AEL Limassol-Zenit Maçı …

0
276

 

Normal şartlarda bir maçın insana düşündürdükleri bellidir… Maçın teknik boyutuna dair düşünceleriniz olur  veya karşılaşan iki takımın ekonomik durumuna ve seyirci kitlesine yönelik bazı analizler yaparsınız.

İzlediğim AEL-Zenit karşılaşması benim düşüncelerimi sadece maçla sınırlı kılmadı… O yüzden biraz maçtan biraz da şu "bütünlüklü çözüm sevdasından" bahsedeceğim… Ne ilgisi var bütünlüklü çözümle diyebilirsiniz…! Bence var işte…

AEL Limassol bilindiği üzere genellikle “Sol Cenahın” desteklediği bir takım, AEL Limassol'un oyuncularının arasında Kıbrıslı Rum arayın ki bulasınız ! Takımın yıldız oyuncusu Polonyalı Gikiewicz , takım uluslararası bir hüviyete sahip olsa da Zenit takımının kadrosuyla karşılaştırılacak durumda değil… Zenit Dünya Kupasında boy göstermiş ; Brezilyalı Hulk, Arjantinli Garay, Belçikalı Witsel, Portekizli Danny, Rus Anyukov ve Kerzakhov gibi yıldızları ilk onbirde sahaya sürdü… Yedeklerde ise Andrei Arshavin, Malafeev ve Rondon  gibi yıldızlar vardı…

Zenit maç boyunca baskılı oynayan taraftı, ancak Hulk'un hazırladığı pozisyonları Zenit forveti değerlendiremeyince, Gikiewicz'in attığı golle AEL maçı 1-0 kazandı…

  Maç Larnaka'da oynanıyordu. Maça gidelim mi gitmeylim mi diye düşündük durduk arkadaşlarla sonunda ben ve Hüseyin Emir arkadaş yola koyulduk. Larnaka'da biraz deniz sefası ve deniz ürünlü yemeğin ardından ise maç… AEL taraftarlarının arasında maç izlemek rahat, AEL-Fenerbahçe karşılaşmasında da aynı rahatlığı hissetmiştim, kimse konuştuğunuz farklı dile olumsuz tepki göstermiyor… Maçı izlerken yine Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs sorununundan dolayı yaşadığımız "anlamsızlıkları" anımsadım. ve yine duvara vurdum ! Bütünlüklü çözüm sevdasının bizlere yaşattıkları ve diğer tarafta duran gerçekler ! AEL takımı 9-10 Kıbrıslı olmayan  oyuncuyla sahaya çıkıyor. Zenit takımının da ilk 11'inde sanırım 3 Rusyalı oyuncu vardı…Hasan Sertoğlu Kıbrıs'ın kuzeyindeki takımlarımızın da uluslararası müsabakalara katılması için çaba sarf ediyor. Bizler ise   "Egemenlik, taviz,ve daha bir yığın kelimeyi" yan yana koyarak karşısına çıkıyoruz… Futboldaki enternasyonalizm gerçeğini dahi göremiyoruz. Çünkü ulus devletçi zihniyetin hegemonyasının altındayız… (bu arada endüstriyel futbol tartışması başka bir yazının konusu olsun)

Larnaka'dan Arçoz'a (Yiğitler) doğru bakıyorum… Babam, 1974 öncesi denize hep Larnaka'ya İstanbul plajına giderdik der… Arçoz'dan Larnaka sahillerine 12 km kadar bir mesafe var… Ancak 1974 sonrası Arçozlular için en yakın sahil Mağusa olmuş, mesafesi ise 42 km kadar…  Yeni bir geçiş noktasının Pile  veya Troulloi üzerinden açılması elzem ama bütünlüklü çözümü beklemeliyiz diyenler çok ! Arçoz'un geçmişte bağlı bulunduğu kazayla ve şehirle bağlantısı kopmuş kimin umurunda!

Maraşı sahiplerine iade edemeyiz, egemenliğimiz ne olacak? taviz olur! söylemi… Maraş'ta yaşayan yılanlar ve fareler memnun… Egemenlik ve taviz kelimelerini sürekli dillendirenler gerçekleri göz ardı ediyorlar! Gerçekler ne mi? Maraş'ta dedik ya yılanlar ve fareler yaşıyor, peki Girne'de Ruslar, İngilizler ve daha bir çok milletten insanı hazmediyoruz, Rumlar da Larnaka veya Limasol'da yaşayan Rusları, İngilizleri, Arapları ve diğer milletlerden insanları hazmediyorlar da insanların doğdukları yeri birbirimize karşı niye koz olarak kullanıyoruz?… Kısacası enternasyonal bir atmosferi yaratıyoruz ve başka uluslarla birlikte yaşıyoruz… İyi de ediyoruz, peki Türkçe konuşan çoğu Müslüman olan  Kıbrıslılarla ve Yunanca konuşan çoğu Hırıstiyan olan Kıbrıslılar niye aynı mekanı paylaşmasınlar? Niye bütünlüklü çözümü beklesinler?  Bütünlüklü çözüm için ortak ekonomik mekanlar ortak futbol ligleri ve takımları niye katkı yapan unsurlar olmasın?