Türkiye Karşıtlığı

0
192

Yeni tanıştığınız biriyle ‘nerelisin?’ sorusu gergin atmosferi veya ‘ne konuşacağız şimdi?’ tedirginliğini atmak için birebirdir.  Daha sonar oranın, havası, suyu ve yemekleriyle devam edilir ve hoş bir sohbet böylece devam eder, gider.

 

Bir de başka türlü ‘nerelisin sen?’ sorusu var.  Denizde etrafınızda daire yaparak sizin boyunuzu, posunuzu, etinizi budunuzu ölçen köpekbalığı misali ‘nereli’ olduğunuzdan yola çıkarak sizin, bu sefer,‘hayatınızı, düşüncelerinizi, yönelimlerinizi’ ölçmek için gelir soru.

 

Aslında kişi kafasında yargılarını yapmış, kararını vermiştir.  Sadece sizin ‘boşluğunuzdan’ faydalanarak vurucu darbeyi yapmak için o en elverişli anı bekliyordur.

 

Sen Türk müsün, Rum musun? Sen İngiliz misin, Kıbrıslı mısın? Sen Türkiyeli misin, öz Kıbrıslı mısın?  Müslüman mısın Hıristiyan mısın? Ateist misin?  Bunlardan tahlil yapmak Türkiyelilerin birincil vazifesi adeta.  Ne konuştuğunun ne yaptığının önemi yok.

 

Ben, tabi kendim için konuşabilirim ama yalnız olmadığımı da çok iyi biliyorum.  Ben Türkiye’yi seviyorum.  Havasını, suyunu, mutfağını, adetlerini, sıcakkanlı, yardımsever insanlarını da seviyorum.  1923’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye’nin laik bir hukuk devleti olarak ilelebet yaşamasını istiyorum.  Ben, Türkiye karşıtı değilim ama ben Türkiye’nin rayından çıktığını gördüğüm için, özellikle de bunu gördüğüm için yazmak, uyarmak ve dikkat etmek zorundayım.  Ben, Atatürk’e inandığım için, hele de bir kadın olarak, bir akademisyen olarak, bir anne olarak Atatürk’ün yolundan sapmış olan Türkiye’yi savunmam.  Bu, Türkiye’ye yapılan bir kötülüktür.  Gelecek nesillerin hayatları çalınıyorken oturup ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyemem.

 

Türkiye’nin halkı ve iktidarı garip bir şekilde ‘mürekkep yalamışlardan’, okumuşlardan, aydınlardan hiç haz etmiyor.  Haz etmemek hafif oldu.  Her yerde sesler kısılıyor, akademisyenler, gazeteciler hapiste.  Hapiste olmayanlar ya oto sansür yapıyor ya da iktidarı yıkayıp yağlıyorlar.  Be arkadaşlar, Osmanlı bile yıkılırken gördü ki toplum bu ‘okumuş’ların sırtında yükseliyor.  Neydi o kadar reformun manası? O kadar Avrupalı öğretmenlerin gelmesinin sebebi neydi?  Şimdi, Osmanlı’nın o’sunu bilmeyenler Osmanlı’yı kıyafetlerle, yemeklerle, dizilerle güya geri getirecek.  Osmanlı, bunları görse terlikle kovalardı.  Osmanlı diplomasisi çöküş dönemlerinde bile parmak ısırtır, düzeydedir.  Diplomasi bir bilim olmasa da beceriler, taktikler ve tarih/coğrafya sarmalıdır.  Türkiye’nin kaç coğrafi bölgesi var kimse bilmiyor.  Tarih bilinmiyor.  Buna AKP’si de dahil, CHP’si de dahil, MHP’si de dahil.

 

Türkiye’de medya iktidarın medyası artık.  Özgür haber alma yok. Özgür haber alma kaynakları mümkün olsa hepten kapatılacak.  Bitmeyen bir OHAL durumu var.  Binlerce insan haksız yere işinden oldu, oy hırsızlığı şüphesi herkese sirayet etmiş, anayasa mahkemesi süs gibi kaldı, yargı hepten siyasetin emrinde.  İstisnasız bütün komşularıyla problemli.  AB ile atışmaktan, çirkin üslubundan, her alanda ‘maço’ olmaktan haz alan toplum ve iktidar; bunu zafer zannediyor.  Bu zafer değildir, bu uluslararası camiada kaybetmektir.  Bunca zenginliğiyle bunca insanıyla bir ülke bu hale gelmişse, ben Türkiye’yi seven bir insan olarak, susamam.  Türkiye karşıtı olan bu durumu alkışlar.  Türkiye’nin batmasını isteyen bu durumu destekler.  Ben değilim onlardan. Ben susmayacağım.

 

KKTC de bir faunusun içinde yaşayan balık gibi.  Dünyadan habersiz gibi.  Faunusun içine yem atıldıkça karnını doyuruyor, oysa dışarıda bir okyanus var.  Okyanusun kuralları var.  KKTC, toplumu var kendi yok.  Bütün dünyada bu böyle, bir tek bizde böyle değil.  Neden? Faunustan içeri ne gelirse onu biliyoruz.  Yeni yeni uyanan bir kesim var.  Onlara da vatan haini, rum piçi, İngilizci deyip işin içinden çıkanlar çok.  Kıbrıs’ı seven, Kıbrıs Türkünü seven, işte burada ortaya çıkacak.  Hangi Kıbrıstürklüğü’dür istediğin?  Eriyecek, Araplaşacak, otoriterleşecek, katılaşacak olan mı hak, hukuk, eşitlik, çeşitlilik ve kendi kültürüyle yeşeren bir Kıbrıstürklüğü mü?

 

Bu bağlamda ‘Türkiye ile tam bir anlayış ve iş birliği içindeyiz’ açıklamalarını yaparken Kudret Özersay’ın tekrar tekrar düşünmesini istiyorum.  Anlaşı ve işbirliğinizin hedefi nedir? Amacınız nedir? Eğer bugünkü Türkiye ile bu kadar anlaşıyorsanız, vay haline Kıbrıslı Türklerin!!!  Esas; kalabalıkların Türkiye karşıtlığı dediği, vatan hainliği dediği şey Türkiye’yi sevmektir, Kıbrıs’ı sevmektir.  Yanlışı, yanlış diye haykırmak vatan sevgisidir, insanlıktır, vicdandır.  Ben nereliyim ha?  Beni oradan yakalayacak aklı sıra.  Önce aklını kullan be arkadaş.