YÜRÜMEYE KORKTUĞUMUZ YOLLAR

0
245

Pazar günü “Lefkoşa Maratonu” her kesimden Kıbrıslıyı bir araya getirdi…

Gerçekten de çok anlamlı, özel ve de başarılı bir organizasyondu…

“Paylaşım Mutfağı” bana göre her şehre örnek olması gereken bir icraattır…

Keşke “Paylaşım Mutfağı” gibi yerlere hiç ihtiyaç olmasa!..

Ancak ne yazık ki günümüzde çöpten yemek artıklarını toplayan insanların olduğu bir dönemde bu gibi yerlerin önemi ve anlamı bir o kadar daha artıyor…

Kabul etmeliyiz ki Harmancı’dan sonra Lefkoşa’da birçok şey değişti…

En önemlisi de sosyal belediyecilik anlayışı Lefkoşa’ya yerleşti…

Keşke diğer beldelere bu anlayış örnek olabilseydi!..

Çökmüş, bitmiş, tükenmiş ve ayağa kalkması imkansız olarak görülen bir belediye eğer bu adımı atabiliyorsa, bana göre geriye kalan tüm belediyeler de bu adımı atabilirlerdi…

Sadece yol yapmak, alt yapıyı geliştirmek, kaldırım döşemek, çöp toplamak, bina kaldırmak, kısacası bulunduğunuz yeri makyajlamak sosyal belediyecilik için yetmiyor!..

Elbette bu saydıklarımın da önemi vardır ancak birincil öncelik bölge insanına dokunmak olmalıdır…

Onların ihtiyaçlarına karşılık vermektir…

İşte LTB, Harmancı döneminde “Paylaşım Mutfağı” ile bunu yaptı…

Bazı kesimler bu adımı eleştirdi…

Özellikle “Başka ülkeden gelenleri biz mi besleyeceğiz” denildi…

Bu söylemde haklılık payı olsa da, unutmayalım ki bu hizmete ihtiyacı olan insanlar sadece Lefkoşa’da bulunmuyorlar!..

Brüksel’den daha iki gün önce geldim ve her köşe başında dilenen insanlar gördüm…

Evet, hepsi de çalışabilecek durumdalar…

Ve kendi ülkelerindeki rejime karşı dik durmaktansa çareyi ülkelerini terk etmekte buldular…

Ancak burada esas olan bu insanları bahsettiğim ülkelerin kabul edip etmemesidir…

Ediyorsan, bu insanlara da en az kendi insanların kadar yaşam hakkı sunmalısın…

Sunamıyorsan da bu insanları ülkene kabul etmemelisin…

Bu anlamda biz sınırları çoktan aşmış durumdayız…

Hatta kendi topraklarımızda azınlık durumuna düşmüş bulunmaktayız…

Ve de bizi azınlık durumuna düşüren Türkiye’nin etkin kontrolü ve yönetimi altındayız…

Bu gerçeklerle beraber dün Lefkoşa’da “Paylaşım Mutfağı” için yürüdük…

Yürürken arkamdan gelen bir kadının, “Normalde yürüyemediğimiz bu yollarda bugün yürüyebiliyoruz” söylemi içime oturdu…

Çünkü kadının bahsettiği ve bizlerin yürüdüğü bu yollarda neredeyse her gün insanlarımız tacize ve saldırıya uğruyor…

Son dönemlerde türeyen çeteler insanları korkutuyor…

İşin en acı tarafı ise, dün binlerce Kıbrıslı, Paylaşım Mutfağı’ndan çoğunlukla yararlanan bu korktukları insanlar için yürüdüler ve katkı koydular!..

İşte “Irkçı” dedikleri Kıbrıslı böyle bir kültüre sahiptir…

Bu topluma “Irkçı” diyenler ise dün paylaşarak arttırmak yerine Pazar günün keyfini çıkardılar…

Çünkü açın halinden ve dayanışmadan yana hiç olmadılar…

Sadece popülizm yapmakla uğraştılar…

Belki bu anlamlı gün sayesinde bunu olsun görebilecek ve anlayabilecek insanlar çıkar!..