Aysu BASRİ AKTER Yazdı: “Müzakere Sürecine Yeni Nefes”

0
213
Aysu BASRİ AKTER Yazdı:

Kıbrıs müzakereleri çok uzun zamandır, ağır aksak ve heyecansız gidiyor.

Neredeyse zorlayarak…

Müzakerelerin artık haberi değeri de yok. Bu konudaki haber ve programlar takip edilmiyor. Yazdığınız yazılar okunmuyor.
Ama bir yerlerde hala herkesin içinde "bir şey olsa" beklentisi ve ümidi de yok değil.

İşte o ümit dün gece geç saatte NewYork'tan gelen bir haberle yeniden parladı. Habere göre şu ana kadar müzakere sürecinde hiç denenmeyen bir ilk denenecekti ve bu konuda bir mutabakat vardı.

Rum tarafı çok uzun zamandır Türkiye'nin de kendisini muhatap almasını talep ediyor. Türkiye ise bunu reddediyor. Gerekçesi de aynı eşitlik temelinde Kıbrıs Türk tarafının da bulunması talebi.

Bunu da Rum tarafı tanınma endişeleri ve hassasiyeti nedeniyle reddediyor.

İşte ilk kez bu vehimler aşılarak, bir adım atılmış görünüyor. Liderlerin temsilcileri karşılıklı olarak Türkiye ve Yunanistan'da görüşmeler gerçekleştirecekler.

Kıbrıs sorununda en fazla ihtiyaç duyulan şey diyalog…

Yarım asrı aşkın süredir masada liderler görüşülüyor, defalarca çok kritik aşamalara gelindi, bir referandum yapıldı ama aslında sürecin içinde işleyebilir bir diyalog olduğunu söylemek zor.

Bu hem siyasi hem de toplumsal alanda böyle.

Kapılar açıldı, karşılıklı geçiler yapılıyor, az da olsa dostluk ilişkileri de var ama ortaya çıkan en küçük bir sorunu karşılıklı çözme konusunda mekanizmalar geliştirilemedi.

Ne sağlık alanında, ne de acil yardımlaşma konularında istenilen düzey bir türlü yakalanamadı.

Liderlerin karşılıklı olarak toplumlarla bir ilişkisi de yok.

Talat döneminde bir geçiş olmuş ve toplumlar nezdinde sempatiyle karşılanmıştı ama Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Anastasiadis bunu yapamadı.

Kıbrıs sorununun al ver pazarlıklarından önce tarafların bu pazarlık masasını destekleyecek diyalog geliştirmeleri şart.

O yüzden Temsilcilerin gerçekleştirecekleri bu ziyaret, uzun zamandan sonra müzakerelere bir heyecan getirmesi açısından önemlidir diye düşünüyorum.

Ve tabii ki ilk kez denenecek bir yöntem olması açısından da…

Özellikle burada Kıbrıs Rum tarafının Türkiye travması, Türk askeri karşısındaki ciddi tedirginliği düşünülecek olursa, bu diyalog daha hayati oluyor.

Sonuçta adadaki bir çözümde Türkiye başta olmak üzere Yunanistan ve garantörlerin rolü son derece kritik. Esas tarafın Kıbrıslılar olduğu söylense de aslında biliniyor ki işin aslı hiç de öyle değil…

Ümit edelim ki, bu süreç geliştirilerek devamı da gelsin.

Bundan bir süre önce, GPOT'un düzenlediği bir seminer kapsamında İstanbul'da Kıbrıslı Rum gazetecilerle bir araya gelmiştik. Bu organizasyonun bir bölümünde de Türkiye Başbakanı Erdoğan ile görüşmüştük. Bu görüşme özellikle Kıbrıslı Rum gazetecileri fazlasıyla heyecanlandırmış ve ilk kez bir Türk liderle doğrudan temas kurmanın keyfini yaşamışlardı.

Aralarında 20-30 yılını bu mesleğe vermiş olanlar vardı ve böyle bir doğrudan temas ortamında ilk kez bulunuyorlardı.

Buradan bakılınca aslında ne kadar büyük bir kör dövüşü içinde olduğumuz da ortaya çıkıyor.

Karşılıklı olarak birbirinin dilini anlamayan, birbirini resmi dil tercümeleri üzerinden  anlamaya çalışan bir medya ve siyaset ilişkisi var ne yazık ki…

Erdoğan ile yaptığımız görüşmenin arkası gelmedi.

Ama aynı temelde, Yunanistan Başbakanı da bunu yapabilir, yine aynı şekilde, Türk ve Rum liderler de karşılıklı diyalogun gelişmesi için çaba harcayabilir.

Masada belki de en çok buna ihtiyaç var. Karşılıklı empati geliştirmeye…

Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor uçağının Larnaka'ya doğrudan iniş yapmasının ardında da Türk ve Yunan Dışişleri olduğu söylemişti. Her ne kadar bu iddialar yalanlansa da hemen ardından iki ülke arasındaki bu mutabakat, acaba yeni bir dönem için mi çalışılıyor sorularını da beraberinde getiriyor.

Hayat tesadüflerle dolu ama siyaset ve diplomasi de bu kadar tesadüfü bünyesinde barındırır mı?

Bunu kısa süre içinde belli ki yaşayarak göreceğiz…