Su yolunu bulacak ama…

0
161

Sağlıksız ve verimsiz tartışmalar, bilgi değil algı odaklı yorumlar, hepsinden önemlisi özne konumundaki ilk ağızların çelişkili açıklamalarının ardından şimdi gözler Ankara’da. “Su yönetimi” ile ilgili son noktanın konacağına dair beklentilerle sürdürülen görüşmelerden ilk gün izlenimleri, henüz bir sonuca varılamadığına dair.

Bir grup insanın olağanüstü gayretini gölgeleyen sağlıksız tartışma sürecinin ardından Ankara’da yapılan görüşmeler, muhtemelen bugün (salı) anlaşmayla sonuçlanacak. Ve Ankara’ya götürülen taslak öneri gibi, varılacak mutabakatın sonuçlarının kavranması da ancak zaman içinde uygulamada, pratikte yansıma bulacak.
Aslında Türkiye ile varılacak uzlaşıdan daha önemlisi, ülkenin kendi uzlaşısını sağlayamaması. Hatta hükümetin, hatta koalisyon ortağı partilerin kendi içinde…

Görüşmelere KKTC’nin 4 bakanla katılması da bu durumun bir sonucu galiba. Ortak politika belirlenememesinin işareti. Nitekim yolda giderken bile yapılan açıklamalarda, uzlaşı hali olmadığının epeyce işaretini bulmak mümkün. Kabine üyelerinden biri “kamu-özel ortaklığını” topluma anlatmak için çırpınırken, bir diğeri “yok öyle bir ortaklık, belki işbirliği olur” diyerek toplumdaki kafa karışıklığına katkı yapmaktan kaçınmadı.

Şöyle veya böyle, Başbakan Kalyoncu’nun dediği gibi su yakın zamanda evlere akacak. Yolu yeni değil zaten, ülke de ilk defa su kullanacak değil. Su akıp yolunu bulacak…

Ancak belli ki bu tartışma bitmeyecek; hem su kullanımında/fiyatında/yönetiminde, ama daha da önemlisi koalisyon içinde. Özellikle büyük ortak CTP’de. Suyun gelmesine ilişkin karar sürecinde payı olmamasına karşın, su yönetimiyle ilgili zorlu süreci tek başına üstlenmek durumunda kalan CTP, bundan sonra yaşanacakların da yükünü çekecek gibi görünüyor.

Kriz yönetimini geçtik, en küçük sorunun çözümünde bile akıl tutulması yaşanan bugünkü koşullar, dondurucuya konmuş, fırsat bekleyen dipteki sorunlar için tetikleyici olmaya iyi bir zemin oluşturuyor. Su ve daha ötesinde enerji, tetikleyici olarak iyi bir gerekçe olmaya aday  CTP için. Fırtına öncesi sessizliğin tetikleyici olması için yeterli nedenler.

Belediyeler de ayrı muamma. Su yönetimi için oluşturdukları iddialı birlik çökerken, ana damarlarını kesercesine her biri günü bir şekilde kurtarma derdinde.  Su konusunda yaşanacak gelişmelerin hem belediyeleri, hem belediyelerin partileriyle ilişkilerini ciddi bir sınava tabi tutacağı da ortada.

Sorun çözme ve algı yönetiminde zafiyetin yapısal kültür haline geldiği KKTC, bu yapısıyla Türkiye ile ilişkilerde de zafiyet yaşamaya mahkum oluyor. İlişkilerdeki deformasyona ek olarak,  politikasızlık, yönetimdeki inisiyatifsizlik ve otorite boşluğuna dair izlenimler, hükmeden tavırlara malzeme sağlıyor. Bunun sonuçlarının gerek su yönetimiyle ilgili görüşmelerde, gerekse önümüzdeki günlerde yapılacak ekonomik paketle ilgili çalışmalarda yansımasını bulması da sürpriz olmayacak.

Türkiye’nin ünlü şovmenlerinden Okan Bayülgen, geçtiğimiz günlerde canlı yayında izleyicilerden bir kadının soyunarak sahneye fırlamasıyla gündem oldu. Gündem olmasının nedeni, kadının soyunmasından fazla, bu beklenmedik krizi, üstelik canlı yayında yönetmesiydi. Paniğe kapılmadan, yayını kesmeden, olayı büyütmeden çözüm üreterek yayını sürdürmesiydi.

Bir ilk miydi bu olay; değildi tabi ki, örnekleri çok. Ama “kriz yönetimi” bakımından iyi bir örnekti. Kendine ve ekibine güven, inisiyatif kullanma yeteneği ve otoriteyle krizlerin yönetilebileceğinin; en trajik durumlarda bile aslolanın çözüm üretme yeteneği olduğunun göstergesiydi.

Kendine güven, ekip çalışması, otorite ve inisiyatif galiba sorun çözme sanatının anahtarları. Aksi de, en ufak sorunun altında kalıp akıl tutulma hali…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here