Türkiye Sağında Kriz Derinleşirken Kıbrıslı Türklere Kritik Bir Soru

0
85

Cuma gecesinden bu yana komşu Türkiye’de ne türlü gelişmelere tanıklık ediyoruz? Başarısız bir darbe girişimini mi izliyoruz? Yoksa Hükümetin ‘terör unsuru’ olarak gördüğü tüm etmenlere karşı topyekün hücumunu ya da otarşik bir düzenin kurulum aşamasını mı? Türkiye’deki gelişmeleri çok boyutlu olarak ve hükümet-Gülen, Erdoğancı generaller-Kemalist subaylar v.s. türü ikilemlerin dışında ne şekilde ele alabiliriz?

Büyük dramın başrol oyuncularının kimliği yukarıdaki soruları yanıtlamamıza yardımcı olmakta. Cuma gecesinden beri gündemde üç başrol oyuncusu bulunmakta: Otarşik açılımlarıyla Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti, siyasi İslama ve turancılığa kendi yorumunu katan Gülen Hareketi ve kemalizmin etmenleri. Cuma gününden bugüne dek vuku bulan gelişmeler bizleri Türkiye Sağının bu üç açılımının, kuruluşundan bir yüzyıl sonra büyük sorunlarla karşı karşıya kalan modern Türkiye Devleti’nin kontrolü için çetin bir mücadeleye atılmış olduğunu göstermekte.

Ordunun çeşitli etmenlerinin, polisin, 23 milyonluk oy deposunun, kemalist ana muhalefetin ve Ülkücü Hareketin desteğiyle hükümet, darbenin önlenmesi çabasının sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yoldaşlarının emellerine uzanan bir çizgide, kendi hücumunu gerçekleştiriyor. Hükümet Gülen Örgütünü darbeden sorumlu tutuyor. Gülen Örgütü bu iddiaya karşı çıkıyor ve Hükümetin son olayları kendi emelleri için kullandığı varsayımını öne sürüyor. Son gelişmelerin ön planında yer alan Kemalist muhalefetse daha düşük tonda tepki veriyor. Bu karmaşık görüntü vesilesiyle, yeni gelişmeye 21.yüzyılda, Türkiye Sağının güdümünde Türkiye Devleti’nin kontrolü odaklı bir çekişme perspektifinden yaklaşmayı daha doğru buluyoruz.

Türkiye’deki rejim 1980 cuntasının ve onu takip eden neoliberal hükümetlerin bir eseri. Bu rejim Solu, sendikacılığı, hür sesleri, çeşitli etnik ve dini grupların özgürlüklerini saf dışı bıraktı. Bugünse Türkçülük ve seçim otarşizmi ekseninde yoluna devam ediyor. Bu nedenden dolayı şu noktanın altını ısrarla çiziyoruz: Cumartesi sabahında Türkiye’nin iki seçeneği bulunuyordu: Bugünkü Hükümetin ‘cuntası’ ya da generaller cuntası. Ülke (şimdilik) ilk şıkkı seçti. Her halükarda ortak payda yeganedir: Sağ, neoliberal çizgisi ve siyasal İslam ile Türkçülük sentezine dayalı, iflas etmiş, hiçbir sorunu çözmeyen, çağ dışı ideolojisiyle Türkiye’yi ve bölgenin genelini yeni maceralara sürüklüyor. Bu çizginin gerek dış politikada gerekse de Kürt Meselesinde hiçbir sorunu çöz(e)mediğini hatırlamakta yarar var. Bu nedenle, toplumun tüm kesimleri ve bizlerce yadsınamaz bir şekilde kabul edilmeyen ve protesto edilen 15 Temmuz Darbe girişiminin Türkiye ve bölge açısından yeni maceraların başlangıç noktasını teşkil ettiğini vurgulamak durumundayız.

Kıbrıslı Türk vatandaşlarımıza kritik bir sual

İdeolojik nedenlere ve Kürt milliyetçiliğine dayalı nedenlerden dolayı, küçük ayrışmalara ve farklılıklara rağmen Türkiye Solu (ana muhalefet içerisindeki kesimler, Halkların Demokratik Partisi, daha küçük ölçekli partiler, sendikalar, Gezi Dinamiği v.s.) Türkiye’nin yeni maceralara yelken açtığı konusunda hemfikir. Sürgündeki Kürt entelektüel kesim, darbe girişiminden birkaç saat sonra şu noktanın altını çiziyor: ‘Yanılsama içerisinde olmamız lazım. Ankara’daki hesaplaşma sona ermedi. Aksine yeni başladı. İçerideki ve dışarıdaki mevcut durumdan dolayı kemalistler, büyük sermaye ve Ülkücüler şimdilik kaydıyla hükümetin yanında saf tuttu. Yarın şartlar değişir değişmez bu görüntü değişebilir’.

Bu noktada Kıbrıslı Türk vatandaşlarımıza kritik öneme haiz bir suali yöneltmek durumundayız: ‘Her türlü ‘deliliği’ yapmaya meyilli olduğunu ispat eden 21. Yüzyıl Türkiye Sağının ittifakı ile toplumumuzun bazı kesimlerinde hakim olan Rum çoğunluğu fobisi ve korkusunu göğüsleyebilir miyiz? Kendi meclisini ve kentlerini bombalayan Türkiye ordusu çağdaş Kıbrıs’ın garantörü olma pozisyonunu sürdürebilir mi?

Not: Bu yazı eş zamanlı olarak Kathimerini gazetesinde baş yazı olarak yayınlanmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here