“Mario Levi İçin…”

0
84

Utanarak itiraf ettiğiniz şeyler vardır…

Yüzünüz kıpkırmızı bir mahcubiyete keser.

Benim için de bugüne kadar Mario Levi’nin hiçbir kitabını okumamış olmak böyle bir utanç sebebi.

Oysa, hiç okumamış olmama rağmen oldukça sevdiğim yazarlardan biridir Mario Levi.

Neden sevdiğini bilmiyorum ama seviyorum işte.

Geçen hafta, Enver Aysever’in CNNTürk’te yayınlanan “Aykırı Sorular” programına konuk olmuştu.

Gül İrepoğlu ve çok sevdiğim ustam Selim İleri’yle birlikte.

Programı izlerken gene aynı şeyi düşündüm, artık bir an önce Mario Levi okumam lazımdı.

Gene olmadı, onun yerine Çetin Altan’ın piyeslerini okurken buldum kendimi.

Evet, Mario Levi’yi belki hiç okumadım ama kendisi hakkında epey fikrim var.

Mesela, ikimiz de Türk edebiyatının en önemli kitapları arasına tereddüt etmeden yazarız Yarın Yapayalnız’ı.

Levi’nin benden birkaç bin cilt fazla okumuşluğu vardır ama beni çok etkileyen bir kitabı, onun da böylesine beğenmiş olması ortak birçok noktamız olduğunu hissettirir hep bana.

İsrail’in Gazze’deki vahşetine tepki göstermekle, Yahudi nefreti kusmak arasındaki farkı anlayamayan bir güruh, İsrail devletine karşı giriştikleri boykotta listelerini açıklamışlar.

Listede, İstanbul’un en naif yazarlarından Mario Levi de “kitaplarıyla” yer alıyor.

Şimdi, mantık şöyle işliyor herhalde:

Biz “Yahudi mallarını” almazsak, İsrail hizaya gelir, o zaman biz de en kolayından başlayalım, Mario Levi diye bir yazar var, onun kitaplarını sattırmayalım.

Ne olur peki Mario Levi’nin kitaplarını boykot edersen?

İsrail mi batar?

Yooo.

Ben size söyleyeyim, İsrail’in haberi olmaz ama biri kesinlikle batar ki, o da Mario Bey olur.

Peki, Mario Levi “yeter be!” deyip yazmayı bırakırsa ne olur?

Türkiye’nin git git çölleşen edebiyat dünyasından bir çınar daha eksilmiş olur.

Biraz daha çoraklaşırız.

Mario Levi’ye laf edenlerin kendilerine şunu sormaları lazım:

“En azından Türkçe adına biz ne yaptık?”

Bir Mario Levi’ye bak, bir kendine.

Hele ki bu adam İsrail’in vahşetine destek vermemiş, ortak olmamış, görmezden bile gelmemiş.

Vicdanın iyiden iyiye kaybolduğu günler bunlar.

Yarın sabah, fırsatını yakaladığım an gidip Mario Levi’nin kitaplarından birini alacağım.

Mario Levi okumak zaten çok gerekli bir şeydi, diyebilirim ki olmazsa olmazdı ama artık bu bir gereklilik değil “zorunluluk”.

Irkçılığa karşı, düşmanlığa karşı, konsolidasyona karşı, aptallığa karşı, cehalete karşı olan herkes için “Mario Levi okuma vakti” geldi.

Yaptıklarımızdan ve çektirdiklerimizden dolayı özür dileyeceğimiz edebiyatçılar kervanına Mario Levi de katıldı.
Mario Levi’ye zulüm edenleri, onu hedef gösterenleri, kitaplarını “boykot edilecek ürünler” arasına sokanları lanetliyorum.

Bazen yazı yazmaktan çok daha fazlasını yapmak istersiniz ama elinizden gelen başka hiçbir şey yoktur.

O günleri yaşıyorum.

Mario Levi’yi okumamaktan dolayı duyduğum kıpkırmızı utanç, artık ona karşı yapılanlardan dolayı büyük bir öfkeye dönüştü.

Galiba bu Mario Levi adını ben her duyduğumda yüzümün kızarmasını engelleyemeyeceğim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here