Ülkemizde Avukat Olmak

0
209

 

Dünyada eşine zor rastlanan bir beceridir KKTC’de avukat olmak. Eşi benzeri olmayan bir ülkede, eşi benzeri olmayan yasal düzenlemelere ve keşmekeşe karşı adaletin sağlanmasında rol almak, en zor işlerden birisi olsa gerek!.

Bu söylenenlerin abartı olduğunu zannetmeyiniz!  Bu değineceklerimle ilgili örnekler bulmaya, hayale dalmaya gerek yok.

İçinde bulunduğumuz gerçeğe bakmanız yeter…

Mirasyedi gibi geçen asırdan kalma yasalara dokunmaya korkan!

Bunların Ülke Anayasasının amir hükmüne rağmen resmi dile yani TÜRKÇE’ ye çevirisinden ve bu şekilde yasalaşmasından her ne hikmetse hep kaçınan! 

Günü birlik sorunlarla tabiri caizse bir bardak suda meydana gelen dalgalanmada boğulan!

Gerçekler karşısında hep geri planda durup da sadece oy kaygısı taşıyan!

Başkaları benim adıma düşünüp karar versin diyebilen seçilmişlerle yönetilen kaç ülke vardır ki!..

Herhalde bu değindiklerimin hepsi benim hayal ürünümdür!!! Öyle düşünen olsa bile bildiklerimi bıkmadan usanmadan söylemeye devam edeceğimden hiç amma hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

A) Hangi ülkede yasalar, kendi anayasasının emredici hükmüne rağmen kabul edilen resmi dilde değildir? Elbette KKTC’de…

Anayasamıza göre resmi dil “Türkçe” olmasına karşın yasal mevzuatın çok büyük nerdeyse %95’i İngilizcedir.

Bu nedenle yorum yapılması gereken durumlarda resmi dilden başka bir dilde yazılmış olan esas yasaların okunup yorumlanması zorunludur. 

B) Hangi ülkede, esası yabancı bir dilde olduğu hususu kadermiş gibi kabul edilmiş yasalarda bu kez kendi ANAYASASININ ÖNGÖRDÜĞÜ  RESMİ DİLDE  değişiklik yapılabilmektedir? KKTC’de ….

C) Hangi ülkede adaletin tecellisi,  ülke gerçekleri göz ardı edilerek kopyacılık esasına göre (foto montaj benzeri davranışlar sonucu) yapılan düzenlemelerle gerçekleştirilmeye çalışılır? Elbette KKTC’de..

D) Hangi ülkede adaletin tecellisinde görev alan avukatlar üzerinde Demokles’ in kılıcı gibi cezai yaptırımlar  vardır?  KKTC’de…

Bu yakınmaları uzatmak mümkün! 

Her konuya eleştirisel yaklaşım sergilemek kadar kolay bir şey olmasa gerek…

Ancak bu yakınmaların gerçeği yansıtması yanında çıkış yollarının da önerilmesi ve bu önerilerin eninde sonunda gerçekleşeceğine inanç olmazsa vay halinize!

Ne acıdır ki bugüne kadar her platformda dile getirmeye çalıştığım dil sorunu ile ilgili olarak herhangi bir olumlu yaklaşım gördüğümü söylemek mümkün değildir.

– Savcı olduğum dönemde dile getirdim.

– Meclis Kürsüsünden dile getirdim.

– Avukat olarak dile getirdim…

– İlk önceleri yasaların Türkçeleştirilmesi hususu kabul görse bile, KKTC Meclisi tarafından hizmet satın almak suretiyle yapılan tercüme neticesinde yasalar sadece      “ meclis yayınları “ olarak kaldı. Yapılması düşünülen ve tüm yasaların Türkçe olan nüshalarının “esas yasa” olarak kabulü hususunda son adım atılmamış ve harcanan onca emek ve satın alınan hizmete karşılık ödenen meblağ karşılığı yapılan çalışmalar sadece bir tercüme düzeyinde kalmıştır.

