Aysu BASRİ AKTER Yazdı: “Yarım Asırlık YALAN”

0
286
Aysu BASRİ AKTER Yazdı:

Kıbrıslı Türkler’in kendi iradeleri dışında gönülsüz ve edilgen bir şekilde içine hapsedildikleri koşullar aslında ciddi bir toplumsal travmadır.

Her fırsatta kaşınan ve her vesileyle yeni ataklar yaşatan bir travma…

Türkiye futbol takımlarının tanımadıklarını söyledikleri Güney Kıbrıs ile maç yaparken, Kıbrıslı Türk takımlarla dostluk maçı çerçevesinde dahi bir araya gelememeleri bu travmalar arasında en çok tazelenenlerden biri…

Kendi takımlarını çok da tanımayan ama her maçta Türkiye takımlarının ardından sokaklara dökülen Kıbrıslı Türkler, kendileri tanınırken, tanınmayan ülkenin maçlarını sadece uzaktan izleyebilmenin ezikliğini hep yaşıyorlar.

İşte bu travma dün akşam saatlerinde gündemde gelen yeni bir gelişmeyle yine depreşti.

Bir Türk futbol takımı, tanımadığını söylediği Kıbrıs Cumhuriyeti takımıyla maç yapmak için Güney’e gidiyor olması yetmezmiş gibi, doğrudan uçuş yapıyordu.

Haber bir süre çelişkili bilgilerle gölgelendi. Hem Güney’de hem de Türkiye basınında devam eden derin sessizlik ilgi çekti.

Ama bordo mavili takımın adaya gelişinden saatler sonra olsa da uçuşlarını direk gerçekleştirdikleri teyit edildi.  Bizzat Türk Dışişleri’ne haberi teyit ettirene kadar konuya temkinli yaklaştım ama ardından düzenlenen basın toplantısında zaten olay daha da aydınlığa kavuştu.

İlk anda size ezberletilen kalıplardan sıyrılmanız kolay olmuyor.

Ama konu ne kadar normalleştirilmeye çalışılsa da son derece önemlidir ve geleceğe yönelik de ciddi bir projeksiyon yaratmaktadır.

Yarım asra yakın bir süredir ilk kez yaşanan bu olay, normal şartlar altında memnuniyetle karşılanması gereken belki barış adına atılmış bir adım olarak görülebilir.

Ancak hikayenin peşin bir kaybedeni varken, adanın Kuzey’i, muhtemelen kısa süre sonra yaşanacak bir başka örneğine kadar normalleştirilmeye çalışılacak bu durum karşısında şaşkın.

Tanımadığını söylediği tarafla her türlü ilişkiyi kurup geliştiren Türkiye, tanıdığını söylediği tarafla sembolik düzeyde bile bir temas gerçekleştiremiyor.

Tanımadıkları tarafa özel uçakla doğrudan uçuş yapan takımlar, tanıdıkları tarafla özel koşullarla dostluk maçı yapamıyor.

Doğrudan uçuş yapamamanın zorluklarını bunu çokça yaşayan Kıbrıslı Türkler iyi bilir. Yaşanan bu olayın perde gerisinde de her ne kadar Türk Dışişleri’nin haberi ve onayı olmadığı söylense de akla ilk gelen, takımın rahatlığı için taraflar arasında böyle bir uygulama konusunda anlaşıldığıdır.

Merak edilense, bir sonraki İstanbul buluşmasında aynı hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de kullanıp kullanamayacağı.

Ve Türk Dışişleri’nin buna nasıl bir açıklama getireceği.

Ama belki de daha da önemlisi, KKTC Dışişleri’nin bunu ne kadar “normal” karşılayacağı…

Yoksa bu da bir süredir, Türkiye ve Güney Kıbrıs arasında geliştirilen ekonomik ilişkilerde olduğu gibi, sadece tarafların kullandığı bir inisiyatif olarak mı tarif edilecek?

Ya da isteyen havayolu şirketleri “geç” denilince geçebilecek bir teamül mü yaratacak?

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün her koşulda en ağır bedelini Kıbrıslı Türkler ödüyor.

Edilgen bir şekilde kendi iradeleri dışında hapsedildikleri koşulları normalleştirirken her gün sindirmek zorunda kaldıkları yeni gelişmeleri izlemek zorunda kalıyorlar.

Sonuçta Kıbrıslı Türkler dışında bütün taraflar kendi ortak çıkarları paralelinde sorun olarak adlandırılabilecek her türlü engeli bir şekilde aşıyor.

Aslında hepbirlikte yaşadığımız yarım asırlık koca bir yalan!

Belki en azından böylesi örnekler vesile olur ve iki tarafın da onayıyla hayata geçecek bir çözümün koşullarını oluşturmak adına, daha aktif rol alınması gerektiği hatırlanır.