Müzakereler çıkmazda: Halk devreye girmeli

0
75

Ortak metnin açıklanmasından sonra Kıbrıs’ta estirilen umut dolu atmosfer ve iklim kısa sürdü. Kıbrıs’ın Baharla kucaklaştığı bugünlerde, Kıbrıs Müzakerelerindeki o çok tanıdık olumsuz hava tekrardan adından söz ettireceğine benziyor.

‘Değil Amerikalılar, uzaylılar gelse, arabuluculuk üstlense bir şey değişmeyecektir.

Derin bir uçurum iki toplumu birbirinden ayırıyor’, diyor bir üst düzey Rum kaynak. Aynı kaynak tüm suçu Kıbrıs Türk liderliğinin omuzuna ve özellikle Devriş Eroğlu’na yüklüyor. Kaynağımızın bakış açısına göre, Eroğlu ve ekibi federasyon fikrini bir türlü sindiremedi. Müzakerelerin başlamasıyla beraber, iki taraf aynı, bildik noktalarda ‘sendelemeye’ devam ediyor. Rum tarafı federal hükümetin vasıflarına ve işlevlerine büyük önem atfederken, Tük tarafı iki bölgelilik kaidesi üzerinde ısrarla duruyor. Dahası, toprak, harita ve güvenlik konuları gibi başlıklarda büyük fikir ayrılıkları hala güncelliğini koruyor.

Rum tarafının bakış açısına göre, Maraş’ın bir an evvel açılması müzakerelerdeki olumsuz havayı tersine döndürebilir. Şayet Türk tarafı bu opsiyona dikkatini odaklandırırsa, Rum tarafı Mağusa limanını ve Ercan’ı tartışmaya hazır. Ancak şimdilik bu konularda bir ilerleme söz konusu değil.

Bugünlerde, Yeşil Hattın ve barikatların güneyinde müzakerelerin geleceğine dönük oldukça umutsuz bir atmosfer hakim. Anastasiadis’in çevresi Türkiye’deki seçimlerin sonuna dek ve özellikle 2015’teki –kuzey tarafındaki- cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek müzakerelerde büyük bir gelişmenin kaybedileceğine pek ihtimal vermemekle beraber, dış aktörleri yoklamaya devam ediyor. ‘Bölgede hızla değişen faktörler ve unsurlar söz konusu. Her an her şey olabilirmişçesine hareket etmek zorundayız’, diyor kaynağımız.

Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in kendisi geçtiğimiz saatlerde müzakerelerde gelinen son noktaya açıklık getirme ihtiyacı duydu. Rum toplumun bireyleriyle bir araya gelen Anastasiadis görüşmelerin istenildiği şekilde olumlu bir atmosferde başlamadığı gerçeğine temas etti. Şu ana dek gelen ilk sinyallerin umutları törpüleyici bir mahiyette olduğunu da eklemeyi unutmadı.

Bazı basın kuruluşlarının ve siyasi çevrelerin yansıttıkları resme rağmen, güneyde Anastasiadis’in temas ettiği karamsar tablo hakim. Bu tablo toplumun geniş kesimlerini de etkisi altına almış durumda. Bundan birkaç hafta evvel ‘işte dış güçler devrede, birşeyler değişiyor’ diyen Rumlar bugün ‘aynı tas aynı hamam’ noktasına dönmüş durumda. Hal böyle iken, Kıbrıs’ın geleceği için her adalının omzuna düşen görevler yok mu? Kanımızca var. Ve vakit Kıbrıs’ın geleceği için inisiyatif alma hevesi taşıyan yerel unsurların aleyhine işliyor.

Ocak ayından bu yana, dış güçlerin, büyük devletlerin Kıbrıs Müzakerelerindeki rolünü yeğe göğe sığdıramayan yerel medya ve adanın siyasi aktörleri nedense iş başa düştüğünde susuyor. Aylardan beri kuzeydeki ve güneydeki üniversitelerden, toplumsal aktörlerden ses seda yok. Bölge genelinde tarihi gelişmeler yaşanırken, adalılar utkuları tutulmuş bir şekilde gelişmeleri tribünden takip ediyor.

Adanın güneyinde gerçekleştirilen bir kaç toplantı bildik bazı tezlerin sıralandığı konuşmaların ötesine geçemiyor. Güneyde ve Atina’da gerçekleştirilen toplantılarda Kıbrıs Türk toplumunun esamisi okunmuyor.

Keza, Türk tarafından bakıldığında da resim hiç iç açıcı değil. Kıbrıs Türk basını çoktan teslim bayrağını teslim etmiş durumda. Ne Kıbrıs Rum liderliğini ne de Kıbrıs Rum toplumunu okuyamıyor. Kıbrıslı Türk akademisyenler desen, onlar çoktandır kış uykusunda. Tek bir bilimsel makale, bir sempozyum bir kıpırdanma ihtimali söz konusu değil. Önümüzdeki haftalarda gündeme gelecek olan yerel seçimlerle beraber, Kıbrıs Türk toplumunu yeni bir tehlike bekliyor: Tam anlamıyla kabuğa çekilme durumu.

Yukarıda arz ettiğimiz akıl tutulmasından bir an evvel sıyrılmak zorundayız. Adada ve bölgemizde tarih yazılırken gelişmelere seyirci kalacak olursak bunun hesabını genç nesillere nasıl vereceğiz? ‘Harekete geçmeliyiz’ şiarından kastımız ille de 2003-2004 döneminde, dıştan pompalanan ‘Yes be Annem’ toplantıları ve gösterileri değil. Temas ettiğimiz nokta Kıbrıs’ın geleceğini çok boyutlu bir şekilde toplumsal, bilimsel ve siyasi bazda tekrardan ele almak. Başka bir deyişle yeni bir Kıbrıs tahayyülü ile yola devam etmek.

Yukarıda vurguladık: Kıbrıslılar için zaman aleyhlerine işliyor. Bölgenin genelinde yerel unsurlar bölgenin kaderini ellerine almak için ayağa kalkarken adanın geneli karanlığa ve sessizliğe bürünmüş durumda. Arap coğrafyasında olup bitenler gözümüzün önünde. Milyonlarca insan sokaklarda ülkelerinin geleceğini arıyor.

Fazla uzağa gitmeye gerek yok: Rojava’da ve Türkiye’nin doğusunda, Kürt Otonomi Hareketi’nin giriştiği yoğun siyasal ve toplumsal faaliyet –yersek de, desteklesek de- tarihi bir örnek teşkil ediyor.

Öte yandan, Gezi Dinamiği adanın birkaç mil uzağında adından söz ettiriyor.

Silkinip kendimize gelmenin zamanı geldi ve geçiyor bile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here