SU yeni dönemin sembolü…

0
143

Türkiye’den KKTC’ye taşınan su konusu gündemdeki yerini koruyor. Bugün muhtemelen “CTP’den ret” başlıklarıyla yine medyanın ana gündemi olacak. Ancak konu, düğüm haline gelen “su yönetimi” sorununun çözüm veya çözümsüzlüğü ötesinde, hem Türkiye ile ilişkiler, hem Türkiye’nin adaya ve bölgeye dair politikası, hem de toplumsal/siyasal yapıya dair bir dizi yeni başlangıç veya gidişatın sembolü gibi.

Türkiye ile ilişkiler bakımından sembol; çünkü geleneksel yaklaşımlar ötesinde son zamanlarda ilişkisizlik veya mesafe her adımda kendini hissettiriyor. Suyun yönetimine dair görüş ayrılığının ele alınması için Türkiye’den beklenen davet, resmi ağızlardan yapılan açıklamalara, “bir hafta içinde KKTC Başbakanı davet edilecek” denmesine rağmen gerçekleşmedi. Görüşmelerin bürokrat düzeyinde sürdürülmesi tercih edildi.

Örneğin dün CTP Parti Meclisi’nin 5 saatlik toplantı yapmasına neden olan taslak mutabakat metni, KKTC’den ilgili iki bakanın, TC bürokratlarıyla görüşmeleri sonucu ortaya çıkan bir metin. Ekonomik Program ile ilgili gözden geçirme için dönem dönem adaya gelen TC bürokratlarından oluşan ve hafta içinde adada ağırlıkla su konusuyla ilgili çalışma yapan bürokrat heyetiyle yapılan çalışmanın sonucu.

Suyun KKTC’ye düştüğü Güzelyalı’dan itibaren işletme ve dağıtımının uluslararası ihaleyle belirlenecek özel şirket tarafından yapılmasına ilişkin önerisini yineleyen TC tarafı,  Ekonomik Program bağlantılı konular ve kredi akışını durdurarak bu önerisini dayatmaya çalışıyor.

Koalisyon hükümeti olmasına karşın konuya ilişkin süreci tek başına üstlenmiş görünen CTP de dünkü toplantıda, oybirliğiyle olmasa da bu öneriye karşı duruşunu tekrarladı ve “su özerk kurum tarafından yönetilmeli” tutumunun devam ettiğini beyan etti. TC bürokratlarıyla görüşmeleri sürdüren iki bakan hariç Parti Meclisi üyelerinin büyük çoğunluğunun onayıyla alınan bu karar, konuyla ilgili çözümsüzlük ve belirsizliğin devam ettiğinin de sinyalini verdi.
Aylardan beri çözüm bekleyen bu soruna “ara formül” beklentileri sürerken, tarafların tutumlarını tavizsiz sürdürmelerinin altında yatan ne! Türkiye neden “ilişkisizlik” halini sürdürüyor, Başbakan veya koalisyon partilerinin başkanlarıyla görüşmekten kaçınıyor!

Bu durum, yeni dönem ilişkilerine dair güçlü belirtiler içeriyor. Türkiye ile KKTC hükümetleri/liderleri arasındaki “mesafe”, su konusundan elektrik ve telefona, Kıbrıs sorunundan mali ilişkilere kadar her konuda yeni dönemin ipuçlarını içeriyor.

Bu durum, Türkiye’nin su konusuna, KKTC’nin ihtiyacı ötesinde “stratejik” olarak yaklaştığının ve adaya denizaltından su taşımayı sağlamanın tek başına yeterli olduğuna dair yorumları da destekler nitelikte.

Topluma verdiği “özerklik” teminatı ile Türkiye’nin kredi akışını kısma şantajı arasında sıkışıp kalan CTP’nin bu yolda ne kadar direnebileceği de merak konusu. Hükümetten çekilme dahil her duruma karşı tutumunu sürdürme yönünde ağırlıklı görüş olmasına karşın, bu sürecin parti içinde bazı ayrışmalara yol açabileceğine dair yorumlar da yapılıyor.

Türkiye ile ilişkiler konusunda hassasiyetini eylem ve söylemlerle dile getiren lider, parti ve sendika/örgütler dahil toplumun genelinden güçlü ses çıkmaması da, CTP’nin sıkışmış durumunda etkili gibi görünüyor.

Özellikle tarımda su ihtiyacının minimum olduğu bir döneme rast gelmesi nedeniyle, su talebiyle toplumsal baskı altında kalmamak ise, belki bu kriz döneminin en büyük avantajı.

Kendi kendini, kendi kaynaklarını yönetme talebinde su konusu belki de sembol olacak. Bu konudaki başarı veya başarısızlık, elektrikten telefona bir çok alana gösterge oluşturacak.