7 Temmuz’a Çerçeve Anlaşma Hedefi

0
401

Aysu BASRİ AKTER- Crans Montana

 

Crans Montana’da 5. Güne girerken umutlar yükseliyor.

Konuyla ilgili bütün taraflar, özellikle karamsar bir mesaj vermekten kaçınırken, hafta sonuna kadar bir çerçeve anlaşmasının çıkma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

“En iyimser kişinin bile tahmin edebileceğinden daha iyi bir noktaya gelindi” yorumu buraların ortak dili gibi.

Cumartesi yarım günlük resmi bir toplantı yapan taraflar, gün boyu kendi iç çalışmalarını sürdürdü. Pazar gününün de yine yoğun bir çalışmayla geçmesi bekleniyor.

Yabancı diplomatlar, ilgili bütün tarafların gerçekten samimiyetle ve sorumlulukla çalıştıklarına işaret ediyor.

Toplantılara el bavullarıyla giren heyetler, bütün o koca çantalar içindeki binlerce evrakı gerçekten kullanmak üzere masaya koyuyor.

Hafta sonu hazırlıklarının ardından, Pazartesi güvenlik ve garantiler yanında, masadaki 5 başlığın, birbiriyle ilişkilendirilecek şekilde, ayrı paketler halinde masaya sunulması bekleniyor.

Bu haftanın ilk iki günü ilerlemeyle ilgili önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Herşey yolunda giderse, BM Genel Sekreteri garantör ülke başbakanlarını da alıp zirveye son noktayı koymak üzere gelebilir.

Beklenti Cuma’ya kadar bir çerçeve anlaşmasının çıkması yönünde. “Bu bir temenniden öte, teknik ve siyasi olarak mümkün görülen bir şeydir” deniliyor.

7-8 Temmuz tarihlerinde Hamburg’da toplanacak olan G20 Zirvesi’ne kadar sürecin bir anlaşmayla tamamlanması hedefleniyor.

7 Temmuz sihirli bir tarih olarak ta sürecin başından itibaren gizli bir takvim şeklinde yaratılmış gibi.

Yaklaşık bir haftayı pozisyon belirleme ve al-ver anlayışının oluşup çalışmaların tamamlanması için kullanan ev sahipleri, ardından gelecek bir haftayı da al-verin tamamlanarak uzlaşıların kaydedilmesi için hem teknik hem siyasi süreç açısından makul görüyorlar.

Her iki tarafın da hala birbirinden farklı ve ortaklaşamayan hassasiyet ve endişeleri var. Ancak temel noktada, bir köprü yaratma konusunda taraflar niyetli.

Türkiye’nin gösterdiği duruştan, özellikle güvenlik ve garantiler konusunda ortaya koyduğu tavırdan, BM ve İngiltere tarafı memnun görünüyor.

Yunanistan’ın son derece olumlu olduğu, Rum tarafının tavrının pazarlık marjı içerdiği yorumları yapılıyor.

Türkiye’nin hassasiyet gösterdiği Türk ve Yunan vatandaşlarına eşit muamele konusundan birincil hukuk konularına kadar AB ile temelde ortaklaşıldığı anlaşılıyor.

Türkiye uzun zamandır krizde olan AB ilişkilerinde başlattığı yeni süreçte, Kıbrıs sorununda göstereceği performansla ciddi bir ilerleme sağlayabileceğinin farkında. Kısa vadede mümkün görülmeyen tam üyelik yerine, ekonomik ve siyasi ilişkileri toparlayacak vize serbestisi, gümrük birliğinde yeni düzenleme ve mültecilerle ilgili ek kaynaklar gibi kazanımlarla, yeni ilişki biçimiyle yeni bir dönem açılabilir.

Ekonomisinin önemli bölümü Avrupa Birliği ülkeleriyle, yabancı yatırımcıya bağlı ortamında Türkiye de kazanır, AB de Kıbrıs’ın tamamı da…

Çeşitli kaynaklardan gelen bilgilere göre, şu anda AB de bu mantıkla ilerliyor.

Kıbrıs Rum tarafı açısından hala güvensizlik unsuları ön plandaymış gibi görülse de Rum tarafı da çözümle birlikte kazanacağı ortak bir Türkiye ile çözümsüzlük koşullarında potansiyel “düşman” taraf bir Türkiye arasında seçim yapacağının bilincinde.

Bunun için cesaret ve liderlik gerekiyor.

Rum tarafından gelecek siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık ve mülkiyette bağlanmamış uzlaşılarla, sıfır asker sıfır garanti noktasından esneme, Türk tarafının da atacağı adımlarla birleştirilerek bir çözüm yaratabilir.

Ve bu kez bu hafta içinde temel konularda geri dönüşsüz şekilde imzalanacak bir çerçeve anlaşmayla, referandum süreci başlatılabilir.