Atina’nın yeni dış politikası Lefkoşa’yı ‘sarsabilir’

0
230

Geçtiğimiz hafta, Yunanistan’daki milletvekili seçimlerinin sona ermesinden hemen sonra, büyük bir siyasi çalkantının gündeme damgasını vurduğu bir esnada, analistlerin ve gazetecilerin dikkati Atina’nın yeni dış politikasına odaklandı. İktidarı devraldıktan birkaç saat sonra, Yunanistan Hükümeti, kendisine haber verilmeksizin AB tarafından alınan yeni Rusya karşıtı önlemler paketi babında sert bir çıkış gerçekleştirdi. Bu çıkış Atina’da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi: Acaba Yunanistan eksen mi değiştiriyor? Acaba Yunanistan Batı Bloğuna elveda edip Moskova’ya ve farklı oyunculara göz mü kırpıyor?

SYRİZA’nın seçim zaferinin ve yeni kurulan SYRİZA-Bağımsız Helenler koalisyonunun dış politika kulvarında fark yaratacağı apaçık bir gerçek. Şahsi kanaatim, yakın gelecekte SYRİZA’nın Yunanistan’ın Batı Bloğunun dışına taşımayacağı yönünde. Yunanistan Solunun ikinci gücü Yunanistan Komünist Partisi (KKE)’nin aksine, SYRİZA daima ‘Avrupalı’ bir parti olarak siyasi yelpazede yer aldı. İktidar partisi Yunanistan’ın geleceğini modern kapitalizm kaideleri üzerine yükselene Avrupa ailesi içerisinde görüyor. SYRİZA iktidarı çok önemli bir hedefle devraldı: Yunanistan’ın borcunun tekrardan gözden geçirilmesi suretiyle ülkenin A.B., yani Batı Bloku içerisindeki yerini sağlamlaştırmak. Tabii ki, bu hedef babında, ilerleyen aylarda bazı yol kazaları ve sürprizler beklenmedik sonuçları ortaya çıkarabilir. Ancak, bu önceden tahmin edilmesi imkansız gelişmeler bizleri yanlış sonuçlara götürmemeli. SYRİZA hiçbir surette ‘A.B.’den ve Batı’dan farklı bir hedef’ gütmemektedir.

Avrupai ve Batılı bir siyasi oluşum olan SYRİZA’nın siyasi programı Yunanistan’ın yeni dönem dış politikasını bekleyen sürprizler açısından oldukça aydınlatıcı bir hüviyete sahiptir. SYRİZA’nın çok boyutlu dış politikası eski dönem PASOK ve Yeni Demokrasi hükümetlerinin dış politikasından çok daha farklıdır. SYRİZA ülkenin yeniden yapılandırılma sürecini yeni dönemin dış siyaset çizgisi ve savunma politikası ile ilişkilendirmektedir. Bu bağlamda ilginç bir anti-Nato retoriği –sosyalist akımın yadigarı- karşımıza çıkmaktadır. Partinin karakteristik sloganı ‘Yunanistan Silahlı Kuvvetlerinin hiçbir unsuru yurt dışına çıkmayacak’ oldukça manidardır. SYRİZA seçim öncesinde Yunanistan Ordusunun tüm unsurlarının bir an evvel tüm NATO operasyonlarından çekileceğini vaat etmiştir.

NATO’ya sırtını dönen SYRİZA, gündeme üç alternatif strateji taşımaktadır: ‘Yeni, bağımsız, çok boyutlu, enerjik ve barışçıl dış politika’ yeni dönemde Rusya, Çin, Hindistan, Latin Amerika gibi ülkelerle işbirliği ve diyalogla, Balkan coğrafyasında yeni bir işbirliğiyle ve Avrupa Savunma Stratejisiyle ilişkilendirilmektedir. Bu son nokta yukarıda arz ettiklerimizi teyit eder niteliktedir. Yunanistan’daki ‘antiamerikan’ siyasi öğelerin aksine, SYRİZA Avrupalı, yani batılı bir partidir.

SYRİZA Kıbrıs Sorununu ve Türkü-Yunan ilişkilerini nerdeyse teğet geçmekte, bu meselelere pek ‘dokunmamaktadır’.  Görünen o ki, SYRİZA bu meselelerin Yunanistan’ın ali menfaatleri açısından önemi üzerinde durmaktadır. Bu nedenle PASOK ve diğer hükümetlerinin açtığı yolda yürümeyi yeğleyerek, Kıbrıs Meselesinde federal çözüm, Ege ve Münhasır Alan konularında Türkiye ile müzakere ve Uluslararası Adalet Mahkemesi’ne mahkeme şıkları üzerinde durmaktadır. Bu noktada bir farklılığın altını çizmek durumundayız: Eski dönemin aksine, SYRİZA Yunanistan-Kıbrıs-İsrail paktını kabul etmemekte ve Tel Aviv’in agresif politikalarını yerden yere vurmaktadır.

Yukarıda arz edilen bizleri şu sonuçlara sevk etmektedir:

1. Batılı bir siyasi aktör olarak SYRİZA Yunanistan’ın dış politikasını radikal bir değişime tabii tutmamaktadır. Yeni iktidar Atina’nın önceliklerini farklılaştırıp, Yunanistan’ın NATO ile olan işbirliğinin kısıtlanmasını (kesilmesini ya da lağvedilmesini değil), bunun neticesinde doğacak olan boşluğun başka unsurlarca, Balkanlar ve A.B. tarafından doldurulmasını salık vermektedir.

2. Kıbrıs Meselesi ve Türk-Yunan ilişkilerinde SYRİZA masaya yeni, radikal fikirler taşımamaktadır. Bu alandaki tek yenilik Tel Aviv olan paktın rafa kaldırılması önerisidir.

3. Atina’nın yeni dönem dış politikası Lefkoşa’yı ‘sarsabilir’. Ancak, hiçbir surette Lefkoşa’da (Rum liderliğinde) büyük bir krize neden olmayacaktır. Nikos Anastasiadis Hükümeti siyasi çizgisinde küçük değişiklikler yapmak zorunda kalabilir. Özellikler Tel Aviv ile olan işbirliği bu yeni durumdan etkilenebilir.

*Bu köşe yazısı yazarın izni ile Kathimerini gazetesinden evvel gazete360 sitesinde yayınlamaktadır. Köşe yazısı yazar tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Yazı Yunanca olarak 1 Şubat 2015’te Kathimerini’de Kıbrıslı Rum okuyucularla buluşacaktır.