MİLLİ GÖREV

0
168

“Büyükkonuk’ta düzenlenecek olan ‘Eko-Gün’e katılmak bizim için milli bir görevdir” diyor YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı!..

Şaşırdık mı?

Elbette hayır!..

Neden mi?

Çünkü bunların, yani Arıklı ve Sennaroğlu gibi adamların “Milli görev anlayışları” birdir de ondan!..

Arif Hoca, “Aynı yolu yürüyenler farklı yere varamazlar” demişti…

Bu söylem bunların için de geçerlidir…

Aynı yolu yürüyorlar ve bu yolun sonu faşizme çıkıyor!..

Kıbrıs Gazetesi’nde çıkan bir karikatür yüzünden gazete binasını basıp ilgili karikatürü çizen karikatüristin kellesini isterken de birlikteydiler…

Nacak ne basın örgütleri bu faşist talep karşısında boyun eğmişti, ne de Kıbrıs Medya Grubu yöneticileri…

Afrika Gazetesi çalışanları faşistler tarafından linç edilmek istenirken de, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya hakaretler yağdırılırken de, meclis damına çıkıp yabancı ülke bayrağı sallayarak “Burasını işgal ettik” denirken de yine işbirliği içerisindeydiler…

Önce Cumhurbaşkanı, sonra da Kıbrıs Türk Toplumu bu faşizme karşı ayağa kalktı…

Cumhurbaşkanı PGM’den ve GKK’dan hesap sordu…

Yürekli bir yargıcımız çıkıp bu faşistlere hukuk ve adalet dersi verdi…

10 binlerce insanımız 26 Ocak tarihinde bu faşizme karşı omuz omuza vererek sokakları inletti…

Yani bir kez daha bu kesimlerin milli görev olarak gördükleri faşizme karşı Kıbrıslı Türkler geçit vermedi!..

Gün geldi Afrika Gazetesi’nin önünde nöbet tutuldu, gün geldi yağmur altında tüm dünyaya “Burası Kıbrıs, bu anlayışı reddediyoruz” mesajı verildi…

Peki, bu faşist kesimlerin “Milli görev” denemeleri sona erdi mi?

Elbette hayır!..

Denedikçe deniyorlar ama başarılı olamıyorlar, asla da olamayacaklar…

Bahsettiğim olaylara karışan faşistlere mahkeme sürecinde destek veren, onlara kefil olan, yargımıza müdahale edilmesi için çağrılarda bulunan ve bu ülkenin bir yargıcının tehdit edilmesine çanak tutan da bu zihniyetin milli görevleri arasındaydı…

Bu defa da Tacan Reynar gibi bir yürekli yargıç çıkıp bu zihniyete gerekli cevabı verdi ve onurlu duruşu ile faşizme bir tokat da toplumumuz adına o attı…

Şimdi bu zihniyet bir “Milli görevden” daha bahsediyorlar…

O da Büyükkonuk’ta düzenlenecek olan “Eko-Gün”e katılmak!..

Katılmayacak olanlara da faşistlik damgası vuruyorlar…

Ey efendiler, siz daha bu topraklarda yokken bu toplum “Milli görevlerini” 1940’lı yıllardan beridir göstermiştir ve de göstermeye devam etmektedir…

Gün geldi tüm olanaksızlıkların içerisinde silahlı mücadele verdi, gün geldi gettolarda yaşamak zorunda kaldı, gün geldi evinden ve yerinden göç etmek zorunda bırakıldı, gün geldi şehit düştü, gün geldi gazi oldu, gün geldi gözyaşları bu toprakları ıslattı, gün geldi acıların en büyüğünü yaşadı ama asla yılmadı ve hiç kimseye yama olmadı…

O nedenle bu topluma “Milli görevin” ne olduğunu söyleme ve öğretme hadsizliğine kalkışmayınız…

Sizin “Milli görev” anlayışınız faşizm, Kıbrıslı Türklerin ise her daim özgürlük mücadelesi olmuştur…

Şimdi ise bizlerin görevi geçmişte mücadele verip bu topluma onurlu bir yaşam inşaa etmesi için fırsat yaratan büyüklerimizin emeğine saygı göstermek adına bu adayı yeniden birleştirmek ve iki toplumun barış içerisinde yaşamasını sağlamaktır…

Kim ki bu anlayışa saygı göstermez, kim ki bu toplumun kültürüne ve değerlerine saldırır, işte onlara karşı da bu toplum gereken görev nereyse onu yerine getirmekten asla çekinmez…

Bu da böyle biline!..