bu Teknik Komiteler’in çok başarılı ve tatminkâr işler yaptıklarını, iki toplumu yakınlaştırdıklarını söylemek saflık olur.

Çalışmalarını yeterli bulanlardan değilim…

Ama, ortaklaşa bazı “yakınlaştırıcı” işler kotardıklarında, saldırıya uğramaları karşısında birileri onlara sahip çıkmalıdır…

Bu olayda Anastasiades, kendi onayı ile yapılan bir etkinliği başarı ile gerçekleştiren THOC Başkanı Yiannis Toumazis’i bu şahin retçilerin önüne yem gibi atmıştır…

Anastasiades, ne yazıktır ki koparılan “papara”yı sessizce izlemekte ve müdahale etmemektedir.

Bu tutumu ile de kendisinden daha çok risk almasını ve çözüme daha çok katkı koymasını bekleyen çözüm yandaşlarını endişelendirmektedir.

Biz; bu Teknik Komiteler’in daha çok projeler üretmesini beklerken, Toumazis’in başına gelenlere bakınca bunun moral bozucu etkilerinden adeta korkuyoruz.

Bunca “baskı”ya maruz kalan bir “yetkili”nin iki toplumlu çalışmalara “etkin” katkı koyması mümkün olacak mı?

Korkutulan, şahsı ile dalga geçilen, itibarsızlaştırmak istenen bir teknik adam, kendisini ve kurumunu “Türklerle işbirliği yaparak” neden riske atsın?

Neden bizimle başka ortak işler yapmaya kalksın?

Ne yazıktır ki Anastasiades, gelecek nesilleri değil de gelecek seçimleri düşündüğüne ilişkin kaygılarımızı her geçen gün artırıyor…

Gerçekten işimiz çok zor…

Ama tüm enerjisini çözüm için yoğunlaştıran Akıncı’nın işi daha da zor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here