YARIN BUNLARI DÜŞÜNEBİLMEK İÇİN DAHİ ÇOK GEÇ OLACAK

0
212

Yıllarca acılar yüzünden döktüğümüz gözyaşları ile ıslattığımız bu toprakları bu kez sevinçten ve mutluluktan ıslattığımızı…

Sadece bir dakikalığına düşününüz!..

Gazetelerin manşetlerini;

-Cinayetlerin…

-Tacizlerin…

-Tecavüzlerin…

-Çetelerin değil de birleşen Kıbrıs’ın Rumca ve Türkçe konuşan insanlarının birbirlerine sarılmasını süsleyen manşetlerin tüm adayı süslediği bir güne uyanıyoruz…

Bu duyguyu anlamak ve o anı gözlerinizi kapatıp hissedebilmek ne yazık ki “Ben Kıbrıslıyım” demekle olmuyor…

Gerçekten, kökten Kıbrıslı olmanız ve bu adaya aşık olmanız gerekiyor…

Kıbrıslı Rum toplumu ile Kıbrıslı Türk toplumunun tek halk, yani Kıbrıs Halkı olduğunu yüreğinizde hissedebilmeniz lazım…

Çok mu zor bazı şeyleri kabul etmek veya bazı şeylerden vazgeçebilmek?

Örneğin siyasi eşitliği Kıbrıslı Rum Liderin kabul etmesi imkansız bir şey mi?

Geçtiğimiz gün “Bu tartışılmaya açık bir konu dahi değil” demişti…

Yani resmen “Ben Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini kabul ediyorum” mesajını tüm kamuoyuna vermişti…

Söylem böyle de, peki ya icraat?

2003 yılından beridir kapılar açık olmasına rağmen hala Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bizlerin de devleti olduğunu bir türlü hissedemedik!..

Çünkü bu yönde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başına gelenler söylemden öteye gidemediler…

Peki, ya garantiler?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, “Garantiler tabu değildir” demişti…

Söylem olarak çok güzel de, peki ya icraat?

Ki bu söylemde daha sonraları yerini farklı görüşlere bıraktı…

Yani bu iki konu gerçekten de iki toplumun tek halk olabilmesinden çok daha mı önemli?

-Barıştan…

-Mutluluktan…

-Bağımsızlıktan…

-Özgürce ülkemizin her yerini kimlik veya pasaport göstermeden gezebilmekten…

-Tıpkı adanın güneyinde olduğu gibi uluslararası hukukun adanın kuzeyinde de geçerli olmasından…

-Türkiye’nin, İngiltere’nin ve Yunanistan’ın etkisinden kurtulabilmekten…

-Messi ve Ronaldo’yu Kıbrıs’ın kuzeyinde de görebilmekten…

-Aynı milli takımda Rumca ve Türkçe konuşan Kıbrıslıların birlikte yer almasından…

Evet, siz iki lidere soruyorum, bu toprakların acıların değil de sevinçlerin adası olmasından çok daha önemli mi sizin kırmızı çizgileriniz?

Gelin el ele verin ve bu işi tüm dünyaya rağmen çözün…

-Garantisiz, askersiz ve silahsız bir ülke…

-Güçlü, güvenli ve eşit bir anayasası olan ortak bir devlet…

-Siyasi eşitliğin olduğu, çoğunluğun azınlığı ezmediği, azınlığın da çoğunluğa hükmetmediği bir yapı…

-Kıbrıslıların ve kültürlerinin yaşatıldığı özgürlükçü bir düzen…

Kısacası bağımsız ve bağlantısız bir Kıbrıs…

Bütün düşüncelerinizi bir kenara bırakınız ve sadece bu bahsettiklerimi düşününüz…

Çünkü yarın bunları düşünebilmek için dahi çok geç olacak…