Mazbata Bilmecesi Üzerine

0
109

Her gün yeniden güneşin doğuşu gibi yeni sorunlar, umutlar, aklınıza gelen her şey yeni günde bizi bekliyor.

Bu gerçekler ışığında çoğu defa çaresizliğimize üzülürüz! Çare bulmaya çalışmak yerine bunu başkalarının omuzlarına yükler kendimizi olayların dışına atıveririz!

İçinde bulunduğumuz günlerde toplum sorunlarına duyarlılığını yitirmeden yaşamak hem de kendince çare üretme uğraşı içerisinde olmak zor ancak imkansız değildir…

Fazla edebiyat yapmadan bir süreden beri toplumun bir bakıma tümünü hem ekonomik hem de sosyal yönden ilgilendiren ve bazılarınca “ mazbata sorunu” bazılarına göre ise “ tahsili imkânsız  olan borçların yeniden yapılandırılması v.s.” olarak adlandırılan konuya ilişkin olarak çeşitli kesimlerden ve şahıslardan görüşler zaman zaman yazılı ve görsel basında yer almaktadır. Seçimlerden önce olduğu gibi seçimlerden sonra da güncelliğini koruyan ve esaslı tedbirler alınamadığı için geçici olarak ertelenen bu konularla ilgili olarak “ birilerinin kulağına su kaçırmak” adına yinelemekte fayda görmekteyim.

Bilindiği üzere seçimlerden önce bu konuda bir çıkış yolu bulmak adına bir yasa yapıldı, daha sonra bu yasada öngörülen süreler uzatıldı ve yine uzatıldı…

Bu yasadan önce ve sonra toplum kesimleri birbirlerini suçlamaya varacak kadar işi ileri götürerek kendi haklılığını kamuoyu huzurunda kanıtlamaya çalıştı… yasayı veya yasa tasarısını eleştirenler acımasızca suçlandı…

Bugüne kadar çözüme kavuşturulmamış ancak çözümü ertelenmiş olan bu konuda çare üretmek adına çalışmalar yapıldığına inanmaktayım. Bu nedenle geçmiş yasaya eleştirisel bir yaklaşımla hatalı gördüğüm noktaları sıralamak isterim.

Umarım ki bu değindiklerim bir nebze olsun birilerini düşünmeye yönlendirir ve yapılacak olan çalışmalara ışık tutar…

Bilinmelidir ki eski parlamento ve hükümet edenler tarafından hazırlanan ve meclisten geçip yürürlüğe giren yasa ile yapılmak istenenler vatandaşın derdine çare bulma değil, bugüne değin yapmayı beceremedikleri ve halk arasında “faiz yasası” diye bilinen görevlerini yerine getirmekten belirli bir süre kurtulma uğraşısı idi…

Başka bir deyimle Faiz Yasası yapamayanlar belirli bir süre için bu baskıdan kurtulmak adına işbu yasayı geçirmişlerdi…

Şimdilerde yeniden yasal düzenleme yapılmak suretiyle sorunların aşılması gündemde sanırım. Bu nedenle eski meclis zamanında yapılmış, oy kaygısı taşıdığı açıklıkla belli olan ve köklü çözümden uzak yasanın bence sakıncalı taraflarına değinmek suretiyle yeniden yapılacak olan yasal düzenlemede ayni hataların tekrarını önlemektir.

Eskiden yürürlüğe konmuş ve halen geçici çözümler için kullanılabilen yasayı irdeleyecek olursak:

Söz konusu yasada:
a) Adından  da anlaşılacağı gibi tahsili geciken ve/veya tahsil edilemez hale gelen borçların ekonomik iyileştirilmesi için yeniden yapılandırılmasını amaçlamaktadır.

b) Borç alacak ilişkilerindeki iyileştirme ve faiz, kısıtlamasını her meselede değil, sadece bu yasa kapsamına giren meselelerde yapmayı amaçlamaktadır.

c) Teminat altına alınmış borç – alacak ilişkilerinden bahsedilmemekte ve sadece borcunu ödemekle ilgili aciz hale gelmiş kişiler açısından çare üretmeye çalışmaktadır.

d) Söz konusu yasa ile  “ kredi sağlayıcısı “ adı altında gerçek kişilerin ödünç para verme işiyle uğraşlarının yasal statüye kavuşturmuşlardır ki bu husus üzerinde ciddiyetle durulması gerekmektedir. ( tefeciliğin önlenmesi için)

e) Yasa kapsamına girdiği ileri sürülen borçların yapılandırılması için borçlulara 4 aylık bir süre tanımakta idi. ( Daha sonra bu süre bir şekilde uzatılmıştır) Ancak yasanın yapılış amacından uzaklaşmadan yapılacak iyileştirme ile ayni konu hakkında verilmiş olan bir mahkeme hükmüne rağmen yeniden mahkemeye başvurma zorunluluğu getirilmek suretiyle ikinci kez mahkeme yolu açılmakta ve yeniden masraf yüklemese bile,  verilen bu mahkeme hükmünden sonra eski hüküm yok sayılmak istenmekte ve “mahkeme hükümleri yerine getirilmiş sayılır” denmektedir.(Bu noktada yargıya açıkca müdahale vardır)

f) Borçların yapılandırma talebi kabul edilmemesi halinde yine vatandaşa yargıya başvurması tavsiye edilmektedir. 2. kez mahkeme yolu gösterilmektedir.

