ÖZGÜRLÜKTEN NE ANLIYORUZ?

0
171

Veya özgürlükçü olmaktan!..

Belki bazılarınız bana “Kuru kafalı” diyebilir…

Hatta “Muhafazakar” yakıştırmasında bulunan da olabilir…

Zaten halihazırda bana “Faşist” ve “Irkçı” diyeneler var!..

Önceleri bunu milliyetçi kesim diyordu, şimdi bu koroya kendilerini “Sosyalist” ve “Devrimci” görenler de katıldı…

Neyse, konumuza dönecek olursak, “Özgürlük” deyince toplum olarak biz ne anlıyoruz?

Örneğin “Sabahın 5’inde 17 yaşındaki genç geçirdiği trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti. Genç sürücünün 240 promil alkollü olduğu tespit edildi” diye bir haber duyduğunuzda ne hissedersiniz?

Mesela benim aklıma ilk gelen şey, “17 yaşındaki bir çocuğun o vakitte, o kadar alkollü bir şekilde dümen başında ne işi vardı” olurdu…

Hatta o vakitte sokakta ne işi olduğunu da sorgulardım!..

Yine yapılan araştırmalara göre ülkemizde uyuşturucu yaşının 12’lere kadar düştüğü söyleniyor…

Burada elbette en büyük suçlu adına devlet bile demenin gereksiz olduğu KKTC ve onu yönettiğini iddia eden hükümetlerdir…

Esasen ise bu ceberrut yapıyı yöneten ve bu ülkeye her türlü pisliği akıtan Ankara’dır…

Sonra sırasıyla Ankara’ya bağlı olan güvenlik güçleri ve bağımsızlığını koruma yetisini kaybetmiş olan yargımızdır…

Peki, bu sıralamada aileler nerededir?

Hem sabahın 5’inde bir eğlence yerinden komaya girecek kadar alkol alan ve sonrasında geçirdiği kaza sonucu tüm ülkeyi yasa boğan çocuk, hem de 12 yaşında uyuşturucu kullanmaya başlayan ortaokul birinci sınıf öğrencisi konusunda tek suçlu adanın kuzeyindeki otorite mi?

Ailelerin hiç mi suçu yok!..

Hepimiz o yaşlardan geçtik…

Evet, kanımız kabarıyordu ve eve girmek dahi istemiyorduk…

Ancak kuralsızlık ve disiplinsizlik, yani aile içerisinde eksik bırakılan otorite yüzünden şansınız varsa aklınız başınıza gelince kurtuluyorsunuz, şansınız yoksa ise ya ailenize tabutunuzu taşıtıyorsunuz, ya çocuk yaşta kürtaj olmak zorunda kalıyorsunuz, ya daha 16 yaşında baba olmayı başarıyorsunuz, ya da uyuşturucu batağına saplanıp kendiniz hapislerde çürürken, ailenizi de mahvediyorsunuz…

Veya tam tersi, hatta belki de en doğrusu, yukarıda da bahsettiğim gibi aile içerisindeki otoritesizliğin bir çocuğa daha 14-15 yaşından sözde özgürlükler vererek ona bir yetişkinmiş gibi davranması sonucunda bu hayatı yaşamak zorunda kalıyorsunuz…

Yaşadığımız erken evliliklerin ve hemen arkasından erken boşanmaların da ana sebebi bence budur…

Biz çocuklarımıza özgürlük değil ne yazık ki kötü ve disiplinsiz bir hayat sunuyoruz…

Ve sonucuna da katlanmak zorunda kalıyoruz…

Özgürlük ve özgürlükçü olmak, çocuk haklarına, insan haklarına ve yönelim ile tercihlere saygı duymaktır, anlayış göstererek bu kültürü toplumsal hale getirmektir…

Çocuk yaştaki çocukları sabahlara kadar uyuşturucunun ve her türlü pisliğin kol gezdiği sokaklara salmak değildir…

Henüz 14-15 yaşındaki çocukların erkek veya kız arkadaşı ile aynı evde kalmalarına izin vermek ve sanki de çocuk bakabilecek bir yaşta olduklarını sanmalarını sağlamak hiç değildir…

İşte bu otoritesizlik ve disiplinsizlik ne yazık ki çocuklarımızı emekten ve çalışmaktan uzak, yani olgunlaşmalarını engellerken, diğer yandan onları kısa yoldan para kazanmaya veya çok daha kötü ortamlara sürüklüyor…

Bunun adı özgürlük değil!..