Tarihle yüzleşmek zor mu?

0
84

Tarihle  yüzelşemek zor olmasa gerek kendisiyle barışık olanlar için…

Yıllar önce Sosyal Demokrasinin en önemli figürlerinden Willy Brandt, Batı Almanya Başbakanı olduğu dönemde  Varşova Gettosu Anıtı önünde diz çökerek Yahudi Soykırımından dolayı özür dilemişti…

Kısacası ülkesi ve Almanlar adına tarihiyle yüzleştiğini kanıtlamıştı tüm dünyaya…

Özür dilemenin bir erdem olduğunu ve kişinin kendisiyle bir barışıklığının önemini anımsatmıştı tüm insanlığa…

Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) yıllardır adamızda çalışmalarını yürütüyor…

Çalışmalarını yerinde görme fırsatım olmamıştı bugüne kadar…

Geçtiğimiz günlerde, Gülden Plümer Küçük ve diğer çalışma arkadaşları bizlere (siyasi parti temsilcilerine) önce birifing verdiler daha sonra ilgili çalışma laboratuvarlarını gösterdiler…

Titizlikle yapılan çalışmalar ve o laboratuvarlar tüm Kıbrıslıların yani hem Kıbrıslı türklerin hem de Kıbrıslı Rumların tarihlerini yansıtıyor…

KŞK’nin yaptığı çalışmalar Kıbrıs’ta 1963-1974’te yaşananları anlatmakta bir şekilde… Kıbrıs 1950’li yıllardan itibaren ideolojik bir rekebetin ve etnik sorunun merkezlerinden bir tanesi olmuştu… 

1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla etnik gerilim bir dönem durduysa da 1963-1974 arası yaşananlarla yine ada toplumlararası çatışmalara tanıklık etmişti…

Kayıp şahısların bulunmaları ve  yıllar sonrası cenaze törenlerinin düzenlenmesi, ilgili kayıp kişilerin aile yakınlarına bir anlamda farklı  “huzur” hissi verse de, acılarının tekrardan yeşermesine neden olmuştur belki de…

Bu tür olayların yarttığı duygu halini tanımlamak ve yorumlamak çok zor! O yüzden doğru yorumlayıp yorumlayamadığımdan  emin değilim…

Geçtiğimiz gün gördüğümüz KŞK Laboratuvarları aslında bizlerin bir kısım tarihsel gerçeklerimizi anlatan-anımsatan yerler…

Adada yaşayan Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumların ve diğer toplulukların geçmişte yaşanan gerçekliklerle yüzleşmeleri gerek…

Gönyeli, Ayvasıl, Atlılar, Sandallar, Muratağa ve Dohni (Taşkent), Alsancak (Karava), Paşaköy (Aşa) ve çevresinde yaşananlarla yüzleşilmeli…

Hangi toplum bireylerinin nerede ne yaptığını detaylarıyla buraya yazmak pek mümkün değil… Ancak şunu söyleyebiliriz ki “Savaş Hukukuna” dahi uymayan hallere tanıklık etti bu ada…

1963-74 arası Kıbrıslı Türkler gettolarda yaşamak durumunda kaldı, 1974 sonrası ise Kıbrıslı Rumlar evlerini terk etmek durumunda kaldılar…

Adada çözüm yapabiliriz, ancak barış yapabilirmiyiz? Mesele burada sanırım , barış yapabilmek için öncelikle tarihimizle yüzleşmek ve empati duymamız gerekmektedir… Bir de barış için  farklılıklarımıza saygı göstermenin  bir elzem olduğunu unutmamalıyız…

Willy Brandt’ın yıllar öncesinde yaptığı davranış  tüm dünya halkları için tarihsel bir ders niteliğindeydi diye düşünüyorum…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here