YÖDAK’IN KARARLARI HAVADA, ÜYELİKLERİ TEHLİKEDE!

0
225

Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu’nda (YÖDAK) daha önce yaşananları ve bu kurumumuzun itibarının dönemin YÖDAK Başkanı Hüseyin Gökçekuş’un döneminde nasıl zarara uğratıldığını sanırım herkes hatırlıyordur.

Öncelikle Gökçekuş;

-YÖDAK başkanlığına uygun vasıflara sahip değildi…

-Dikta bir yönetim biçimi vardı…

-Vizyonu sıfırdı…

-En önemlisi de tarafsızlığını yitirmişti…

Daha çok YÖDAK başkanı gibi değil de resmen Yakın Doğu Üniversitesi’nin bir elemanı gibi hareket ediyordu…

Doğal olarak da hem diğer üniversiteler, hem de bu durumun farkına varan çevreler tarafından eleştiriliyor, o günlerde cumhurbaşkanlığı görevine gelmiş Mustafa Akıncı’ya, Gökçekuş’u görevden alması için kamuoyu tarafından baskı yapılıyordu…

Çünkü YÖDAK güvenilirliğini kaybetmişti…

Ki bu durumu bizzat Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya ileten ve bu konuda adım atması gerektiğini yüzüne karşı haddini bilerek söyleyen kişilerden bir tanesi de bendim…

O dönemlerde cumhurbaşkanlığından bir kesim “Bu mümkün değil” diyerek Cumhurbaşkanı Akıncı’yı yanlış bir şekilde yönlendirmişlerdi…

Neyse ki bu süreç biraz uzun sürse de cumhurbaşkanı Akıncı, YÖDAK Başkanı Gökçekuş’u yaşanan bu olayların 1 buçuk yıl sonrasında görevden almıştı…

Ardından bu göreve cumhurbaşkanı tarafından yurtdışında yaşamını sürdüren Prof. Dr. Akile Büke atanmıştı…

Sonuç olarak itibarı tükenmiş, toplum tarafından da varlığı unutulan Ombudsman makamına uygun gördüğü ve atadığı Emine Dizdarlı’nın bu kuruma getirdiği saygınlık ve ortaya koyduğu icraatlar nedeniyle YÖDAK’a yapılan bu atama o günlerde tartışma yaratmamıştı…

Hatta aksine aynı performansın Prof. Dr. Akile Büke tarafından da ortaya konacağı ve YÖDAK’ın bitmiş olan saygınlığının yeniden hayat bulacağı beklentisi hakimdi…

Ancak ne yazık ki o günden bugüne YÖDAK’ta değişen pek bir şey olmadı…

YÖDAK, hak ettiği saygınlığa taşınamadı…

Peki, neden?

Çünkü ortaya gerçek anlamda bir vizyon konulamadı…

“İlk stratejik plan” olarak yapılan sunum da dahi gerçek yansıtılmadı…

Çünkü Prof. Dr. Hasan Ali Bıçak döneminde 2010 – 2015 yıllarını kapsayan ilk stratejik plan zaten yapılmış ve kamuoyu ile paylaşılmıştı…

Geçen süreç içerisinde YÖDAK’ın uluslararası akreditasyon ajanslarına üyeliği tehlike altına sokulmuş, bu uluslararası ajanslar olan ENQA, CEENQA, INQAAHE ve UK-NARIC’in düzenlediği toplantıların hiçbirine katılmayarak YÖDAK bu alanlara olan üyeliğini kaybetmekle karşı karşıya bırakılmıştır…

Kısacası YÖDAK’ı yeniden “Dikilitaş”a geri döndürmek ve vizyonunu orası ile sınırlı bırakmak için büyük çaba harcanmıştır…

Şu anda YÖDAK’ın aldığı tüm kararlar da havada kalmaktadır…

Neden mi?

Çünkü yasalara göre YÖDAK’ta boşalan koltukların yeri en fazla 3 ay içerisinde doldurulması gerekmektedir…

Ancak ne yazık ki Sayın Büke döneminde bu yapılmamış ve boşalan iki koltuğun yeri zamanında doldurulmamıştır…

Yine Sayın Büke döneminde izin verilmiş bazı üniversiteler toplantılara davet edilmemiş, kendilerinin izin verdiği üniversiteler için savcılıktan görüş istenmiş, savcılıktan olumlu görüş gelmesine rağmen ısrarla bu üniversitelere karşı anlamsız bir tavır sergilenerek hiçbir oturuma davet edilmemişlerdir!..

Öyle ki savcılığın 15 Ekim 2018’de ürettiği olumlu görüşün hemen 3 gün sonrasında bu üniversitelerin rektörlerine haber verilmeden yapılan toplantı sonucunda 18 Ekim tarihinde YÖDAK’ta bulunan iki boş koltuğa yine yasalar çiğnenerek apar topar iki yeni üye atanmıştır…

Kısacası Sayın Büke dönemi, Sayın Gökçekuş dönemini pek de aratmamaktadır…

Ve git gide bu kurumumuzun itibarı daha da ayaklar altına alınmaktadır…

Resmen uluslararası alandaki üyeliklerini kaybetmekle karşı karşıyadır…

YÖDAK içerisinde çok değerli ve bu görevi laiki ile yerine getirecek üyeler vardır…

Umarım en kısa sürede bu konuda gerekli adım atılır ve bu kurumumuz bir an önce hak ettiği itibarına kavuşturulur…