Sağlıkta Bitmeyen Kaos ve Genel Sağlık Sigortası

0
107

1991 yılı Mart ayında, (yani bundan yaklaşık 25 yıl önce, CM) gerçekleştirilen, 1. Sağlık Şurası’nın, 1. Komisyon Kararları’nın 1. Maddesi, “Tek Tip Sosyal Güvenlik Sistemi içerisinde, Genel Sağlık Sigortası’nın kurulması prensip olarak kabul edilmiştir.” diyorken, 2. Maddesi ise, “Mevcut Sosyal Sağlık Sigortası geliştirilerek, Genel Sağlık Sigortası’na dönüştürülmesi için, mevcut (kamu sağlık, CM) sistemin de bu amaca uygun olarak iyileştirilmesi ve mevcut olanakların en üst düzeyde ve rasyonel hizmet verecek şekilde tüm ülke çapında yaygınlaştırılması kararlaştılımıştır.” demekteydi. (Sağlık Sistemi Tartışmasında Son 15 Yılın Birikimi, KTTB Yayını, Lefkoşa, 2000, s. 15)

Bu da demektir ki en azından 25 yıldır, sağlık reformunda patinaj yapılmaktadır. Yukarıda adını verdiğim kitapta daha onlarca rapor, sunum ve araştırma belgesinde hâlâ geçerliliğini koruyan birçok öneriler daha vardır. Hepsi de tozlu raflarda kalmışlardır. Ancak sağlık sistemindeki kaos, o zamandan bu zamana artarak devam etmektedir.

Sağlık sisteminde kaosun ve yakınmaların temel nedeni finansman eksikliğidir. Diğer bütün sorunların kaynağı aslında finansman eksikliğinin süreğen bir hâl alması ve bunun giderilememesinin yarattığı yan sorunlardır. Kamu hekimlerinin özelde de çalışıyor olmasının, mesainin kısa olmasının, bina ve altyapı eksikliklerinin, personel eksikliği ve farklı personel statülerinin, teknolojik altyapı ve otomasyon yetersizliğinin, özel sağlık servislerinin denetimsizliğinin, sağlık bakanlığının organizasyon eksikliklerinin, hasta haklarının yeterince gözetilememesinin, kamuda çalışma koşulları, maaş ve özlük haklarının geliştirilememesinin temel sorumlusu aslında sadece ve sadece finansman eksikliğidir. Ancak herkes bunu bildiği hâlde, bütçede sağlığa ayrılan payın %6-7 oranını aşamaması nedeniyle, üç maymunu oynamaktayız: Halk gerekli katkıyı yapmadan en iyi sağlık hizmetini talep etmekte; siyaset kurumu bütçede sağlığı öncelikli olarak görmemekte; kamu sağlık çalışanları da haklarının verilmediğini öne sürerek yasadışı olsa da özelde ikinci iş yapmayı meşru saymaktadır. Bu durumda katı bir statüko oluşmakta; ülkenin mali ve insani kapasitesinin çok altında bir sağlık hizmeti üretilmektedir. Mali ve insani kaynaklar da heba edilmektedir.

Sağlık reformu dediğimizde, ülkenin mali ve insani kaynaklarını seferber ederek, kaliteli, ulaşılabilir, ekonomik ve çağdaş bir sağlık hizmeti üretmek ve sunmak olması gerektiği hâlde, bunu yıllardır başaramadık…

Kamu sağlık çalışanlarının maaş ve özlük hakları, ikinci işin yasaklanıp yasaklanamayacağı, kamu hastanelerinin iyileştilmesinden sonra mı yoksa ondan önce mi Genel Sağlık Sigortasının uygulanacağı, sağlığın özelleştirilip özelleştirilemeyeceği gibi tali konular gündemi işgal etmektedir. Burada, yıllar içinde oluşmuş statükoyu aşacak toplumsal – siyasi iradenin oluşamamasının yanısıra, tarafların (siyaset, toplum ve sağlık çalışanlarının), ikiyüzlü tutumu da belirleyici olmuştur. Tüm taraflar, toplumsal değil daha çok zümresel çıkarları gözettiği için yol alınamamaktadır.

Kendi adıma şunu rahatlıkla ifade temek isterim ki, sağlık reformunun esas unsuru, “finansman sorununu” çözmektir. Yani sağlığa ayrılan payın, %6’lardan, %12’lere çıkarılmasıdır. Böylece diğer tüm sorunların da seri bir şekilde çözümleneceği bana göre kesindir.

Peki, örneğin 2016’da veya önümüzdeki görünen on yıl içinde, KKTC’de sağlık bütçesini %12’lere taşımak mümkün müdür? Bence asla mümkün değildir. Ne maliye bürokrasisi, ne siyasetin diğer kurumları, ne ekonomik sektörlerin diğer unsurları ve ne de kamudan nemalanan başka kesimlerin tutumları buna asla izin vermez…

Ne yapalım o zaman? Sağlık reformunu gene mi rafa kaldıralım? Statüko, mali ve insani kaynakları heba ederek kötü bir sağlık hizmeti üretmeye devam mı etsin? Vatandaşlar ve sağlık çalışanları tükenmeye devam mı etsin? Bu sorulara benim yanıtım kocaman bir “hayır”dır!

Çözüm önerim de 25 yıl önce de önerildiği gibi Genel Sağlık Sigortası sisteminin yürürlüğe sokulmasıdır. Bu sayede %6,5 – 7 civarındaki sağlık bütçesi, %12’lere taşınabilir. Genel Sağlık Sigortası Fonu’yla, varolan ve yeni yaratılacak bütçe dışı kaynaklarla, mevcut bütçe dengelerini altüst etmeden, diğer kesimlere bütçeden tahsis edilen kaynaklara el sürmeden, kamudaki barem/bordro sistemini bozmadan, sağlıktaki finansman sorunu çözülebilir. Finansman sorununun çözülmesi aslında “sağlık reformu” dediğimiz şeyin, yani ülkenin mali ve insani kaynaklarının seferber edilerek, kaliteli, ulaşılabilir, ekonomik ve çağdaş bir sağlık hizmeti üretilmesi ve sunulması demektir.

Ne olur sağlık reformunu, bu defa da yine, sağlık statükosuna heba etmeyelim.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here