Kurucu Devlet Olmaz Başka Birşey Versek?

0
82

Kıbrıs Aziz Nesinlik bir memleket. Her an herşeyin olabileceği, aslında gündelik bazda pek kayda değer bir şeylerin olmadığı, ama ara sıra adanın genelinde ‘müthiş kıpraşımların’ yaşandığı bir mekandan bahsediyoruz.

Bu küçük adada herkes kendi çapında bir ‘profesör’, ‘bilgiçtir’ çoğu zaman. Hele mevzu Kıbrıs Meselesi oldu mu herkes işin uzmanı kesilir. Bilinçaltındaki öfke birikimi ve yılgınlık çoğu zaman kendisini yüzeysel kıskançlık krizleriyle ve ‘başkalarını, ötekiyi kötüleme nöbetleri’ ile ifade eder. Kıbrıs bir bakıma Asteriks’in köyüne benzer.

Ortalık her zaman sakin ve her zaman toz duman. ‘Deli yüreklerin’ hüküm sürdüğü küçük bir memleket…

Bu yazının kaleme alınmasından birkaç saat evvel Türkiye Dışişleri Bakanı’nın Kıbrıs ile gerçekleştirdiği bir açıklama şu ‘gavur’ faninin başına neler açtı bir bilseniz? Aziz Nesinlik bir hikayedir anlatacağım aslında. Aynı zamanda Kıbrıs Sorununda umutların yerini umutsuzluğa bıraktığı buğulu bir sarmal…

Mevlüt Çavuşoğlu dünkü açıklamasında ‘iki devletli çözümü’ referans verdi. Bu önemli açıklamayı Kathimerini gazetesindeki görevim icabı Türkçe’den Yunanca’ya tam çeviri ve hiçbir yorum katmaksızın okuyucularıma ulaştırdım. «Λύση δυο κρατών», dedik Yunancada. Bununla da yetinmedik Türkiye Dışişleri’ne başvurduk. Bir açıklama talep ettik. Açıklama çok sağlam bir kaynaktan 19.30 sularında elimize ulaştı. Türkiye’nin Dışişleri Bakanı ilgili açıklamayı Annan Planı’na referansla gerçekleştirmişti.

Geçtiğimiz haber ve ilgili açıklama, Nikos Anastasiadis’in Mustafa Akıncı ile buluştuğu anlarda güneyde çalkantıya neden oldu. Rum Devlet Televizyonu ve Haber Ajansı ‘kurucu devlet’ terimini aslında Ankara’nın ‘kurucu devletçik-eylat (συνιστών κρατίδιο, συνιστώσα πολιτεία) olarak çevirmek zorunda olduğumuzu vurguladı. Bu yöndeki yayınların bugünde devamı geldi. Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı bu tezi doğrulayıcı açıklama yapmış (Çavuşoğlu’nun ilgili açıklaması bu yazının kaleme alındığı saatlerde hala ajanslara düşmemişti).

Rumlar Annan Planı’nda ‘constituent state’ terimini ısrarla neden Yunancaya ‘kurucu eyalet’ olarak çevirmek niyetindeler? Sorunun cevabı aslında oldukça basit. Denktaş’ın zamanında gündeme taşıdığı konfederasyon perspektifi Rumların hala korkulu rüyası. ‘Dünyaca tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti (1963 yılından itibaren de facto olarak Rum kontrolü altında olan devlet) nasıl olur da KKTC denilen yasadışı yapıya bir tutulur? Nasıl olur da bu iki yapı federayon kurarlar?’ Güneyde bu sorular gündemdeki yerlerini koruyor. Kuzeydeyse ‘kurucu devlet’ noktasında bir sıkıntı söz konusu değil. ‘Devlet’ olgusunun başka bir şekilde Türkçeye çevrilemeyeceği aşikar bir gerçek. Ankara açısından konuya bakacak olursak, konu biraz daha karmaşık. Federal çözüm perspektifini tartışırken, KKTC’ye sırtını çevirmek istemeyen bir Türkiye Cumhuriyeti ile karşı karşıyayız. Bu yüzden muğlak ifadeler bazı durumlarda oldukça fayda sağlayabilir.

Konunun siyasi boyutunu bir tarafa bırakıp, isterseniz akademisyenlere, çıkar hesapları, milli ütopyalar peşinden koşmayanlara bir ses verelim. ‘Türkçe’deki devlet kelimesinin kaynağı Arapça’dır’diyor Yunanistan’ın tanınmış Arap Dünyası ve Osmanlı Tarihi Profesörü, Aleksandros Kuçis. Panteion Üniversitesi’nin saygın hocasına göre Arapça’da ‘devlet’ ‘devlet yapısı’ anlamını taşır. ‘Türk tarafı constituent state babında istese Osmanlı’nın çizdiği yolda ilerleyebilirdi. Bu durumda ‘eyalet’ terimini kullanabilirdi. Ama siyasi nedenlerle devlet kelimesi üzerinde ısrar ediyor’, diyor Yunanlı Profesör.

Kuçis’in yorumuna, Ankara Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler dalındaki uzman isim Mustafa Türkeş de katılıyor. ‘Bir tanımlama meselesiyle karşı karşıyayız’, diyor Türkeş hoca ve ekliyor: ‘İki taraf muğlaklıklar üzerinden hareket ediyor. Muğlaklıkların içini zamanı gelince doldururuz’ mantığı hakim her iki tarafta da’.

Son olarak tanıdık ve dost bir ismin yorumuna başvuralım. ‘Oluşturucu devlet nasıl olur da Yunancaya kurucu eyalet olarak çevrilebilir ki’, diye soruyor Mehmet Hasgüler hoca. Hasgüler şu an itibariyle müzakere masasında kendi kaderini tayin hakkına sahip iki devletin bulunduğu gerçeğinin altını çiziyor. İki devlet federasyon noktasında anlaştıktan sonra ‘eyalet’ terimi geçerlilik kazanabilecek. Zira bu durumda iki kurucu devlet ortak devlete kendi egemenliklerinin bir kısmını devretmiş olacaklardır. 

Yukarıda vurguladıklarımız çok önemli bir noktaya ışık tutmakta: Kıbrıs Müzakerelerinin özüyle ilgili çok manalı bir konuda ideolojik, mikropolitik ve etnik zorlamalarla karşı karşıya kalmış durumdayız. Nikos Anastasiadis’in ve Mustafa Akıncı’nın çözüm kararlılığından şüphe etmiyorsak, kendilerinden bir talepte bulunmak durumundayız:

Lütfen bir an evvel İngilizce ‘constituent state’ teriminin yanına bir parantez açıp Türkçe ve Yunanca karşılıklarını kayıt altına alın. Korkarım ki, bu gerçekleşmediği takdirde 1960-1963 dönemine damgasını vuran temel yanlışlar 21.yüzyılda da bu adanın kaderini tayin etmeye devam edeceklerdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here