NATO ve Kıbrıs…

0
139

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Kıbrıs’taki olası bir çözümdeki rolüne ilişkin bir yazıyı geçtiğimiz Eylül ayında sizlerle paylaşmıştım. Ancak son günlerde NATO’nun Kıbrıs’taki çözüm sürecinde ve sonrasındaki rolüne dair tartışmalar kulislerde yeniden konuşulur oldu. Konuşulma sebebi de garantilerin gündeme gelişi ve bununla birlikte son günlerde Suriye’nin Kuzeyine Birleşik Krallık ve Fransa tarafından düzenlenen hava operasyonları ! Bu hava operasyonlarında da Kıbrıs’taki Birleşik Krallık topraklarının (Ağrotur ve Dikelya) ve askeri üslerinin kullanılması !

Genelden özele doğru bir bakış açısıyla NATO’ya ilişkin bir değerlendirmede bulunmak daha doğru olacaktır.

NATO’nun genişleme süreci 1993 yılında başladı ve 1996 Madrid zirvesinde somut bir şekilde pratiğe dökülmüştür. NATO öncelikle Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerine daha sonra ise Balkanlara doğru genişleme sürecini gerçekleştirmiştir… Rusya’nın direncinden dolayı ise Ukrayna ve Gürcistan’a doğru genişleme gerçekleştirilememiştir…

Uluslararası ilişkilere realist yaklaşanların büyük bir çoğunluğu için NATO’nun işlevinin artık yersiz olduğu savı vardır, NATO’nun “ulusal egemenlikleri” erozyona uğrattığından ve negatif etkisinden bahsedilir.  Neo-Marksistler ise NATO’nun mevcut dünya kapitalist ekonomik sisteminin jandarması-koruyucusu konumundadır… Diğer bir deyişle çok uluslu enerji-maden, teknoloji şirketlerinin çıkarlarını savunan uluslararası bir örgüt olarak algılanmaktadır… Liberallere göre ise uluslararası istikrarın ve ekonomik refahın sağlanmasında önemli bir role sahiptir ve insani müdahalelere ilişkin pozitif rol oynar vs.
Günümüzde NATO’nun müdahalede bulunduğu coğrafyalara baktığımızda NATO’nun pek de istikrar ve ekonomik refah getirme bağlamında başarılı olmadığını görmekteyiz…
NATO, NATO üyeleri ve üye olmayı öngören ülkelerin  Kosova, Afganistan, Irak ve  Libya gibi ülkelerdeki operasyonları bugüne kadar istikrar yerine daha fazla istikrarsızlık getirmiştir. Her gün yüzlerce insanın ölmesine bir şekilde neden olunmuştur !
Dönelim Kıbrıs özeline, Kıbrıs’ta hali hazırda NATO üyesi üç ülkenin askeri varlığı söz konusudur; Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık… Ancak bu üç ülkenin de askeri varlıkları de facto anlamında NATO’yu hatırlatsalar da resmi anlamda NATO’nun Kıbrıs’ta bir yönetim veya askeri karargahı bulunmamaktadır !

Kıbrıs’ta İç Dinamiklerin Önemi

Akıncı ve Anastasiadis arasında yürütülen çözüm müzakerelerinde mülkiyet öncelikli konu olarak ön plana çıkıyor. Ardından toprak-yönetim ve güç paylaşımı konuları geliyor… Adanın askeri güvenliği bağlamında ise garanti antlaşması yeniden gündeme geliyor… Güney Kıbrıs’ta ultra liberal kesimler NATO’nun garantörlüğüne sıcak bakmaktadırlar. Ancak AKEL’in ve diğer sol kesimlerin NATO’lu bir çözüme “Hayır” demesi ve bunu bir kırmızı çizgi olarak ortaya koymaları, DİSİ’nin ve Anastasiadis’in de NATO’lu bir çözümü masaya sunamamasına neden olmaktadır… Bir dış dinamik olarak Rusya’nın Kıbrıs’ta NATO’lu bir çözüme karşı tutumunu da burada hatırlatmakta yarar vardır….. Kıbrıs’ın kuzeyinde ise duruma bakınca da NATO üyeliğine ve garantörlüğüne ilişkin sıcak bir yaklaşımın pek popüler olmadığını söylemek mümkündür… (her ne kadar çok fazla dillendirilmezse de)

Sonuç olarak Kıbrıs’ta olası bir çözüm sonrasında Birleşik-Federal Kıbrıs devletinin bugünkü siyasi atmosferde resmi olarak NATO’ya üye olması veya NATO’nun garantörlüğü altına girmesi pek mümkün gözükmüyor.

Kıbrıs’ta çözüm sürecinde ve sonrasında  Birleşik Krallığın sürekli olarak “egemen topraklarında” askeri üslerini kullanması konusu üzerine sanırım biraz kafa yormakta yarar vardır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here