Sayın M. Akıncı’nın Konuşması… Bir Analiz

0
273

 

Saygıdeğer Okurlar,

 

Mustafa Akıncı, Kıbrıslıtürklerin oyunun, yüzde 60.5’ini alarak cumhurbaşkanı veya Kıbrıslıtürk cemaatinin lideri seçildi.  Sonuçların açıklanmasından sonra yaptığı konuşmasında:

 

Yeni bir miladın, yeni bir dönemin başlangıcının haberini veriyorsunuz. Bu dönemi hep birlikte başlatıyoruz. Ne yapılırsa yapılsın, bir toplumda değişimin zamanı geldiyse, onu hiçbir güç değiştiremez. Aynen böyle oldu. Çünkü siz bu değişimi yapmakta azimliydiniz. Bunun önüne hiçbir güç geçemezdi, geçmedi”  dedi.  Değişim ve Çözüm dedi.  Ana-yavru ilişkisi bitirilecek, dedi.

 

Bunlar, tıpkı M. Kemal’in daha Kurtuluş Savaşı başında padişah egemenliği bütün gücüyle devam ederken ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ demesi gibi; Kıbrıslıtürkler’in egemenliğinin artık Kıbrıslıtürkler’de olacağının ibaresidir.  Daha önce azınlık ve savaş mağduru olmuş toplum psikolojisinden, toplumu, geleceğine hâkim bir konuma oturtma uğraşıdır.  O yüzden ben, kendisinin iyi ve iyiniyetli bir lider olduğuna inanıyorum.

 

Esasında karşı taraf demek istemesem de bir de karşı taraf var. Belki bu ayrımlar, ötekileştirmeler, dışlamalar da otomatikman, insanların algılarını ‘biz ve bize karşı olanlar’; ‘biz ve ötekiler’, ‘biz ve düşmanlar’ diye şekillendiriyor.  Onlar da Kıbrıslı, onlar da acı çekti, onlar da isterler bu adada asker olmasın.  Onlar insan değil mi? Elbet uç kesimler her iki toplumda da var. Hep olacaklar.  Fakat o uçlara, müsaade etmeyecek rasyonel insanlar, yeni nesiller çıkacak.  Herkes geçmişten ders almalı. Sadece Rumlar değil, onlar 74 öncesi; bizler 74 sonrası acılar için empati yapmak zorundayız.   Bir kitap okuyun, bir film/belgesel seyredin. Yeterlidir.  İnsanı, insan yapan da budur.  Bir annenin, babanın çocuğuna, geleceğine dair hissiyatı onun milliyetiyle değişmez.

 

Mustafa Akıncı konuşmasında ‘beni, siz seçtiniz, size karşı (ve vicdanıma) sorumluyum’ dedi.  Bu da egemenliğe yönelik bir konuşma.  Beni, Türkiye halkı veya Türkiye devleti veya başka mecralar ilgilendirmiyor, demektir.  Kesin değil ancak bunun, bir gizli mesaj olduğunu düşünüyorum.  Pek çok farklı ortamda, buna benzer açık/kapalı konuşmaları mevcut.  Doğru mu? Doğru.  Bugün KKTC, Türkiye’den gelen birkaç yüz milyon dolarla dönüyorsa, yurtdışına ve hatta TC’ne bile mal satamıyorsa, KKTC kimliği ve pasaportu yok sayılıyorsa ve TC pasaportuna mecbur kalıyorsa, bunların bir bedeli vardır.  Bu bedel, egemenlik hakkı olarak ödenmektedir.

 

Rum tarafına istinaden ‘işi sulandırmayın’ dedi. Gerçekçi ve adaletli bir Guterres çerçevesi bugün masada vardır.  Önce bunu olduğu gibi kabul edin demek, dünyaya, bizim hazır olduğumuzu tekrar ilan etmektir. Rauf Denktaş’ın yanlışlarının nasıl toplumumuzu gerilettiğini ve zaman kaybettirdiğini belirtti.  Yanlış mı? Çok doğru. Maceraperest, muallak konuşmalar ve hedefler, bize, hiçbir artı kazandırmayacaktır.

 

Guterres çerçevesinde siyasi eşitlik, Kıbrıslıtürkler için en büyük kazanımdır.  Diğer noktalar da kabul edilebilir noktalardır.  Anlaşmak demek, her istediğinizin olması değil, ortak minimum müşterekte buluşmak demektir.  Rumlar tarafından siyasi eşitlik kabul edilmiştir.  Bu da onların, yapıcı ,demokratik ve barış içinde, kimsenin ezilmediği bir Kıbrıs için önemli bir adımdır.  Pek çok ülkede, sayıca az olan etnik toplumlar, ezilmektedirler.  Kıbrıslı Rumların, belki pek çoğunun zor hazmedebileceği bu durum, takdire şayandır.  Yunanca olan demokrasi kelimesinin hakkını vermek için, AB üyesi bir Kıbrıs’ın böyle bir adım atması kendilerinin, dünyada ve BM’de bir saygınlık kazanmaları için de önemlidir.

 

Sayın Akıncı, üzerine düşenleri yapmıştır ve yapıyor da.  Rum tarafının cevabını halen bekliyoruz.