9500 Türk lirası iyi maaş…

0
135

İnsan gerçekten kahroluyor…

Memlekette mantar gibi yeni yeni sözümona “üniversite”ler açılıyor, kentlerin sokakları öğrenci kaynıyor; ama üniversitelerimizle, yükseköğrenimle gün yirmidört saat uğraşması gereken YÖDAK, kendi içinde fokur fokur kaynıyor…

Başkan’la birlikte beş üyeden oluşan bu kurulda; üç üye profesörün, Başkan’a karşı “blok” oluşturdukları görülüyor.

YÖDAK’ın Başkanı; bir süreden beridir topun ağzında…

KTÖS, YDÜ’nün “sınıf öğretmenliği” lisans programı açmasına yönelik aleyhte büyük bir “kampanya” başlatınca, YÖDAK Başkanı Prof. Hüseyin Gökçekuş’u bu üniversiteyi kollamakla suçladı ve hedefinin tam da orta yerine koydu…

YÖDAK Başkanı’nı, medyanın bir bölümünden aldığı destekle hallaç pamuğu gibi savurmaya çalıştı…

Çok sert bir üslupla saldırıya geçti…

YÖDAK Başkanı’na karşı “aleyhte” bir kamuoyu yaratıldı. KTÖS; tatsız bir “zorlama” ile Cumhurbaşkanı’nı da bu “kavga”nın içine sürüklemeye çalıştı.

Akıncı, sonunda emekli Savcı Hakkı Önen’i “soruşturma memuru” olarak tayin ederek YÖDAK Başkanı’nın soruşturulmasını sağladı.

Şimdi bu “soruşturma”nın raporu Cumhurbaşkanı’na sunulacak ama “kavga” bitmeyecek…

Tam tersine belki mahkemelerde “rezilane” yeni bir süreç daha yaşanacak…

Bir süre önce, bu köşede “Neden tüm üyeler topluca istifa ederek, Cumhurbaşkanı’nın işini kolaylaştırmıyorlar?” diye sormuştum…

Ama kimsenin yerinden kımıldamaya niyeti yok…

YÖDAK üyelerinden ikisi “full time” statüsünde ve her biri ayda 9500 TL. maaş alıyor. Oysa; kurumda doğru dürüst mesai yapmıyorlar, izin almadan fırt zırt yurt dışına gidiyorlar.

YÖDAK’a bir ayda sadece iki kez, birer saat giden Profesör üye var…

Ayda “izinsiz” olarak en az üç kez yurt dışına giden, aybaşı gelince de 9500 TL.yi cebe indiren Profesör üye var…

Biraz zorlanınca hasta raporları alarak, yurt dışı seyahatlerini aksatmayan üye var…

Hatta bir tanesi AKP’nin “parti içi” siyaset akademisinde ders veriyor…

AKP Başkan Yardımcısı Prof. Hotar, YÖDAK’a yazı yazarak “Filanca öğretim üyesini görevlendirdim” diyor. Çalıştığı kurumdan izin talep etmeyi bile gerekli görmeden…

Hükümet’in bazı üyeleri de “Bu hocayı kollayın” diye ricacı oluyor… 

YÖDAK Başkanı ile “kanlı-bıçaklı” olan bu profesör üyelerin asıl büyük “skandal”ı YDÜ’nün YÖDAK aleyhine açtığı mahkeme sürecinde yaşandı…

YÖDAK, önce YDÜ’ye “sınıf öğretmenliği” programı için “öğretime başlama izni” izni verdi. Arkasından KTÖS kuruma bir yazı gönderince, üç Profesör üye, Başkan’ın kızıp toplantıyı terk ettiği bir anda, kendi başlarına Yönetim Kurulu toplantısı yaptılar ve YDÜ’ye verdikleri izni tam 44 gün sonra iptal ettiler. 41 gün sonra ise bu Başkan’sız kararı onaylayan yeni bir karar daha aldılar. İki buçuk ay sonra ise koskoca Profesörler “kuzu kuzu” ilk verdikleri “izin”in geçerliliğini hep birlikte onayladılar.

Yani, boşu boşuna birbirlerini yiyip tükettikten ve medya ile mahkemelerde rezil olduktan sonra YDÜ’ye tavla teslim oldular.

Mahkeme sürecinde birçok rezillikler yaşandı. Başkan başka, üyeler başka avukatlar tuttular.

Hatta mahkeme tutanaklarına “Davalı tarafın birbiri ile çelişen iddiaları” gibi koskoca bir kurumun itibar kaybını gösteren ifadelerin girmesine yol açtılar.   

YÖDAK’ı her yerinden bıçakladılar.

Ama sonunda kazanan YDÜ oldu. 14 bin TL. mahkeme masrafı ne oldu biliyor musunuz?

Ben biliyorum. “İyi İdare Yasası” gereğince bu üç üye YÖDAK’ı zarara soktukları için ceplerinden ödemek zorunda kalacaklardı ama onlara birileri “kıyak” geçti… Bunu da içlerine sindirdiler mi, bilmiyorum…

En kötüsü; ilk YÖDAK toplantısında hazır bulunan ve YDÜ’ye “öğretime başlama izni”ne olumlu oy veren bir muhterem profesör üye, tam bir buçuk ay sonra iznin geri alınması için oy verdi. Birkaç ay sonra ise yeniden “olumlu” oy verdi.  

Bu durum Yüksek İdare Mahkemesi’nin kararına aynen geçirildi ve Mahkeme’de koskoca profesörün kendini şöyle savunduğu anlatıldı:  “Evet o gün öyleydi ama bunu istemeyerek ve yeterli tatmini sağlamadan yaptığımızı söyledim, zaten yani mutlu olarak imzalamadım onu ben. Hüseyin Bey’e beklememizi söyledim, tavsiye ettim, araştıralım dedim, sendikaya gidelim soralım, ilgili paydaşlara soralım dedim, Hüseyin Bey bunu biliyor. Aceleye getirmeyelim dedim.”

Tüm bunları mahkemede söyledi ama, sonuçta oyunu dördüncü kez değiştirip YDÜ’de “sınıf öğretmenliği” lisans programı açılmasına “olumlu” oy verdi…

Keşke; bu gibi “kimin eli kimin cebinde” durumlarında medyamız madalyonun her iki yanına da bakabilse…

Keşke, ta başından Cumhurbaşkanı bu konuda “yalnız” bırakılmasa… Partiler ve Hükümet elini taşın altına koyarak CTP zamanında YÖK ile de danışılarak ortaya çıkarılan YÖDAK yasasına odaklanabilsek… Herşeyi sil baştan kurgulayarak yükseköğretime ve gençlere, bu “rezilliği” yaşatmasak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here