AKP, Türkiye nereye? Erdoğan’a neler oluyor?

0
168

İstanbul’da “Sıraselviler”in ünlü balık lokantalarından birindeyiz… Yanımdaki Alman gazeteci, bir kartpostaldan fırlamış da önümüze konumuş gibi duran, Boğaz’ın boncuk mavisi sularına bakıyor…

“Türkler, bu suların altından tünel açmayı da başardılar” diyor… Bana; her gelişinde İstanbul’u ne kadar değişmiş ve gelişmiş bulduğunu anlatıyor… Taksim’de, anıtın etrafındaki gürültülü şehir trafiğinin yerin altına alınmasını konuşuyoruz… Sekiz ayda tamamlanan proje ile birkaç futbol sahası büyüklüğündeki meydanda, artık yayalar gezinti yapıyor…

Meydandaki bu dönüşümden en çok hoşnut olanlar, sanırım Beyoğlu’nun güvercinleri… Böylesine geniş mekanı bulunca, kendilerini, ortalarda bir yerlere konumlandırmışlar… Karşıdaki Gezi Parkı’nın, yaşamı kurtarılmış ağaçları, güvercinlerin insanlarla kurduğu bu “muhabbet”i  adeta kıskanarak izliyor… Onlar meydanın tam ortasındaki bu güvercinlere, ben de onlara bakakalıyorum…

Bu ağaçların nice sıkıntılı günlerden sonra hayatta kalmayı başarmalarını selamlıyorum…

Masadaki farklı ülkelerden Avrupalı gazeteciler “Gezi”nin Türkiye’ye nelere mal olduğunu, olayların kendi ülkelerinde medyaya nasıl yansıdığını örneklerle anlatıyorlar… Özellikle Türk polisinin “Şiddet”te sınır tanımayan tutumunu hiç anlayamadıklarını belirtiyorlar…

Ve tabii topun ağzında Erdoğan… Nasıl da “karizma”sı çizilmiş… Nasıl da bir anda “imaj”ı yerlerde sürünür olmuş…

Geçmişte ondan hayranlıkla söz eden, “demokratlığından” dem vuran, Türkiye’nin parlayan “yıldız”ı olduğunu söyleyen, aralarında dünya medyasında söz sahibi kişilerin de bulunduğu gazeteciler, ağız birliği etmişçesine artık “kuşkularını, kaygularını” anlatıyorlar…

Tabii, “Gezi vurgunu” yiyen AKP’nin artık gözden düştüğünü, Erdoğan’ın prestij kaybına uğradığını sanan bu yabancı dostlarımız, son kamuoyu anketlerininde AKP’nin yüzde 52’lerde seyreden desteğini gördüklerinde bir kez daha şaşırdılar…

İşte Türkiye böyle bir şey… Başta İstanbul olmak üzere Anadolu kentleri, ekonomide başdöndürücü bir hızla ilerliyor, Avrupalı’nın yaşadığı sıkıntılar yok, toplumun alt katmanlarına götürülen hizmetler, şaşırtacak kadar “sosyal” dokuyu dönüştürüyor…

Ama… Tam da bu noktada Başbakan “Bir bardak şarap içen”i “alkolik” ilan ediyor… Kız ve erkek öğrencilerin aynı kiralık özel evlerde yaşamalarını içine sindiremediğini açıklıyor… “Muhafazakarlığa” dobracı bir tavırla daha çok vurgu yapmaya başlıyor…

AKP’nin kurucularından Bülent Arınç’ı bile çileden çıkarıyor ve aralarında medya üzerinden “Kırıcı” bir diyalog başlıyor…

Bütün bunlara; Erdoğan’ın Mısır ve Suriye’de uyguladığı “Dış politika”nın duvara toslamasını da eklerseniz, Türkiye’nin “sıkıntılı” bir döneme adım attığını kolayca görürsünüz…

Tabii, hepsinden önemlisi AKP’nin durumu…

Erdoğan’ın Bülent Arınç’ı gözden çıkarması da mümkün, Arınç’ın vuruşarak çekilmesi de… Tam da Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde AKP’de çalkantılar yaşanabilir…

Yaşanmasa da, Cumhurbaşkanlığı seçimleri var sırada… Hem de tarihte ilk kez, TC Cumhurbaşkanı’nı halk seçecek… Acaba Erdoğan aday olacak mı? Yoksa, Başkanlık sistemi önerisi kabul görmediği için gündemden düşünce, o da Cumhurbaşkanı olmaktan vaz mı geçti? Bu durumda, Abdullah Gül ne yapacak?

İkinci kez Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı, yoksa başbakan olarak AKP’nin başına mı geçecek?

Türkiye; ekonomide, dış ticarette, büyüme hızında önemli gelişmeler gösterdi. Ama; dış politikada, Kürt sorununda beklentileri karşılamaktan çok uzakta kaldı.

Bu yüzden bir zamanlar “Dünya lideri” daha sonraları “Bölgesel lider” payelerine layık görülmüş Erdoğan’ın “popülaritesinin” düştüğüne kesin gözle bakılıyor…

İstanbul’da üç gün süreyle, çok değerli akademisyenler ve birçok gazeteci ve köşe yazarı ile; Yunanistan’daki kriz ve Neo Naziler’in yükselişini,  Almanya’daki seçimleri, Kıbrıs Rum tarafı ile TROYKA’nın savaşını, Kıbrıslı Türk ve Rum liderler arasındaki görüşmelerin bir türlü başlayamamasını, Suriye’de yaşananları derinlemesine tartıştık.

Ama toplantıya kuşkusuz damgasını vuran Erdoğan’ın şaşırtıcı “düşüşü” oldu… Birçok toplantıda hep “Yükselişini” konuştuğumuz Erdoğan’a şimdi ne oluyordu?

Suriye konusunda Amerika tarafından yarı yolda bırakılması, komşuları ile “sıfır sorun” derken,  etrafında bir tek müttefik ülke bile bulamaması, İsrail, Mısır, Suriye konularında olumlu bir sonuca ulaşılamaması, “Demokratikleşme paketi”nin kimseyi mutlu edememesi, Erdoğan’ın “düşüş”ünde birer güçlü etken gibi görünüyor…

Ama hiç kuşkum yoktur ki Türkiye; her geçen gün daha Ortadoğulu, daha Müslüman, daha zengin, daha kalkınmış bir ülke olmaya devam edecek…

Orada pişecek, bize de düşecek…

Bakalım, gün ola, harman ola…   

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here