Sığlık

Sığlık
Haber İçi Üst 745×140

Sığ kelimesi, bahsedeceğim fenomen için sanırım en uygun kelime.  Siyasetin sığlığı hiç bu kadar tepe yapmamıştı. Sığlıkta tepe yapıyoruz.  Mevzu dahi olamayacak meseleler saatlerimizi, günlerimizi ve hatta yıllarımızı işgal ediyor.  Biz, bu meseleler içerisinde devinip dururken, o pek beğenmediğimiz elalem, Rum veya Avrupa çatır çatır çalışıyor; 22 yy. için, uzayda yaşam için veya fen bilimlerinde yenilikler için veya bir işçinin ve hatta bir ağacın hayatı nasıl daha iyi standartlara ulaşır diye kafa patlatıyorlar.

 

Türkiye’deki sığ siyasetin en basit örneği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bülent Ecevit’in Amerikan eski Başkanı Bill Clinton önünde güya neden ve nasıl eğildiği eleştirisidir.  Kimse çıkıp da demiyor ki ‘bu, fotoğrafın bir saniyelik yakaladığı bir açıdır.’  Veya Ecevit o dönemlerde hasta idi ve medikal bir korse takıyordu.  Veya selam vermek için de eğilmiş olabilir, selam vermenin pek çok şekli vardır, insanlıktan bu kadar mı uzaklaştık?, diye sormuyor kimse.  Traji komik bir ülkeye dönüşmüş olan Türkiye giderek ‘höt-zöt şeklinde yönetilen bir ülke haline geldi.  Ecevit’in bilmem kaç sene önceki oturuşu kalkışı TV’lerde konuşulurken, ‘yahu acaba bu Kıbrıs harekatı’nı bir etüt edelim, eksiği fazlası ne idi, doğruları ve yanlışları ne idi?’ demiyoruz.  Hep yüzeysel bir bakış açısı, belki de derinliklerden çıkabileceklerden korkuyorlardır???

 

Siyasilerin tek derdi Kıbrıs harekatını sığ bir zafere bağlayıp bunun üzerinden açıklamalar yapmak.  Milliyetçiliğin böylesi milliyetçilik değildir.  Bu kör propagandadır.  Eğer bu kadar pürüpak bir zafer ise neden dünyada kabul görmüyor KKTC?  Hükümet değil üniversiteler bünyesinde bir komisyon yansız ve bilimsel bir rapor çıkarıp, topluma geçmişle ilgili doğru bilinen yanlışları açıklamalıdır.

 

Kıbrıs Harekatı ve şehitleri üzerinden yapılan siyaset sığdır ve milliyetçi değildir.  Milliyetçilik konusunda samimi olan önce adadaki toplumların barış içinde yaşayabilmeleri için adım atar.  Toplumun, özellikle yaşlıların ve çocukların yaşam standardını ve geleceklerini garanti altına alacak çözümler sunar.  Akla yatkın politikalar üretilir.  Sen, eğer o şehitlerin çocuklarına bugün anlamlı bir hayat sunuyorsan, şehitleri yad etme hakkın vardır.  O şehitlerin üzerinden kendi koltuğunu sağlamlaştırıyorsan, yazıklar olsun.  O yüzden önüne gelen Kıbrıs şehitlerini ve bu topraklarda katledilmiş dedeleri, nineleri ağzına almasın.  Onlar, siyaset malzemesi değildir.

 

Meclis mobilyasından, Dış İşleri Bakanlığını başka bir ülkeye (işimize gelince öyle işimize gelmeyince anavatan desenizde, Türkiye başka bir ülkedir neticede.) teslim eden bakana, saatlerin adadaki kuzey ve güney bölgeleri olmalarına rağmen değiştirilmesine, ziyarete gelen Bekir Bozdağ’ın hangi camide namaz kıldığına kadar bir sürü haber okuyoruz.  Parti Genel Başkanları ilçelerde toplantı düzenlerler ama konuşulan mevzular dedikodu ötesine geçemiyor.  Bir parti dışında proje bazlı konuşan yok.  Buradan kimsenin adını yazmayacağım, yanlış anlaşılmasın diye.  Sığ sığ sığ….

 

Seçimler kapıda, seçmenin de şunu düşünmesi gerekiyor.  Bu parti veya parti başkanının planı nedir ve nasıl yapacağını açıklayabiliyor mu?  Bol keseden atılan vaatleri, propaganda kokan sözleri çöpe atınız.  Bize gereken ispattır.  Neyi nasıl yapacağını ispatlayan partilere rekabet ortamı yaratalım.  İstediğiniz fikri savunun, ister Türkiye’ye bağlanma ister KKTC olarak kalma, ister Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yaşama fikri olsun, oy verdiğiniz partiden ispat bekleyiniz.  İspat yoksa açıklama yoksa, bu sözlerin hepsi kurusıkı atılan palavradır.

Facebook Yorumları
0
BeğenBeğen
0
MuhteşemMuhteşem
0
HahahaHahaha
0
İnanılmazİnanılmaz
0
ÜzgünÜzgün
0
KızgınKızgın
Teşekkürler!

Benzer yazılar

Haber İçi Alt 745×140