Tek Taraflı Politikalar Yetersiz Kalıyor

0
263

IMF heyetleri Kıbrıs sorununa çözüm çalışmalarına yardımcı olmak için Ada'mıza gelip, bizlerle görüşmeler yapıyor. Katıldığım bir görüşmede, çözüm olursa Kıbrıs ekonomisi ne olur sorusuna maruz kaldım. Kısa vadede tüketim ve yatırım patlaması nedeniyle büyürüz, ancak uzun vadede büyüyebilmek için hem çözüm ekonomisinin doğru kurgulanması, hem makro ekonomi yönetiminin sağlıklı olması, hem de küresel ekonominin de büyüyor olması gerekir dedim.

Bunu deyince ise aklıma küresel ekonomide işlerin iyi gitmediği takıldığından, neden iyi gitmediğine göz atmak istedim.

2008 yılı global krizi konu alan ´Too Big To Fail´filminin bir sahnesinde, alınan parasal genişleme kararı sonrasında FED Başkan'ı ABD Maliye Bakanı'na bankaları kastederek ´acaba piyasaya kredi verecekler mi?' diye sorarken, piyasaya akıtılacak paranın ekonomiye finansal sistem aracılığı ile dönmeyeceği endişesini paylaşıyordu.

Milton Friedman'ın para teorisi, ekonomiyi canlandırmak için merkez bankasınca para basılarak vatandaşlara verilmesini , vatandaşlarında bu paraları harcayarak (talep yaratarak), ekonominin canlandırılmasını anlatmaktadır. Tabii, para basıp verme işlemi bankaların kredi kanalı ile olur, tüketici ve yatırımcı kredi alarak tüketim ve yatırım yapar, ekonomi canlanır.

Küresel kriz sonrası ABD'de, geçen yıldan beridir de Euro bölgesinde yapılan parasal genişleme politikalarının temeli bu teoriye dayanır. FED ve ABM bankaları, bankaların ellerindeki her türlü kağıtları alarak karşılığında para vermekte, bankaların da piyasalara para enjekte ederek ekonomilerin toparlanmasına çalışılmaktadır.

Parasal genişletme politikalarının uygulanması ekonomilerde bir toparlanma yaratmış olsa dahi, arzu edilen toparlanma halen sağlanamıyor. Tedavi kısmen sağlanmakla birlikte, ortaya yeni hastalıklar çıkıyor ki, yorumlardan anlaşılan ortaya çıkan hastalıkların para politikalarına bağlı merkez bankalarının müdahalesi ile çözülemeyeceği yönünde. Küresel ekonomideki toparlanmanın halen sağlanamamış olması ise merkez bankalarının tek başına sorunu çözemeyecekleri kanaatini güçlendiriyor.

Durum böyle olunca, Keynes hazretlerinin adı yine ekonomi çevrelerinde konuşulmaya başlandı. J.M Keynes, aslında bunu büyük buhran döneminde söylemişti. Adına 'likidite tuzağı' dediği teorisinde, faiz sıfıra yaklaştığında ekonomi likidite tuzağına düşer, para politikasının etkisi azalır , devletin kamu harcamaları ile müdahalesi gerekir demişti.

Bugün durum daha da kötü,faizler sıfıra yaklaşmak değil negatiflerde, ama halen parasal genişlemeden medet umuluyor. Ekonomist dergisi ise son sayısında, merkez bankaları tek başına hastalıkla baş edemiyor , maliye politikalarının da işler daha da kötüleşmeden devreye girmesi lazım diyerek, hükümetlere çağrı yapıyor.

Küresel ekonomik gelişmeler bizi de etkilediğinden,Kıbrıs'ta çözüm olsun olmasın, uzun vadede ekonomik büyüme sağlayabilmek için küresel ekonominin toparlanmasına ihtiyacımız  olacaktır. Gelişmiş ekonomilere sözümüz geçmese de, G20 zirvesi öncesi başka bir Keynes sözünü hatırlatarak, zirveden küresel ekonominin canlanması için yeni fikirler çıkmasını umalım.

'Yeni fikirler üretmek, eskilerinden kurtulmak kadar zor değildir'

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here