Türkiye’de durum ciddi

0
82

Türkiye’de kritik yerel seçimlere sayılı günler kala, Türkiyeli ve yabancı uzmanlar Türkiye gündemine damgasını vuran çeşitli konular üzerinde kafa yoruyor. Seçimlerde partilerin alacağı oy oranları, yolsuzluk iddiaları, Suriye ile gerilim gibi konular Türkiye’de tartışılan konuların başında geliyor.

Türkiye’de son haftalarda ortaya çıkan siyasi tablo, gündelik konuların ötesinde çok vahim bir gerçeği gün yüzüne getirmiş durumda. Nedense uzmanlar ve analistler bu konuyu tartışmaya açmaktan çekiniyor. Ülkenin genelinde kullanılan siyasi dil, argümanlar ve mantık Türkiye’nin büyük bir sistem kriziyle karşı karşıya kalmış olduğu gerçeğini karşımıza getiriyor. İktidarda bulunan parti, iktidarı kaybettiği anda karşı karşıya geleceği antidemokratik tavrı ve hareketleri dikkatine alıp Türkiye halklarının demokratik haklarına, temel özgürlüklerine, ana muhalefet partisine ‘savaş açma’ noktasına gelmiş durumda. Ülkenin ana muhalefet partisi ülkenin başbakanına ‘Yüce Divan yargılaması’ ürkütmesi ile her gün kafa tutuyor. 2011 seçimlerinde demokratik yollardan ülkenin yönetimine seçilen bir partinin iktidarını ‘tanımıyoruz’ deme hakkını kendisinde bulabiliyor. Ülkenin üçüncü büyük partisi konumunda olan siyasi parti her gün miting alanlarından iktidar partisini ‘Türklüğe ihanet’ ithamı ile yeriyor. Kürt Hareketi’nin siyasi koluysa yerel seçimleri ‘özerklik’ rengine bürümenin sevdasında… Siyaset sahnesinde bunlar olup biterken, Türkiye’nin sokaklarında büyük bir hareketlilik gözlemleniyor. Polisin biber gazı stoklarını arttırdığı bir dönemde, iktidarın meşruluğu artık her gün sokaklarda ve alanlarda sorguya tabii tutuluyor. Ülkenin sokaklarına bakacak olursak üç farklı Türkiye tahayyülü ile karşı karşıya geliyoruz: Gezi dinamiğinin Türkiye’si, Ak Parti’nin Türkiye’si ve Kürt Hareketi’nin Doğu Türkiye’si… Tüm bunlar kasetlerin ve yolsuzluk ithamlarının havada uçuştuğu bir dönemde gündeme damgasını vurmakta. Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi, dış siyaset sahnesinde savaşın eşiğine sürüklenen bir Türkiye resmiyle de karşılaşmaktayız. Suriye sınırında olup bitenler artık akıl ve mantığın sınırlarını zorlamakta. Türkiye – Suriye sınırında yitip kaybolan düzen, can ve mal güvenliği, çığırından çıkan siyasi ve toplumsal gelişmeler…

21. yüzyılın başlarında, Türkiye deyim yerindeyse ‘çivisi çıkmış’ bir yapı görüntüsü çiziyor. Ulus – devlet projesinin cebir ve şiddetle Anadolu topraklarında (Balkanlarda 19. Y.y. da olduğu üzere) hayata geçirilmesinden yüz yıl sonra, Türkiye, devleti, halkları ve doğal çevresiyle büyük bir sistem krizine gömülmüş durumda. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına artık sorunsuz, skandalsız, siyasi istikrarsızlığın hüküm sürmediği bir gün dileğiyle ‘merhaba’ diyemiyor. Geçtiğimiz yüzyılda fidanları serpilen sorunlar (Kürt Sorunu, işsizlik, bilinçsiz kentleşme, göç, rant ekonomisi vs) güncelliğini korurken, ülke yeni maceralara sürükleniyor. Sistem krizi her gün büyüyerek, yeni boyutlar kazanarak devam ederken, sistemin aktörleri bu büyük krizin çıkışı için ortaya yeni projeler, fikirler çıkaramıyor. İktidarın büyük hataları bir yana, bugün Türkiye’de büyük bir muhalefet krizi yaşanıyor. CHP kendi gediklerini Ak Parti iktidarlarının ‘artıklarında’ (sistemsel ve örgütsel) ararken, MHP bir türlü Türk Milliyetçiliğini güncelleyip 21. Yüzyıla uyarlayamıyor. Kürt Hareketi ise, ister özerk ister bağımsız Kürdistan’ın sosyal adalet, sınıf eşitliği ve en önemlisi Türkiye’nin sosyal barışı sağlanmadan Kürt toplumuna saadeti getiremeyeceğini bir türlü anlayamıyor.

Toparlamak gerekirse: Türkiye’deki durum olukça vahim. Gündelik –gündemlik- bir bağlamda ele alacak olursak ise, önümüzdeki saat ve günler çok önemli gelişmelere gebe. Sistem krizi derinleşip sokaklarda ve dış siyaset sahnesinde farklı mecralara doğru evrilebilir. Her şeye hazırlıklı olmamız gerekiyor.
Bu köşenin takipçilerine ufak bir nasihatte bulunarak bu kısa yazımızı sonlandırmayı doğru buluyoruz: Önümüzdeki saatlerde açıklanacak yeni kasetlerin, siyasi ithamların ve Pazar günü ortaya çıkacak olan yeni siyasi haritanın etkisine kapılıp günübirlik gelişmelerin kaosuna kapılmamız gerekiyor. Türkiye’de 3. Cumhuriyet kendi dinamikleri yüzünden dağılma noktasına gelirken, ülkenin siyasi ve sosyal fay hatlarını büyük bir dikkatle takip etmemiz gerekiyor. Bu fay hatları hem bu küçük adayı hem de bölgemizin genelini yakından ilgilendirmekte

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here