– Baro Genel Kurulunda  (Lefkoşa’da)  yapılan birden fazla toplantıda ve Baro Konseyinde olduğum dönemde her fırsatta dile getirmeme karşın; sesimi yeterince duyurabildiğimi  söylemem imkânsız. Bu gibi yerlerde özellikle lisan avantajını elinde bulunduranların pasif direnişini gözlemledim. Konunun ciddi olarak tartışılması ile ilgili yaklaşım dahi bu güne kadar olmamıştır.

– Ancak geldiğimiz noktada “Esası” İngilizce olan birçok yasada değişiklikleri yapmak suretiyle tabiri caizse “Lale Tarlası “gibi “ Orijinal Yasa”  yarattık. Bu usul başka ülkede var mı? Yaptığım bunca araştırmadan sonra bulamadım.   Bilen varsa ve söylerse bilgi sahibi olacağımdan peşinen teşekkür ederim. Ancak dünya ülkeleri arasındaki konumu veya tanımı ne olursa olsun bir devlet olduğumuzu mademki her fırsatta dile getiriyoruz, bizi idare etmek için tam 50 kişiden oluşan bir yasama organı seçiyoruz ve bir devletin sahibi olduğu tüm erklere sahibiz; o halde bunu yapmak bu kadar mı zor!…Unutulmamalıdır ki Kıbrıs Sorununa bir çözüm bulunması halinde de  ( erken bir zamanda çözüm bulunur ve ben yaştakiler de dünya gözüyle görür inşallah!) kendi dilimizde yasaların yazılmasını istemek en doğal hakkımızdır. Komşumuz bunu senelerden  beri uygulamaktadır.

– Televizyon ekranlarında her fırsat buldukça bu hususu yine dile getirdim ancak bu güne değin ilk nazarda yetkili ve etkili olabilecek bir Allahın kulu çıkıp da sesimi duyduğunu veya bu konudaki rahatsızlığını dile getirmedi.

Demek ki herkes halinden ve bu durumdan memnun! O zaman bana fazla laf düşmez. Ancak sakın ola bunu ileriki aşamalarda dile getirmeyin!!! Yoksa siz de benim gibi Ağustos Böceği misali kendi kendinize söylenmiş olursunuz!  İyisi mi her hangi bir konuda  herhangi bir yasa maddesi üzerinde yorum yapma ihtiyacı duyarsanız veya Yüksek Mahkeme kararlarındaki bazı paragrafları okuyup anlamazsanız bunu bilirkişiye havale edin veya bir bilene sorun lütfen!!!

– Bütün bunlar yetmezmiş gibi meclisimiz arada bir ve gerekli olduğuna inandığından hemencecik bir yasa değişikliği ile bu orijinali İNGİLİZCE olan yasaların herhangi bir maddesinde değişiklik yapıverir!  Bu değişiklikler tabii ki TÜRKÇE’dir. O zaman bu değişiklikleri yapanlara sormak isterim: Madde madde değişiklik yaparken resmi dil olarak kabul edilmiş Türkçemizle bunu yapabileceğinize göre herhangi bir yasayı tümden Türkçeleştirmeden sizi kim veya hangi kuvvet alıkoyabilir? Yoksa sizin beceriniz sadece kısım kısım geçerlidir?İşte bizim memleketin acı bir gerçeği! Yıllar yılı çözümlenmemiş öylece bir sihirli değnekle gelecek olan birisini bekler sanki!

Peki o zaman siyasiler dahil herkese sormak isterim. Bu memlekette meslek icra etmeye çalışmayı düşünen birisi orijinal yasaları ararsa nerden bulacak? Hemen cevap vereyim, birileri zahmet etmesin diye… HİÇBİR yerde bulamayacaktır. Bu yazıyı kaleme almadan önce KKTC Meclisi dahil Devlet Basımevi, Mevzuat Dairesi v.s. tüm ilgili dairelerde şahsen yapmış olduğum girişimler sonucu elde var sıfır…. O nedenle çok rahat diyorum ki BU- LA- MA-YA- CAK!…

– Herhangi bir konuda yasa yapılacağında ise kolay yolu bulunmuştur.  Yarın Avrupa Birliğine girecekmiş gibi ( bu nedenle zamanı geldiğinde yapılması gereken uyum yasaları bir yana)  herhangi bir yerden kopyalamak suretiyle aldığı yasa maddelerini veya yasayı, derinlemesine incelemeden olduğu gibi kabul eden bir ülke varsa o da KKTC’den başkası değildir.

