Offenburg’da yalnızlar (Almanya Yazıları VI)

0
52

Sabah.

Kahvaltı yapıp veda yürüyüşüne çıktım.

Saat henüz onu vurmamıştı.

Bütün sokaklara girip çıkıyorum, fotoğraf çekiyorum, meydanlarda oyalanıyorum biraz, bazen birileriyle ayaküstü sohbetler ediyorum.

Yılanlı heykelin yanında bir aile gördüm.

"Müzik yapıyorlardı".

Dört kişiydiler.

Terliklerin içine çorap giymişlerdi.

Ben terliğin içine çorap giyen onlardan başka kimseyi görmemiştim Offenburg'da.

Sefalet akıyordu üstlerinden.

Bıyıklı olan, en yaşlıları, gitar çalıyordu.

Kotunun paçalarını sıvamıştı yanındaki, şarkıya eşlik ediyordu.

Bir çocuk, herhalde onların çocuğu, dümbelekle ritim tutuyordu.

Kadın bekliyor bekliyordu.

Offenburg'un "tutunamayanlarıydı" onlar, bilinmez, hangi yolculuklardan, hangi acılardan çıkıp gelmişlerdi buraya.

Ama o anda, orada bulunan herkesten farklıydılar, ne bina görecek durumdaydılar ne de bira tadacak.

Çok kötü bir aksanla söylenen çok kötü şarkılara, telleri yorgunluktan çatlayan gitar yol gösteriyordu.

Para attım önlerindeki kutuya.

Bir suçluluk duygusu doldurmuştu aramızdaki havayı.

Ben, kendimi rahatlamak ve onları görmezden gelebilmek için mi para vermiştim?

Bunu düşündüm bir süre.

Hayır, sadece o aileye yaklaşmak ve onların gözlerini daha yakından görmek için vermiştim.

Acı vardı gözlerinde, hüzün vardı, endişe vardı.

İstasyona doğru yürümeye devam ettim.

Tren yarımda gelecekti.

Aceleyle gidip yürüyüşün tadını kaçırmamak, sürprizleri kaybetmemek için erkenden ayrılmıştım otelden.

Ve bir tabela "yoldan çıkardı" beni.

"İkiyüzün üstünde film, tek kişilik özel kabinler, yirmidört saat açığız".

Saat henüz onbir olmamıştı.

Mütereddittim, elimde valiz omzumda çantam vardı, ama ah şu yazmak yok mu, kendimi bir anda "sinemada" buluverdim.

Çeşit çeşit objelerin, her meşrebe uygun filmlerin satıldığı bir dükkândı burası, bir de kapı vardı mavi neonla aydınlatılmış.

"Merhaba genç adam. Dükkâna mı geldin sinemaya mı?"

"Sinema" dedim, "kırkbeş dakika var trenin kalkmasına."

"Onüç euro, içerde otuzdan fazla oda var, canın hangisini çekerse."

Ben cüzdanı çıkarırken çantadan, yan yana geçen iki tren gibi bir adam gelip geçti yanımdan, anlayamadım, hatta göremedim bile kim olduğunu, beyaz bir tişört giymişti, hepsi o.

"Sen paranı bulana kadar adam girdi bile!" dedi gülerek.

Parayı ödedim, mavi kapı metalik bir açılma sesiyle titredi, itip içeri girdim.

Labirent gibi odalar her yanda, hepsinde avaz avaz bağıran adamlar ve kadınlar, bazı odaların kapısı kapalı.

Komikti, ben de komiktim.

Uzun beyaz bıyıkları olan bir adam kapıya yaslanmış film izliyordu.

Eşcinsel filmleri, grup sevişmeleri ve "solo performanslar" ayrı bir bölümdeydi.

Sahte çığlıklar sarmıştı her yanı.

Çift kişilik kırmızı koltukları suni deriden yapılmış büyücek bir salona girdim önce.

Biraz oturdum.

Valizim ve çantam yanımdaydı, bu hâlimle gülünç gözüküyordum.

Beyaz bıyıklı, kapıdan uzattığı başıyla beni görünce selam verip uzaklaştı.

Biraz sonra sıkılıp kalktım.

Labirentte şöyle bir dolaşıp çıkacaktım.

Birden onu gördüm.

Beyaz tişörtlü, hangisinde unuttuğunu hatırlamıyormuşçasına odalardan odalara girip duruyor, ama ger birinde en fazla yarım dakika kalıp çıkıyordu.

Göz göze geldik, başını indirdi, bir başka odaya geçip kapısını kilitledi.

Yeniden mavi kapıya gelmiştim.

Beni bu kadar erken görmek şaşırtmış olsa gerekti ki "beğenmedin mi" diye sordu, "kalabilirsin istediğin kadar."

Ben sadece "ortama" bakmaya girmiştim aslında ama bunu ona söylemedim.

Yaptığı işe saygısızlık olur gibi geldi, tren saatine yanlış baktığıma dair bir palavra sıktım, inandığını zannetmiyorum, belki korktuğumu düşünmüştür.

Sonra, parayı iade edemeyeceğini ama hiç kalmadığım için bir hediye vermek istediğini söyledi.

Bekliyorum, dedim.

"Çikolata sever misin?"

"Severim."

Bu da bir yalandı, ben çikolatayı hiçbir zaman sevmedim.

Bana normalinden üç kat uzun bir Snickers getirdi.

Yüzünde yapışkan, müstehzi bir gülümseme.

Dükkandan çıktığımda kilisenin gongu vuruyordu.

Saat, onbir olmuştu.

Trene doğru ağır adımlarla yürümeye devam ettim.

Twitter: @bilgehanucak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here