Referandumda ‘hayır’ı neden çok sevdik!

0
145

İsviçre geleneksel referandumlarından birini daha yaptı. Yetişkinlere 2 bin 500, çocuklara 600 Frank civarında olmak üzere “herkese maaş” verilmesini halkın onayına sundu. Sonucu başından belli bir referandumdu, ama anayasa uyarınca belli sayıda imza (konusuna göre 50 bin-100 bin) toplandığı zaman zorunluluk. Neden sonucu başından belliydi; çünkü hükümet ve muhalefet dahil tüm kesimler, “çalışmadan kazancı” teşvik edeceği gerekçesiyle karşı çıktı kampanya süresince öneriye.

Kürtaj yasağından minare inşaatına kadar birçok konudaki referandumlarıyla tanınan İsviçre’de bu son referandum, Kıbrıslı Türkler arasında büyük ilgi gördü. “Herkese maaş bağlanması referandumda reddedildi” başlıklı haberler paylaşım ve yorum rekorları kırdı. Hem siyasiler, hem çeşitli kesimlerden sosyal medya kullanıcıları tarafından…

Bazı gazetelere de ilk sayfadan haber oldu.

Bu kadar ilginin sebebi “anlayana” mantığıyla ünlem işaretliydi aslında. “Yani buralarda olsa hayır der miyiz” veya “buralarda herkes devletten maaş çekiyor, bakın görün, ders alın” demekti sanırım Kıbrıslı karşılığı.

“İsviçre gibi” sistem hayal ederken, İsviçreli gibi “birey” olamamanın acısıyla belki, sürekli bir şeylere atıf yapıyoruz. İstediğimizi görüp; istemediğimizi, daha doğrusu işimize gelmeyeni görmeyerek…

Örneğin; bu haberi facobook’daki sayfasında paylaşan siyasi/sosyal medya fenomenlerinden biri, hemen ardından, Başbakan’ın spor kulüplerine, onlarca insana devlet bütçesinden verdiği yemeklere ilişkin takdirini ifade etti.

Aynı paylaşımda bulunan gazetecilerden biri; “siyasileri, siyasi duruş ve söylemleriyle eleştirin; özel yaşamlarını eleştirerek siyasi hıncınızı dile getirmeyin” derken, “özel” dediğinin devlet bütçesinden, yani kendi vergisinden karşılandığının bile farkında olmadığını gözler önüne serdi.

Bir başkası, delik deşik yollar ve sokaklarda akan lağım suları nedeniyle eleştiri yapanları, belediye başkanına “siyasi husumet” içinde olmakla suçladı.

Dünyada en yüksek vergilerin uygulandığı, buna karşın verdiği verginin tek kuruşuna kadar hesabını soran, yol vergisinin karşılığını yol olarak talep eden, devlet bütçesinden çıkacak her kuruşun kendi cebinden çıkacağının farkında olan, “vatandaşlık” bilincinin geliştiği bir ülke olduğu için İsviçre’de böyle bir sonuç çıktı. Daha da önemlisi, bu bilinç nedeniyle belki referandum hakkına sahip oldu.

Her eve şöyle veya böyle devlet maaşının zaten girdiği bu topraklarda, böyle bir referandum kazara yapılsa “ben”i de kapsaması halinde “evet” çıkması güçlü ihtimal.

Bu nedenledir ki; “dağıtan”, haklı haksız herkesin ağzına bir parmak bal sürenlerin hala “başarı şansı” daha yüksek bu topraklarda.

Bu nedenledir ki; çocuklarımızın geleceğini şekillendiren tarihi anlaşmalara, kararlara “pervasızca” imza atılabiliyor.

Uygulamaya geçmeyecek imzalar üstelik; günü kurtarma, benden sonrası tufan mantığıyla…