g) Borcuna ve taraflar arasında varılan mutabakata uygun hareket eden ile etmeyen ayni kefeye konmakta hatta uymayan daha üstün tutulmakta ve ödüllendirilmektedir. Bazılarına göre “BEĞENMEYEN KADIYA GİTMEKTE SERBESTTİR!”denilmektedir.

h) Hakem müessesesi her ülkede  yargı yoluna başvurmadan önce ve sırf taraflar arasındaki ihtilafı MAHKEME DIŞI ÇÖZMEYİ AMAÇLAYAN , ÇALIŞMA BARIŞINI TEMİN İÇİN kullanılan bir yöntem olduğu halde bizim gibi şahsına özel ve dünyada eşi  benzeri olmayan ülkemizde İKİNCİ KEZ alınacak olan mahkeme hükmünden sonra ,  ihtilafa çözüm için devreye girmekte ve alacağı kararları beğenmeyen tarafa  3. Kez  yargı yolu gösterilmektedir

i) Bu cümleden olmak üzere borç – alacak ilişkilerinde esas sorunun uygulanan faiz hadleri ile sair hadleri ile bunun haricindeki haksız kazanç yollarının önlenmesi olduğundan hareketle ilk önce devlet ve  yarı devlet teşekkülü olan idarelerinin geciken ödemeler için ve “ kamu alacaklarının tahsili yasasına dayanarak” vatandaştan almakta olduğu  ve her ay katlanarak büyüyen faiz hadleri veya yasanın öngördüğü gecikme cezalarının gözden geçirmesi ve faiz hadleri ile ilgili yasal düzenlemenin gecikmeksizin yapılması gerekir kanısındayım.

j) Son olarak kıssadan hisse çıkarılabilir umuduyla  1919 tarihinde yürürlüğe girmiş olan bir yasanın  “ TEFECİLİK ( ÇİFTÇİLER) YASASI”’nın 4. Maddesini aynen aktarmak suretiyle bugün çare üretilmeye çalışılan konularla ilgili olarak yorumu sizlere bırakmak isterim.

“Aşırı Faize Çare İlgi yasa sadece 4 maddeden oluşmakta olup adı geçen yasanın  4. Maddesi aynen aşağıda belirtildiği gibidir.

4.   Bir çiftçiye borç veya avans olarak verilen herhangi bir paranın geri alınması veya borç veya avans olarak verilen para ile ilgili herhangi bir sözleşme veya teminatın icrasının icbarı için borç veren kişinin Mahkemede yargı işlemi başlatması, ve fiilen borç veya avans olarak verilen miktara yükletilen faizin aşırı olduğu veya masraf, soruşturma, araştırma, ceza, ikramiye, prim, yenileme veya başka herhangi bir yüklem olarak yükletilen miktarların aşırı olduğu veya işlemin herhangi bir açıdan vicdanen kabul edilemeyecek ölçüde ağır olduğu yolunda Mahkemeyi tatmin edecek şahadet bulunması halinde, Mahkeme, borçlanma muamelesini tekrar açabilir ve borç veren ile çiftçi arasındaki hesabı gözden geçirebilir ve taraflarca kabul edilmiş bir hesabın varlığına veya yükümlülük yaratmayı amaçlayan bono, ipotek veya sözleşmeye rağmen, çiftçiyi adil olduğu hükmüne vardığı borç miktarından fazla herhangi bir miktar ödemekten bağışık tutabilir ve çiftçi hükmedilen miktardan fazla bir şey ödemişse veya hesabına geçirilmesine müsaade etmişse, borç verenin bu fazlalığı geri vermesini emredebilir ve borç veren tarafından borç veya avans olarak verilen para ile ilgili olarak verilen herhangi bir teminatı veya yapılan sözleşmeyi iptal edebilir, gözden geçirebilir, düzeltebilir veya değiştirebilir ve borç veren teminatı elden çıkarmışsa teminat için çiftçiyi tazmin etmesini emredebilir. Borç veren bir kişi tarafından bir çiftçiye borç veya avans olarak verilen bir parayı geri almak için yargı işlemi başlatılabileceği herhangi bir Mahkeme, borç veya avans olarak verilen paranın geri alınması için borç verenin başlattığı yargısal işlemlerde bu madde gereğince sahip olduğu ve kullandığı ayni yetkilere sahip olur ve çiftçinin talebi üzerine bu yetkileri kullanabilir ve Mahkeme, aksine mevcut olması muhtemel herhangi bir sözleşmeye rağmen borç veya avans olarak verilen paranın vadesinin gelmemiş olmasına bakılmaksızın, çiftçinin yapacağı bir istidayı kabul etme yetkisine sahiptir.”

Düşünün ki daha 1919 yılında Kanun koyucu Faiz Mağdurlarını  önlemek adına  ve özellikle  o zamanki tarıma dayalı olan ekonomiyi de dikkate alarak  böyle bir yasal koruma öngörmüştü.

Bizde ise seneler var” faiz yasası” daha doğru bir tanımla alacak- borç ilişkilerinde uygulanması gereken faiz  hadleri ISRARLA belirlenmemekte , bu nedenle ticaret hayatı her iki taraf açısından ve özellikle borçlanmak zorunda kalanlar için kabus olmaya devam etmektedir.

En yakın bir tarihte   ve  yukarıdaki hususlarla ilgili gerçek anlamda yasal düzenleme yapılması  umuduyla…..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here