Liderliğe En Fazla İhtiyaç Duyulan An

Liderliğe En Fazla İhtiyaç Duyulan An
Haber İçi Üst 745×140

 

 

 

 

 

Aysu BASRİ AKTER-Crans Montana

 

Crans Montana’da tarihi Kıbrıs zirvesi başarısızlıkla sonuçlandı. Kıbrıs tarihinin en uzun konferansından sonuç çıkmadı.

 

İlgili bütün tarafların 10 gün boyunca gösterdiği neredeyse insan üstü çaba heba oldu.

 

Günlerce, yüzlerce belge ve kağıt arasında, onlarca saat bir maraton içinde harcanan çabalar boşuna çıktı.

 

Çok uzun anlatmaya gerek yok ama bu sürecin ardından mutlaka altının çizilmesi gerekenler var;

 

Öncelikle bu konferansın kapanışını sabahın 3’ünde bizzat Genel Sekreter Guterres’in yapmış olması, BM’nin artık Kıbrıs sorununu kapattığının en açık göstergesidir.

 

Genel Sekreter’in bununla ilgili ne söylediğinden ziyade, bunu nasıl söylediği, kısa süre içinde Kıbrıs’taki BM misyonunun tamamlandığının ilanıdır.

 

Konferans çok açık şekilde yeterince liderlik gösterilememesi, tamamen kısa vadeli iç siyasi kaygıların galip gelmesi nedeniyle başarıya ulaşamadı. Ve bunun da en açık sorumlusu Kıbrıs Rum tarafı olarak görülüyor.

 

Rum tarafı askerin tamamen çekilmesi noktasında ısrar ederek, masayı kilitledi ve neredeyse müzakere etmedi.

 

Yoksa müzakere etse Türkiye’nin Kıbrıs sorunu tarihinde yaptığı en büyük açılımını karşılar, eğer iddia ettiği gibi bu açılım bir blöf ya da göstermelikse, bunu ortaya çıkarabilirdi.

 

Yine de bütün uluslararası aktörlerin önünde masayı ilerletmeyen taraf olarak Kıbrıs Rum tarafı açıkça işaret edilse bile, ödeyeceği bedel, süreç içinde kendi ülke koşullarında ödeyeceği bedeldir.

 

Kıbrıslı Türkler’in mevcut pozisyonunda, tanınma, uluslararası hukuk alanında kullanabileceği ayrıcalıklardan yararlanma gibi bir durumun da söz konusu olmadığının altını çizmekte fayda var.

 

Aksine, bu sürecin en büyük bedelini Kıbrıslı Türkler ödeyecektir.

 

Anastasiadis, adada 650 askerli çözümle 40 bin askerli çözümsüzlük arasında bir seçim yaptı ve 40 bin askerli çözümsüzlük ortamını seçti.

 

Dolayısıyla bundan sonra iki toplumlu ilişkilerin daha da gerilmesi, yaşanan hayal kırıklığının ve kısa süre içinde başlayacak eleştiri bombardımanının etkisiyle, yan yana yaşamanın da sıkıntılı olacağı bir döneme girebiliriz…

 

Bunu Annan Planı referandumu sonrası yaşayan bir toplum olarak bu süreçten her kesimin çıkaracağı önemli dersler olduğuna inanıyorum.

 

Daha muhafazakar siyasetçilerle, bu gerginliğin daha da tırmanmasına şahitlik edebiliriz….

 

Özellikle adanın Kuzey’inde çok daha muhafazakar bir yapının ve buna paralel, sosyal, ekonomik ve siyasi yapının şekil değiştirmesini izlayebiliriz.

 

Sivil toplum hareketlerinin cılızlaştığı, muhalif demokrasinin ortadan kalktığı, özellikle çözüme odaklı sol siyasetin reel ortama uyarlanması halinde kimlik, uyarlanmaması halinde varlık kaybedeceği süreçlere şahitlik edebiliriz.

 

Akdeniz’de tarafların arasında yaşanacak sıcak bir gerginlikten nasibimizi alabiliriz.

 

İşte tam da bu yüzden, Kıbrıs sorunun çözümsüzlük ortamında liderliklere çok daha fazla ihtiyaç vardır. Sadece nokta koymak değil, güçlü iktidar yapısının dayattıkları karşısında da durabilmek önemlidir.

 

Ve bu süreçte toplumun, samimiyet ve sağduyusunu yakından izlediğim Mustafa Akıncı başta olmak üzere, Kıbrıs Türk siyasetinin böyle bir liderliğine ihtiyaç vardır.

 

Aksi kimliksizleşmek ve daha da silikleşerek tedavülden kalkmaktır.

 

Ve Kıbrıslı Türkler bu tehditle başbaşadır.

Facebook Yorumları
2
BeğenBeğen
1
ÜzgünÜzgün
0
MuhteşemMuhteşem
0
HahahaHahaha
0
İnanılmazİnanılmaz
0
KızgınKızgın
Teşekkürler!

Benzer yazılar

Haber İçi Alt 745×140