‘Uyumuşuz… Okumadan imzalamışız…’

0
171

Geçen hafta DAÜ’deki rektör operasyonuna ilişkin olarak “siyasetçinin muhteşem zaferi”ni yazmıştım…

Aradan bir hafta geçmeden, aynı siyasetçi kendi siyasi kariyerine bir “zafer” daha ekledi.

Bravo doğrusu…

Adam; birincisinde olduğu gibi, CTP-DP koalisyonunda operasyonu başlattı, iki yıl sonra da UBP-DP koalisyonunda gece yarısı golü ile işi bitirdi…

Serdar Denktaş; CTP-DP koalisyonunda beş bakanlığı birden idare ediyordu…

Gençlik ve spor da ona bağlıydı…

Bugün yollarda gençlerin yığınsal olarak protesto ettiği “Koordinasyon ofisi kurulmasına ilişkin protokol”ü 12 Mart 2014 tarihinde, TC Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile  imzalamış ve getirip Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun önüne koymuştu.

Yorgancıoğlu “ırın kırın” etmiş olsa da, bu protokolü, 18 Haziran günü Bakanlar Kurulu’nda onaylattı ve ertesi gün de Meclis’e sevketti.

Ertesi hafta yerel seçimler ve Anayasa referandumu yapıldı. Seçimlerin hemen ardından 3 Temmuz 2014 günü ise bu protokol Meclis’te okundu.

O toplantıda, protokole sert biçimde tek karşı çıkan parti TDP oldu… Girne vekili Zeki Çeler,   kürsüye çıkarak “Ülkemizin gençlerini kimlere emanet ediyoruz?” diye sormuş ama sorusu havada kalmıştı.

Çeler’in uyarısı ciddiydi… “Bu protokol halktan, yüce Meclis’ten saklandı. Biz de bypass ediliyoruz.” dediğinde kimsenin kılı bile kıpırdamadı…

Serdar Denktaş’ın o günlerde CTP’ye attığı gol, 2 yıldan fazla bir süre filelerde bekledi. Tıpkı “su” ve diğer konularda olduğu gibi, gene geç kalmıştık…

Neden?

CTP Genel Başkanı M. Ali Talat, hafta sonu “nedeni”ni açıkladı…

Aytuğ Türkkan’a dedi ki:

“Uyumuşuz, okumadan imzalamışız, bu büyük bir kabahattır…”

Aslında hiç kimse uyumuyordu…

O günlerde bu “protokol” Serdar Bey’in elinde dolaşırken, 29 Haziran yerel seçimlerinde CTP üç büyük belediye başkanlığını kaybetmiş, büyük bir “proje” olarak sunduğu anayasa değişiklikleri halkın yüzde 62.32 oyu ile reddedilmişti.

Protokolün Meclis’e sunulduğu gün, gazeteler seçimi kaybeden CTP’li başkanlardan birinin “hainler tarafından sırtımdan vuruldum” sözlerini manşet yapıyordu.

Partili bir yöneticinin kayınbiraderi “hem fırçalandık, hem iteklendik, hem de parti binasından kovulduk” biçiminde açıklamalar yapıyor; bir ilçe başkanı “bu ihanettir… Kesin ihraçla cezalandırılmalı…” diyordu…

Partili kimsecikler uyumuyordu… Sözlü saldırılar, tartaklamalar, yumruklaşmalar, duvarlardan fotoğraf indirip parçalamalar ile uğraşıyorlardı…

Hatta, sonradan başbakan olmuş Ömer Kalyoncu’nun istifa edeceği söylentileri yayılıyor; o da “Ben bu ortama ait değilim. Hızla kirlenen bir ortam ve rahatsızlığım büyük…” diyordu…

Koalisyonun “büyük ortağı” CTP bu işlerle uğraşırken, beş bakanlığı koltuğunda taşıyan Serdar Denktaş, Ankara’da Gençlik ve Spor Bakanı AKP’li Serdar Kılıç ile “ofis”in misyonunu konuşuyor, birlikte TRT’ye çıkarak “ofis”in yaratacağı harikaları anlatıyordu…

Atı alan Kantara’yı geçmişti…

Tam iki yıl önce siyasetçiyi “uyutan” ve herşey “dizayn” edildikten sonra, gençlerimizi “uyandıran” bu imzalanmış protokol, gerçekten çok “sakıncalı” maddeler içeriyor…

Ofisteki TC’li kadroya diplomatik ayrıcalıklar tanıyor, buradaki hemen her gençlik, spor ve engelli projesini denetleme yetkisi veriyor…

Ofis; burada gençlik kampları kurup işletebilecek, yurtlar inşa edebilecek,  uzman, eğitimci, danışman istihdam edebilecektir.

Peki KKTC makamlarının “yetkileri” ne olacak?

Protokole göre işte yanıtı: Ofis; KKTC talep ederse, mahalli personele ödenen ücretler hakkında bilgi verecek…

Ayrıca; KKTC, ofis personelinin güvenliğini sağlayacak. Havaalanında ayrıcalıklı geçişler için önlem alacak. Ofisin talep ettiği bilgileri verecek…

Kısacası; bu “ofis” KKTC’ye spor ve gençlik alanlarında yardım sağlayacak ama yerel makamların bazı “yetki”lerini de kullanacak…

İşte bu noktada, sokaktaki eylemci gençler yerden göğe kadar haklılar…

Onların eylemi aslında bir çığlık… Yokoluş güzergâhında bir feryat… Siyasetçinin zamanında göremediğini, yapamadığını geç de olsa fark ederek ayağa kalkmak…

Onların, AKP iktidarına zerre kadar itimatları yok… Muhafazakâr, dinci AKP’nin burada söz sahibi olmasını istemiyorlar…

Bu da çok anlaşılabilir bir duygu… Bu ülkede geçmişte “Kuran kursları” konusunda verilen savaşım kaybedildi.

Artık bu kurslarda beş binin üzerinde çocuk eğitim alıyor…

Gençlerimiz; kamplar, yurtlar yolu ile tarikatçılığın, dinciliğin, gericiliğin buralara “ithal” edilmesini reddediyorlar…
Meclis’ten geçirilen yasa şu anda Sayın Cumhurbaşkanı’nın önünde…

Sayın Akıncı, bu konuda “zamanında” gereken tavrı koydu. Anayasa Mahkemesi, yakında bu konuda oturum yapacak. Oradan çıkacak karara göre tavrını belirleyecek.

Ancak, iki sağ partinin bu süreçte neden oldukları “toplumsal hasar”ın tamiri hiç de kolay olmayacak…

Doğrusu; bir “ofis” için yasa yapmak gerekir miydi?

Yardım Heyeti’nin yasası var mı?

Buradaki Türk ordusunun yasası var mı?