Protokol görüşmelerinde kilit elektrikte…

0
102

KKTC ile Türkiye arasında 2016 dahil 3 yıllık dönemi kapsayan 3 yıllık Ekonomik İşbirliği Protokolü’ne ilişkin görüşmeler sürüyor. Özellikle elektrik konusunda kilitlenen görüşmelerin, teknik heyetler arasında günlerce devam eden müzakere sürecinin ardından, önümüzdeki bir kaç günde siyasi düzeyde yapılacak temaslarla sonuca bağlanması bekleniyor.

Bir yandan siyasilerin su konusunda yaşanan karmaşadan sağladıkları deneyimle “sessiz” kalması, diğer yandan her gün değişen gündem peşinde sürüklenen medyanın düşük ilgisi nedeniyle kamu gündemine yeterince yansımayan Protokol görüşmeleri, belki yeni bir krizin habercisi değil ama su konusunda olduğu gibi ciddi görüş ayrılıklarına sahne oluyor. Özellikle elektrik konusunda…

Bu yıl dahil 3 yıllık dönem için KKTC’ye hibe veya kredi olarak aktarılacak mali katkıda, ay sonu maaşların ödenip ödenemeyeceğinde de belirleyici olan Protokol, geçmiş 3 yıllık dönemde hükme bağlanan konuların gözden geçirilmesiyle yeni 3 yıllık dönemde atılması öngörülen adımları düzenliyor.

Her dönem KKTC tarafının haklı-haksız reflekslerine neden olan, sahiplenme zafiyeti yaratan; diğer yandan Türkiye’nin güvensizlik ve hükmetme yaklaşımlarının belirtilerini taşıyan protokoller, bu durum nedeniyle bir yandan imzaya rağmen uygulamamayı, diğer yandan toplum dokusuna uygun olmayan düzenlemeleri de gündeme getiriyor.

Resmi açıklama olmamasına karşın, bu günlerde müzakere edilen yaklaşık 70 sayfalık yeni protokol taslağının da bu anlamda geçmiştekilerin çok farklı düzenlemeler içermediği anlaşılıyor. Özellikle kamu maliyesine yönelik tasarruf önlemleri/mali disiplinle ilgili öngörüler, her dönem her protokolde yer alan düzenlemeler… Kimi uygulandı, kimi imzaya rağmen uygulanmadı… Kimi mevzuata veya statükoya takıldı, kimi toplum bünyesine uymadığı için yok farz edildi.

Yeni protokol taslağında yer alan en kritik düzenlemeler, 2013-2015 protokolünde de en fazla tartışma konusu olan özelleştirmeler. KKTC’nin, özellikle koalisyonun büyük ortağı CTP’nin yumuşak karnı…

Ancak; bir önceki protokolde, hatta daha öncekilerde de yer alan telefon ve limanlarda özelleştirmenin, yeni protokol görüşmelerinde ciddi bir sorun yaratmadığı anlaşılıyor. Uzun süreden beri işlevsiz hale gelen bu iki alanda Başbakan Kalyoncu’nun ifadesiyle “kamu-özel ortaklığı” adıyla özelleştirme, KKTC tarafından kabullenilmiş gibi görünüyor. Uygulanır mı bilinmez ama en azından ciddi reaksiyon yok gibi… Başbakan Kalyoncu’nun “limanlarda her şey zaten özel” ifadesi; CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın telefon konusunda “50 yıl geride kaldık, mutlaka özel sektörün devreye girmesi gerekir” açıklaması buna örnek.

Ancak elektrik konusunda durum farklı. Hatta protokol taslağındaki görüşmelerde elektrik konusunun kilit olduğuna, imzadaki gecikmenin bu konudaki ciddi görüş ayrılığından kaynaklandığına dair güçlü deliller var. Zaten Başbakan Kalyoncu da geçtiğimiz gün BRT’ye açıklamasında, “elektrik konusunda anlaşmazlık olduğunu” açık dille ifade etmekten kaçınmadı.

Bir önceki protokol incelendiğinde de, elektrik konusunda düzenlemeler olduğu görülür. Temel yaklaşım, elektriğin yani Kıb-Tek’in üretim, iletim ve dağıtım/tahsilat olarak ayrıştırılması…

Yeni taslakta da benzer düzenleme yer alıyor ancak kritik nokta, ayrıştırmanın ardından özellikle dağıtım/tahsilatın işletme hakkının özele devri. Türkiye kanadı protokol taslağında, Kıb-Tek’in kurumsal olarak 3 ayrı şirkete ayrılmasını ve bunlardan dağıtım/tahsilatın  özele devrini öngörüyor.

Tahsilat/dağıtımın özele devrine kesin bir dille karşı çıkan koalisyon hükümeti, özelikle CTP kanadı, Kıb-Tek’in kurumsal olarak 3’e ayrılmasına da,  ilave maliyete yol açacağı gerekçesiyle sıcak bakmıyor. Bunun yerine, Güney Kıbrıs’ta da uygulanan ve AB mevzuatına uygun “tek çatı altında fonksiyonel ayrıştırma” konusunu tartışabileceğini masaya taşımış durumda.

Yeni protokol taslağında bir diğer önemli unsur da, kablo ile elektrik. Aslında bu da geçmiş protokolde de yer alan, yani yeni olmayan bir konu. Ancak bu kez kablo ile elektrik taşıma önerisinin, yaklaşık 10 yıllık süre içerisinde buhar türbinli santralların ömrünü tamamlayacağı, AKSA’nın da sözleşmesinin biteceği gerekçesiyle “ihtiyaca” dayandırıldığı anlaşılıyor. İhtiyacın ortaya çıkacağı bu 10 yıllık süreye kadar iki ülke arasında yasal mevzuat için alt yapının hazırlanması da Türkiye’nin önerileri arasında. Kabloyla elektrik konusunda temkinli yaklaşım sergileyen KKTC’nin bu düzenlemeye karşı nasıl bir yaklaşım sergilediği ise netleşmedi.

Elektrik konusunda düğümlenen protokol görüşmelerinin bakan veya Başbakan düzeyinde siyasi temasla aşılıp aşılamayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek.

Kabinenin bir üyesinin ifadesiyle, elektrikte gerek tahsilat, gerekse borç yapılanmasındaki iyileşmelerle KKTC tarafının masaya güçlü pozisyonda oturmasıyla, 3 yıllık yeni bir izleme hedefinin ortaya konması ve elektriğin “izleme/bekleme” odasına alınmasıyla protokolün kısa sürede imza aşamasına gelmesi güçlü ihtimal.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here