Bazılarına göre uysa da oluuur uymasa da….

– Yasa yapılırken sosyal hukuk devleti, Avrupa Birliği Normlarından bolca bahsedilen, her fırsatta insan hakları savunucusu olanlar; Adalet Mekanizmasında saygın bir görev yaptığı farz edilen ( saygınlığını her aşamada ve meslektaşlar olarak yıpratmak için elbirliği ile çalışıyor olsak bile) avukatların her zaman için el pençe divan durmasını gerektiren ve en küçük bir yanlış anlamada cezalandırılma korku ve kuşkusu içerisinde olan ( 9/76 sayılı Mahkemeler yasasının 52. Maddesi nedeniyle ) ve bu kuşku içerisinde avukatlık mesleğini icra eden hukukçuların bu durumları görmezden gelinir. Hatta bunun konuşulmasından bile kaçınılır! Duyarlarsa hakkımızda ne düşünürler sonra derler belki de !Bu aşamada Mahkemeler Yasasının söz konusu maddesinin tümden ele alınması ve yeniden yazılımı aşamasında adalet arayanlarla adaletin tecellisinde görev yapan kişilere yani sözün kısası avukatlara karşı kolayca kullanılabilen bir silah olmaktan vakit geçirilmeksizin çıkarılmasının mesleğimizin saygınlığı açısından da elzem olduğu görüşündeyim.  Bu maddede öngörülenler yoruma son derece açık ve gerektiği gibi müdafaa hakkı verilmeden ve en önemlisi Anayasasının amir hükmüne rağmen ceza davası açma yetkisi Başsavcılık uhdesinden alınarak hem şikayetçi hem yargılayan tarafın ayni elde toplanmasına olanak sağlar ki takdir bu hususta kendisini yetkili görenlerindir.

– Bu nedenle özellikle genç meslektaşlarıma çağrım her platformda ve görev aldığınız veya sempati duyduğunuz oluşumlarda ( özellikle siyasi oluşumlarda )  her fırsatta bu ve buna benzer yasal düzenlemeleri dile getirip tartışmaya açınız ve değişiklikleri için çaba harcayınız. Çaba harcayınız ki ileride daha demokratik bir ortamda görev yapma fırsat ve imkanınız olsun…

– Son bir noktaya daha parmak bastıktan sonra yazımı sonlandırmak arzusundayım. Özellikle genç meslektaşlarıma diyorum… Kaderci olmayın ve her zaman kendi kaderinizi belirleyen, çalışmalarınızı birilerinin kafa yapısına göre kalıplara sokan ve sınırlayan düzenlemelere karşı ilgisiz kalmayınız.

– Yasalarla ilgili görüşlerinizi her zaman ve her ortamda dile getirmekten çekinmeyiniz…

– Araştırmacı olun ki söylemlerinize dayanak gösterebilme olanağınız olsun! Sırf  fakülteyi başarıyla bitirdiniz… Baro sınavını da geçip avukat olmaya hak kazandığınız anda her şeyi bildiğinizi sakın ola düşünmeyin…  Her gün için okuyun!

Devamlı okuyup söylemlerinize yapacağınız savunmaya, açacağınız davaya yasal dayanak bulunmaya çalışınız ve mümkünse herhangi bir dava açmadan önce bu konuyla ilgili Yüksek Mahkeme kararlarını arayıp en az bir tanesini okuduktan sonra dosyanızın bir köşesine not olarak kaydediniz. Bu çalışmadan sonra inanın ki bu durumda söylemleriniz daha da ciddiye alınır ve bu husus ise size saygınlık kazandırır!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here