“Ulusal dava” Federal Kıbrıs

0
60

Kıbrıs’ta çözümün yol haritası olarak geçtiğimiz hafta liderler tarafından imzalanarak onaylanan “ortak açıklama”, uluslararası literatüre ve BM kararlarına giren temel parametrelerden farklı yeni unsur içermemesine karşın, adadaki iki tarafın tutumu bakımından tarihi önemde.

Annan Planı’nın da temel özelliklerini taşıyan Ortak Açıklama, Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun sürekli vurguladığı gibi, bir açıklamanın ötesinde anlamlar içeriyor. Bu, Kıbrıs’ta çözümün hangi kriterlere dayanacağından öte, sorunun ana unsuru iki tarafın tutumuyla ilgili.

“Ortak açıklamada yeni unsur yok” söylemleri bazı çevreler tarafından “olayı küçümseme” veya “önemsizleştirme” olarak nitelense de; bu tür nitelemeler temeli kavramada caydırıcı olmamalı. Konjonktürün, süreci oluşturan ana aktörler Türkiye ve ABD’nin, ekonomik sorunların, enerji yataklarının, Ortadoğu’daki gelişmelerin de etkisiyle oluşan bu yeni ve tarihi ortam teşvik edilmeli.

BM kararlarına da giren federal çözüme ilişkin temel kriterlerin ortak açıklama ile Türk ve Rum taraflarında bulduğu destek, “ulusal dava”ları artık federal çözüm olarak kayıtlara geçirirken; üniter devlet veya ayrı devlet politikalarını savunucuları tarafından bu aşamada gündemden çıkardı. 

Ada ve Kıbrıs müzakere tarihinde ilk kez iki tarafta da “sağ” ve “sol” partiler aynı noktada buluşurken, yine müzakere tarihinde ilk kez ana güçler (AKEL/DİSİ-CTP/UBP/DP) federal çözüm hedefinde buluştu. Kimi gönülden, kimi mecburiyetten; ama buluştu… Rum Kilisesi’nin karşı çıkmaması, hatta destek vermesi de bir diğer ilk olarak tarihe geçti…

Annan Planı’yla ilgili süreçte ateşli hayır’cıların, “tek egemenlik” karşıtlığı üzerine kampanyalar yürütenlerin bugün ortak açıklama’yla “evrim” geçirmelerini tartışma konusu yapmak yerine, bu durumu tarihi bir avantaj olarak kullanmak gerekir. Çünkü; ada açıklarındaki doğal enerji yatakları ve bu potansiyelin dünyaya taşınmasında kullanılacak güzergah belki yeni müzakere sürecinde ana tetikleyici gibi görünse de, adadaki tüm tarafları aynı noktada buluşturan bu konjonktür  tesadüften öte anlamlar içeriyor.

Başta Türkiye olmak üzere anavatanlar,  ABD ve AB’ın görünürdeki güçlü desteğinin samimi olması halinde, yeni süreçte Maraş’ın açılmasından başlayarak çözüm yolunda hedefe ulaşılması için ortam her bakımdan uygun görünüyor. Yol kazaları ve topu taca atma hallerine karşı da hep uyanık olmada fayda var…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here